Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/8227 E. 2013/5022 K. 01.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8227
KARAR NO : 2013/5022
KARAR TARİHİ : 01.03.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’ nın 85/1, 62, 53/1-2, 53/6, 63. maddelerigereğince mahkumiyet, sürücü belgesinin gerialınması

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükmün gerekçesinde “sanığın, hazırlık beyanlarından da anlaşılacağı üzere alkol alıp, Gümüşova ilçe merkezinde kaza sırasında 90-100 km hızla seyretmesi dikkate alınarak, suçun işleniş şekli, pişman olduğunu her hangi bir şekilde belirtmemesi, katılanların hiç bir zararını karşılamaması karşısında pişmanlık göstermediği kabul edildiğinden sanığa verilen hapis cezasının, ….TCK’nın 50 maddesi gereğince paraya çevrilmediği” nin belirtilmiş olması ve hüküm fıkrasının ilgili bendinde de “Sanık hakkında TCK’nın 50 … maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına” denilmek suretiyle takdir hakkının olumsuz olarak kullanıldığının açıkça ifade edilmiş olması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, lehe yasa hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden anılan madde ile hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin 4. bendinin hükümden çıkartılmasına, usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün isteme uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01/03/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Olay tarihinde gece vakti ölen …’nın idaresindeki otobüsüyle olay yeri kavşağa geldiğinde geçiş önceliğine uymayarak kavşağa girdiği ve kavşak mahalline gelirken hızını mahal şartlarına ayarlamayan ve ölene göre geçiş önceliği olan sanığın kamyonetiyle çarpması sonucu otobüs sürücüsü …’nın ölümüyle sonuçlanan olayda sanık …’ın tali, ölenin asli kusurlu olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile tesbit edilmiş mahkemece de bu şekilde kabul edilmiş, sanık hakkında yapılan yargılama sonunda 11.03.2009 günlü hükümde tali kusurlu sanık hakkında TCK’nın 85/1, 62. maddeleri gereğince temel ceza alt kısımdan tayin edilip sanığın tali kusurlu olması gerekçesiyle TCK’nın 53/6. maddesi uygulanmamasına ve “sanığın tali kusurlu oluşu, kişiliği, tutum ve davranışları, suç işlemeyeceği konusunda olumlu ve yeterli kanaat geldiği” gerekçesiyle CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Bu karara katılan vekilinin itirazı üzerine itiraz mercii Niğde Ağır Ceza Mahkemesince zarar giderilmediği nedeniyle itirazın kabul edilmesinden sonra mahkemece duruşma açılıp taraf teşkili sağlandığı ve 01.07.2009 tarihli hükümle TCK’nın 85/1. maddesi gereğince yine alt sınırdan temel ceza tayin edilip “sanığın geçmişi ve sabıkasız oluşu gerekçesiyle TCK’nın 62. maddesi ile cezasından indirim yapılmış, ancak yasal şartları oluşmadığından bahisle TCK’nın 50 ve51. maddelerinin uygulanmasına ilişkin isteklerinin reddine karar verilirken hükmün gerekçesinde sanığın “duruşma ve yargılama sürecinde pişman olduğuna dair tavır tutum ve davranışlarının gözlemlenmediği ve pişmanlık göstermemesi nedeniyle bir daha suç işlemeyeceği konusunda kanaat gelmediğinden ve sanığın alkol alıp 90-100 km hızla seyrettiği şeklindeki beyanı, suçun işleniş şekli ve pişman olduğunu belirtmemesi ve zararı karşılamaması nedeniyle yasal şartları oluşmadığından TCK’nın 50. maddesinin uygulanmamasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında mahkemece verilen 1. ve 2. hükümler aynı hakim tarafından verilmiş olup, mahkeme hakimi açıklanmasını geri bıraktığı hükmün gerekçesinde “sanığın tali kusurlu oluşu, kişiliği, tutum ve davranışları, suç işlenmeyeceği konusunda olumlu ve yeterli kanaat geldiğinden şeklindeki gerekçeyle sanık hakkında en lehe değerlendirmeyle CMK’nın 231. maddesini uygulamış, kararının itiraz merciince kaldırılması üzerine mahkemece açılan duruşmada sanık ve müdafii hazır bulunmuş, ilk hükümden önce de sanık 02.07.2008 günü celsede hazır bulunup aile bireylerini ölenin yakınlarına gönderdiğini beyan etmiş, devam eden celselerde ve keşifte sanığın müdafii hazır bulunmuş ve sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışına rastlanılmamıştır.
Bu tesbitler karşısında; 1 ve 2. kararların gerekçeleri arasında çok büyük aykırılık bulunmakta ve gerekçeler inandırıcılıktan uzak olup, dosya kapsamıyla bağdaşmadığı gibi özensiz yazıldığı görülmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile 2. hükmün arasında tarih olarak 3 ay 20 günlük bir süre bulunmakta ve mahkeme hakimi de değişmediği gibi bu süre içinde sanık aleyhine olabilecek ne gibi bir tespit ve kanıt elde edildiği açıklanmaksızın tali kusurlu sanığa alt sınırdan hükmedilen hapis cezasının paraya çevrilmesi ve ertelenmesi taleplerinin özensiz ve yetersiz gerekçeyle reddine karar verilmesi nedeniyle hükmün onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.