Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/7040 E. 2023/5525 K. 25.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7040
KARAR NO : 2023/5525
KARAR TARİHİ : 25.09.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/120 E., 2015/73 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2015 tarihli ve 2014/120 Esas, 2015/73 Karar sayılı kararı ile; sanığın mağdurenin yaşı hususunda kaçınılmaz hataya düştüğü gerekçesiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası delaletiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Mağdurenin birlikte yaşadığı dedesi Hakkı’nın şikâyetçi olması karşısında mahkûmiyet hükmü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın kastının bilme ve isteme unsuru içinde hareket etmesinden ötürü atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmasına karşın yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

C. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinden alınan raporda mağdurenin suç tarihi itibarıyla on iki yaşıını bitirdiğinin belirtilmesi ve sanığın eylemleri dikkate alındığında mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğünün mümkün olmaması karşısında mahkûmiyet kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Kayden suç tarihinde on iki yaşında olan mağdurenin 20.02.2013 günü gündüz vaktinde okula gitme bahanesi ile ikametten terk niyeti ile ayrılıp bir süre çevrede gezindiği, ilerleyen saatlerde parkta arkadaşları ile birlikte oturmakta olan sanık ile karşılaşıp tanışarak bir süre sohbet ettikleri, evden kaçtığından bahseden mağdurenin kimliği olmamasından ötürü otele gidemeyeceğini söylemesi üzerine sanığın, adı geçeni ablasına ait ikamete götürerek ablası tanık Hülya’ya mağdure ile evlenme niyetinden bahsettiği, adı geçenlerin anılan mahalde konakladıkları gecede rıza dahilinde vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadıkları, anılan ikamette iki gece kalan sanık ile mağdurenin 23.02.2013 tarihinde … isimli mahalde gezindikleri sırada sanığın, mağdurenin çantasını almak amacıyla ikamete gidip çantanın içindeki eşyalara baktığı sırada mağdurenin kimliğine bakıp yaşını öğrendikten sonra adı geçenin yanına giderek gerçek yaşını beyan etmeyen mağdure ile yaşadığı tartışma sonrasında adı geçenin yanından ayrıldığı, hakkında kayıp ilanı verilen mağdurenin aynı gün içinde kolluk kuvvetlerine müracaatı ile intikalin gerçekleştiği olayla ilgili Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde maruz kaldığı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin geliştiği, beden ve ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olduğu alınan adlî raporlar ile anlaşılan mağdurenin, sanık ile vajinal yoldan cinsel ilişki yaşadığının iç beden muayenesine dair rapor, mağdurenin giysilerinde sanığın DNA profiline rastlanıldığına dair uzmanlık raporları, sanığın ikrar içerikli savunması ve tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olmakla birlikte hastane doğumlu olmayan mağdureye dair Adlî Tıp Kurumu 6. Adlî Tıp İhtisas Kurulundan alınan 11.02.2015 tarihli rapor ile suç tarihinde on üç yaş içerisinde bulunduğunun bildirilmesine karşın Mahkemesince yapılan gözlemde mağdurenin fiziki görünüm itibarıyla suç tarihinde on beş yaşından büyük bir … kızın fiziki görünümüne sahip olduğu, sanık ile karşılaşma ve birlikte zaman geçirmeleri sırasında mağdurenin yaşının sanık tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, mağdureninin yaşını öğrendikten sonra ise bir ilişkilerinin olmadığı gerekçeleriyle sanığın mağdureninin on dokuz yaşında olduğunu bildiğine yönelik savunmasına itibar edilerek, mağdurenin şikâyetçi olmaması karşısında reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun kovuşturma şartının oluşmadığı gözetilerek sanığın mağdurenin yaşı konusunda ceza sorumluluğunu kaldıracak bir şekilde kaçınılmaz bir hataya düştüğünden bahisle ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Mağdurenin, sanığa yaşını söylemediğine dair 16.07.2014 tarihli beyanı, Çocuk İzleme Merkezindeki ifadesi üzerine düzenlenen 27.02.2014 tarihli Adli Görüşme Raporunda yer verilen “fiziksel gelişiminin yaşına paralel olduğu” yönündeki gözlem ile hastane doğumlu olmayan mağdurenin kemik yaşının tespiti maksadıyla alınan içerisinde radyoloji uzmanlarının bulunduğu heyet raporları ile İstanbul Adlî Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 11.02.2015 tarihli raporunda mağdurenin doğum kaydına uygun gelişim gösterip suç tarihinde on iki – on üç yaş aralığında olduğunun bildirilmesi karşısında sanığın mahkûmiyeti yerine, suç tarihinde on iki yıl dokuz aylık olan mağdureye dair kovuşturma aşamasında beyanının alınması sırasında hazır edilen sosyal çalışmacı ile mahkemenin yaş aralığı belirtmeksizin mağdurenin fiziksel gelişiminin yaş seviyesinin üzerinde olduğuna dair gözlemleri neticesinde Mahkemesince afaki yaş farkı ile mağdurenin on beş yaşından büyük gösterdiği şeklindeki gerekçeyle sanığın yaş hususunda kaçınılmaz hataya düştüğünden bahisle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 01.04.2015 tarihli ve 2014/120 Esas, 2015/73 Karar sayılı kararına yönelik mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, Sayın üye …’ün karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.09.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Dairemizin sayın çoğunluğu ile ihtilafa düştüğümüz husus sanık hakkında mağdurenin yaşı hususunda kaçınılmaz hataya düştüğünden bahisle verilen kararın yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Sanık ile mağdurenin önceye dayalı tanışıklarının bulunmadığı olayda mağdurenin sanığın ablası tanık Hülya’ya ait ikamette iki gün sanık ile birlikte konakladığı, intikalin gerçekleştiği gün sanığın tesadüfen mağdurenin kimliğini görmesi ile yaşına dair bilgi sahibi olması üzerine bu hususla ilgili mağdure ile tartışıp, devamında adı geçenle ilişkisini sonlandırdığına dair mağdurenin samimi olduğu düşünülen beyanları, hastane doğumlu olmayan mağdurenin kemik yaşına dair tespitine dair alınan heyet raporlarının çekilen grafiler incelenmek suretiyle düzenlenmesi, yargılama aşamasında huzurda bulunan mağdurenin beyanı sırasında mahkemenin edindiği “mağdurenin görünüş itibariyle gelişkin olduğu, vücudunun iri yapılı olduğu, omuz genişliklerinin suç tarihi itibariyle on üç yaşında olduğu belirtilen çocuk yapısında olmadığı, ses tonunun ve yüzünün de on üç yaşından daha büyük bir bayanın sahip olduğu ses ve yüz yapısına sahip olduğu” şeklindeki gözlem ile sosyal çalışmacının aynı yöndeki beyanı ve mağdurenin aşamalarda Çocuk İzleme Merkezi ve Mahkemesinde alınan ifadelerine ait görüntü kayıtlarının heyetçe izlenmesi ile mağdurenin yaşından büyük gösterdiği yönünde oluşan kanaat ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın mağdurenin yaşı hususunda kaçınılmaz hataya düştüğüne dair kurulan hükmün dosya kapsamıyla uyumlu olduğu düşüncesiyle aksi yönde gerekçe ile hükmün bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum.