YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/8588
KARAR NO : 2023/9247
KARAR TARİHİ : 05.10.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/775 E., 2023/45 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozmasına uyulmasından sonra davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1994 yılında davalı … Tuğla Kiremit San. Tic. Ltd. Şti. bünyesinde kamyon şoförü olarak işe başladığını, 01.05.1994 – 17.06.2013 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, ancak işveren şirketin 2005 yılında işe girdiğinin bildirildiğini, 2005 yılından bu yana da hizmetlerin eksik olarak bildirildiğini belirterek eksik hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı işveren vekili beyanında; davacının hangi dönemlerde çalıştığı SGK kayıtlarında sabit olup, bunun dışında bir çalışmasının olmadığını, bir Anonim şirket olan müvekkilin tüm çalışanların işe giriş-çıkış tarihlerinin kayıt altına alındığını, davacının sigortasız çalıştığı iddiasının doğru olmadığını, davacının iddia ettiği dönemlerde çalışması olsa bile hak düşürücü süre içerisinde dava açılmadığından davanın hak düşürücü süre yününden reddi gerektiğini, davacının çalıştığı dönemlerde primlerinin yatırıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2. Davalı SGK vekili beyanında: davanın reddini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2015 tarihli ve 2013/1142 Esas, 2015/1865 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince, 10.10.2017 tarihli ve 2016/5170 Esas 2017/7197 Karar sayılı ilamı ile “Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının ihtilaflı dönemde 01.05.1995 – 17.06.2013 tarihleri arasında davalı işyerinden giriş çıkış yapmak suretiyle 2017 gün sigortalı bildiriminin bulunduğu, davalı işyerinin 01.07.1993 tarihinden itibaren Kanun kapsamında olduğu, davacı ve komşu işyeri tanıklarının dinlendiği, işyeri dönem bordrolarının gönderilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, ihtilaflı dönemin tamamını kapsar şekilde yeteri kadar bordro tanığı dinlemeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, uyuşmazlık konusu dönemin tamamını kapsar şekilde çalışan kayıtlı bordro tanıklarını dinlemek, bordro tanığı bulunmadığı ya da beyanı ile yetinilmediği durumda Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının ihtilaflı dönemde fiili ve kesintisiz bir çalışmasının olup olmadığı hususunda yöntemince beyanlarını almak, komşu işyeri tanıklarının ihtilaflı dönemlerde çalışıp çalışmadığının denetlenebilmesi için hizmet cetvelleri ile işyeri sahiplerinin vergi kayıtlarını istemek, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği de nazara alınıp gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet cetvelinin incelenmesinde davacının 25.03.2008 – 01.04.2008, 01.01.2011 – 28.01.2011 ve 01.01.2013 – 31.01.2013 tarihleri arasında tuğla sezonu dışındaki dönemde hizmetinin bildirildiği görülmüş ise de, sezon dışı yapılan çalışma bildirimlerinin diğer dönemler açısından talebin kabulüne yönelik karine teşkil etmediği, zira davacının diğer yıllar açısından tuğla sezonu dışında çalıştığı iddiasını tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispat edemediği, nitekim tanık beyanlarının da işin sezonluk olduğu yönünde olduğu görülmekle,
Davanın kısmen kabulü ile;
1-Davacının davalı şirket bünyesinde,
– 01.05.1994 – 31.12.1994 tarihleri arasında 240 gün,
– 01.04.1995 – 31.12.1995 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.1996 – 31.12.1996 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.1997 – 31.12.1997 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.1998 – 31.12.1998 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.1999 – 31.12.1999 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2000 – 31.12.2000 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2001 – 31.12.2001 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2002 – 31.12.2002 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2003 – 31.12.2003 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2004 – 31.12.2004 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2006 – 31.12.2006 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2007 – 31.12.2007 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2008 – 31.12.2008 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2009 – 31.12.2009 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2010 – 31.12.2010 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2012 – 31.12.2012 tarihleri arasında 270 gün,
– 01.04.2013 – 14.06.2013 tarihleri arasında 77 gün,
Olmak üzere toplam 5177 gün çalıştığı ile bildirilen 1770 günün tenzili ile bildirilmeyen 3407 eksik hizmet gününün davalı kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine,
2-Fazlaya ilişkin istemin reddine; karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın ispatlanamadığını, yazılı delil olmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesi kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.