Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/8990 E. 2023/5761 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8990
KARAR NO : 2023/5761
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/83 E., 2023/129 K.
SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; yokluğunda verilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde, matbu ifadeler bulunup temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir.

Sanık müdafii ile katılan mağdure ve … vekilinin temyiz istemleri yönünden; bozma üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2018 tarihli ve 2017/161 Esas, 2018/284 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.01.2022 tarihli ve 2019/2958 Esas, 2022/6 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan Bakanlık ile katılan mağdure ve … vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 14 yıl 7 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 23 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 05.01.2022 tarihli ve 2019/2958 Esas, 2022/6 Karar sayılı kararının katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/3909 Esas, 2022/8837 Karar sayılı ilâmınyla özetle; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair rapor esas alınarak 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası uygulandığı halde sanığın eyleminin katılan mağdureye karşı ruh sağlığını bozacak şekilde işlenmesi gerekçesiyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise sanığın olay günü on dört yaş üç aylık olan katılan mağdureyi tehdit veya hileyle alıkoyduğu hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden eylemine uyan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası gereğince mahkumiyeti yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedenleriyle bozma kararı verilmiştir.

4. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 31.01.2023 tarihli ve 2023/83 Esas, 2023/129 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 14 yıl 2 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.06.2023 tarihli ve 9-2023/65474 sayılı, katılan Bakanlık vekili ile katılan mağdure ve katılan … vekilinin temyiz istemleri yönünden onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure ve … Vekilinin Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesi teşdit gerekçesinin çelişkili olduğunu, sanığın tanıklar ve HTS kayıtları ile doğrulanmayan, aşamalarda değişen çelişkili beyanlarda bulunduğunu, delillerle desteklenen samimi anlatımlarda bulunan katılan mağdurenin beyanlarının bir kısmına itibar edilip bir kısmına edilmemesinin yasaya aykırı olduğunu, sanığın ilk olarak katılan mağdureyi babasını cezaevinden çıkartacağını söyleyerek hile ile buluşmaya ikna ettiğini, sonraki günlerde ise cezaevinde bulunan babasını dövdürteceği tehditiyle görüşmeye zorlayarak istismarda bulunduğunu, yazlık evi su bastığı haberini öğlen saatlerinde alan sanığın katılan mağdureyi akşam 20.00 sıralarında yazlık eve götürmesinin planlı haraket ettiğini gösterdiğini, HTS kayıtlarından sanığın katılan mağdureyi ısrarla aradığının sabit olduğunu ve kayıtlar dosya arasına alınana kadar sanığın katılan mağdureyle sadece sosyal medya üzerinden konuştukları yönünde savunmada bulunduğunu, tehditin varlığının sabit olmasına rağmen somut delil aranmasının her iki suç nedeniyle eksik ceza tayinine sebep olduğunu, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasının gerektiğini, vekalet ücretinin miktar olarak hatalı hükmedildiğini beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Sosyal medya yazışmalarından sanığın katılan mağdureyi korumaya çalıştığının açık olduğunu ancak mahkemece sanık aleyhine yorum yapıldığını, Mutlu Nefret isimli kullanıcının araştırılması gerektiğini, sanığın iddia edilen olay tarihlerinde olay yerine yakın bölgede çalışması ve HTS kayıtları ile doğrulanmaması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını, ceza miktarının hatalı hesaplandığını beyanla kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Olay tarihlerinde on beş yaşından küçük katılan mağdure ile sanığın sosyal medya üzerinden tanıştıkları, sanığın katılan mağdureye cezaevinde bulunan babasını cezaevinden çıkarabilecek şahıslarla tanıştıracağını ve babasını cezaevinde dövdürteceğini söyleyerek hile ve tehdit suretiyle katılan mağdureyle birden fazla kez nitelikli şekilde cinsel ilişki yaşadığı iddiası ile cezalandırılması için kamu davası açıldığı, sanığın atılı suçlamaları reddettiği, olay tarihinden yaklaşık dört yıl sonra katılan mağdurenin durgunluğunu fark eden öğretmeninin katılan mağdureyi sorgulaması sonucunda intikalin gerçekleştiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın inkara dayalı savunması, tanık anlatımları, dosyada mevcut mesajlaşma ve yazı dökümleri, HTS tespiti, katılan mağdurenin 2014 yılında intihar ettiği yönündeki iddiasının hastane kayıtları ile doğrulanmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde katılan mağdurenin iddia ettiği olayların delillendirilemediği gerekçesiyle sanığın atılı suçlardan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır,

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda duruşmalı yapılan yargılama neticesinde intikal şekli nedeniyle sanığın husumet savunmasına itibar edilmediği, olaydan sonra katılan mağdurenin intihar girişimi olduğunun ve psikiyatrik ilaçlar kullandığının hastane kayıtlarınca doğrulandığı, rapora göre katılan mağdurenin bakire olmadığının tespit edildiği, sosyal medya yazışma içeriklerine göre sanığın katılan mağdureye iyi niyetle yaklaşmadığının ve suçluluk duygusuyla hareket ettiğinin sabit olduğu gerekçeleriyle sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Katılan Bakanlık vekilinin yokluğunda verilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen kanunî süre içerisinde, matbu ifadeler bulunup temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiş, bu nedenle Tebliğnamede temyizinin incelenmesine dair görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Katılan Mağdure ve Katılan … Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulüne göre karar başlığında 28.06.2013 tarihi ve sonrası olması gereken suç tarihinin 23.03.2011, tutuklama tarihi olan 05.01.2022 yerine tutuklama ve tahliye tarihi şeklinde 24.03.2017- 28.06.2017, katılan mağdurenin sadece katılan olarak gösterilmesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yer almaması mahallinde düzeltilebilir maddi hatalar olarak kabul edilmiştir.

2. Katılan mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma, HTS kayıtları, tanık ifadeleri, sosyal medya yazışma dökümleri ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine göre; yargılama işlemlerinin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafii ile katılan mağdure ve katılan … vekilinin sübuta yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine bu Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme ile tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün on yedinci maddesinde istinaf yolu ile görülen birden fazla duruşması ya da keşif gibi avukatında bulunması gereken sair işlemleri olan işler için 11.000,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği şeklindeki düzenleme nazara alınarak bozma kararı öncesinde ve sonrasında Bölge Adliye Mahkemesince birden fazla duruşma yapılmış olması nedeniyle kendisini vekille temsil ettiren … … ve … … yararına 11.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde “Katılanlar vekili lehine İlk Derece Mahkemesindeki emek ve mesaisine karşılık olarak takdir olunan 4.360,00 TL, Bölge Adliye Mahkemesindeki emek ve mesaisine karşılık olarak takdir olunan 2.550,00 TL maktu ücreti vekaletin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine” şeklinde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş, bu nedenle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,

B. Katılan Mağdure ve … Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünün üçüncü bendinde açıklanan nedenlerle katılan mağdure ve … vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 31.01.2023 tarihli ve 2023/83 Esas, 2023/129 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasının ikinci maddesinin onuncu bendinin hükümden çıkarılarak yerine; “Katılan mağdure … ve katılan … kendilerini vekaletnameli vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 11.000,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan mağdure … ve katılan …’ye verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.10.2023 tarihinde karar verildi.