YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1491
KARAR NO : 2010/2283
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması ve artırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili davacının, boşanma kararı ile davalı lehine hükmedilen aylık 300 TL yoksulluk nafakası ödediğini; boşanma sırasında davalı çalışmadığı için yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; davalının son sekiz aydır bir işyerinde çalıştığını, bu nedenle, yoksulluk nafakasının şartlarının ortadan kalktığını iddia ederek; nafakanın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin, boşanma davası sırasında da yarım … çalıştığını, şu anda da anılan işyerinde asgari ücretle çalıştığını; boşanma anında yoksul olduğu gibi, aldığı asgari ücret tutarıyla bile ihtiyaçlarının karşılanmadığını, dolayısıyla yoksulluğunun ortadan kalkmadığını savunarak; davanın reddini istemiş, karşılık davasında ise; müvekkili ve müşterek çocuk lehine bağlanan nafakanın 4 yıl önceki (25.02.2004 tarihindeki) şartlara göre takdir edildiğinden, yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; “… gelen müzekkere cevabından davalının sekreter olarak çalıştığı, aylık 600 TL maaş aldığı anlaşılmaktadır gerekçesiyle” yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş, karşılık dava yönünden ise; davanın kısmen kabulü ile iştirak nafakası aylık 150 TL’den 250 TL’ye yükseltilmiştir. Hükmü, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmektedir.
TMK’nun 176/3. maddesi uyarınca; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 07.10.1998 tarih ve 2-656, 688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma,sağlık, ulaşım,kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında “asgari ücret seviyesinde gelire sahip olunması” yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir (HGK.07.10.1998 …, 1998/2-656-688;26.12.2001 …, 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 …, 2002/2-397-339 sayılı kararları).
Somut olayda, boşanma kararıyla davalıya; promosyon elamanı olarak çalışmış olması, bu işlerin geçici nitelikte oluşu, bu şekilde gelirinin düzenli bulunmaması nedeniyle; aylık 300 TL yoksulluk nafakası bağlandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, boşanma kararından sonra davalının sigortalı işe girdiği ve aylık 600 TL aldığı saptanmış ise de; bu miktarın, günümüz koşullarında davalının geçinmesine yetip yetmeyeceği tartışılmamıştır. Davalının yoksulluk durumu; günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir. Yargılama sırasında, davalının ekonomik durumu araştırılmış, ancak davacının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmamıştır. Değerlendirme yapılabilmesi için her iki tarafın gelir durumunun tespit edilmesi zorunludur. Boşanmadan sonraki, davalının çalışarak elde ettiği gelir ile davacının tespit edilecek geliri karşılaştırılmadan, nafakanın kaldırılması istemi içerisinde indirme isteminin de yer aldığı gözetilip bu yönde karar verilebileceği de tartışılmaksızın yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilmeden; davalının yoksulluğunun kalktığı sonucuna varılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.