Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/14554 E. 2011/19007 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14554
KARAR NO : 2011/19007
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafakanın kaldırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kâğıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde; boşanma kararı ile davalı lehine hükmedilen 250 YTL yoksulluk nafakasının emekli aylığından kesildiğini, geriye kalan parayla temel ihtiyaçlarını ancak karşıladığını, ilerlemiş yaşı ve çeşitli rahatsızlıkları nedeniyle kendisine bakamadığını, huzurevine yerleşmek istediğini ancak maaşı yeterli olmadığından bunun dahi mümkün olmadığını, aylık 1.000 TL gelir elde eden davalının ekonomik durumunun ise kendisinden daha iyi olduğunu ileri sürerek nafakanın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının gelirinde günün ekonomik koşullarına göre çok fazla artış olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, tarafların boşanma davasında kararlaştırdıkları nafaka miktarının dava tarihi itibari ile “katlanılamaz” hale geldiği iddia olunarak, kaldırılması talep olunmuştur.
Taraflar TMK’ nun 166/3. maddesi çerçevesinde “anlaşmalı olarak” boşanmışlardır. Aralarında yaptıkları protokol, hukuki niteliği itibariyle Medeni Kanun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir
Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle tarafların biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar; artık o akitle bağlı tutulmazlar, değişen bu koşullar karşısında Medeni Yasanın 2. maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilirler.
TMK nun 176. maddesine göre de; yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına da karar verilebilir.
Şu durumda; irad şeklinde ödenilen nafaka, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile gerekli şartların oluşması halinde mahkemece indirilebilecek veya kaldırılabilecektir.
Somut olayda ise; 73 yaşında olan davacı, aldığı 740 TL emekli aylığının 350 TL sini işleyen ve birikmiş nafakaların karşılığı olarak davalıya ödemektedir. Davalı ise, nafaka dışında (boşanma sonrasında aylık 370 TL olarak ödenmekte iken bu dava tarihinde aylık 610 TL ye ulaşan) yetim aylığı almaktadır. Hal böyle olunca tarafların mali durumlarının değişmesinin iradın artırılmasını veya azaltılmasını gerektireceği gözetilerek davalının elde ettiği gelir nedeniyle nafakada (çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince) uygun bir miktar indirime karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.