YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/21097
KARAR NO : 2010/2728
KARAR TARİHİ : 22.02.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3000 lira ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, imar ve ıslah çalışmaları sırasında yapılan şuyulandırma neticesinde müvekkili olan davacının davalılar ile birlikte aynı parselde malik olduklarını, bu taşınmaz üzerinde 3 katlı bir binanın bulunduğunu ,davalıların bu yerin gelirinden istifade ettiklerini, davacıya da bir ödeme yapmadıklarını beyan ederek, 3000 TL. ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında , binanın kendileri tarafından yapıldığını , bu binayı yaptıkları sırada davacının dava konusu parsele hissedar olmadığını, bu nedenle de ecrimisil talep edemeyeceğini beyan etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Ecrimisil kötü niyetli şagilin ödemekle sorumlu olduğu tazminattır.
Somut olayda, davalıların binasının bulunduğu taşınmazda sonradan imar uygulaması ve ifraz işlemi sonucu davacıda müşterek malik haline gelmiştir.
İmar Kanunu’nun 18. maddesi gereğince “Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.”
Bu maddeye göre, üzerinde bina bulunan hisseli parsellerde, şuyulandırma sadece zemine ait olmayıp, şuyuun giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır. Bu halde bina yapana aittir. Ayrıca, yerleşik Yargıtay uygulaması ve HGK.’nun 8.12.2004 tarih 2004/3-662-655 sayılı kararı uyarınca da, bina bedeli ödenmedikçe, yapı sahibinin kullanımı haksız sayılamayacağından ecrimisil istenemeyeceği düşünülmeden davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.