Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/13462 E. 2011/16881 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13462
KARAR NO : 2011/16881
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR : … VS. VEK. AV. ABDURRAHMAN KÖSE
(KARŞI DAVALILAR)
DAVALILAR : … VS. VEK AV. … YILDIZ
(KARŞI DAVACILAR)

Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın asıl davanın kabulü; karşı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar(karşı davalılar) vekili dilekçesinde, müvekkilleri olan davacıların 631 nolu parselde bulunan su kaynağından gelen su ile taşınmazlarını suladıklarını ,sonradan davalılardan …’in 631 nolu parseli satın aldığını, satın aldıktan sonra da su kuyusu ve kanallar açtığını, davalının bu eylemi nedeni ile davacılara giden suyun kuruduğunu, ağaçlarının kuruduğunu beyan ederek suya müdahalenin önlenmesi ve ağaçların kuruması nedeni ile uğranılan 500 TL. zararın tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalılar (karşı davacılar) ise açtıkları karşı dava ile, 631 nolu parselin taraflar arasında ortak olup, izalei şuyu neticesinde davacılar (karşı davacılar) tarafından üzerindeki su ile birlikte satın aldıklarını, davacıların bu taşınmaz ile ilgileri kalmadığı halde, sularının azaldığı gerekçesi ile su kaynağını ve su dağarını ıslah ederek müdahalede bulunduklarını beyan ederek suya yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne,karşılık davanın ise reddine karar verilmiştir.
Genel sulardan, kadim ve öncelik hakkı dikkate alınmak koşulu ile herkes faydalı ihtiyaçları oranında yararlanabilir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu su kaynağının davalıların (karşılık davacılar) satın aldığı 631 nolu parselden çıktığı anlaşılmaktadır.
Tapulu yerden çıkan suyun genel su sayılabilmesi için, o taşınmazın sınırlarını aşacak veya çıkar çıkmaz dere halini alacak şekilde çok olması veya az olmakla birlikte, özel mülkiyete tabi tutulması kamusal yarar açısından sakıncalı olması gerekmektedir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporunda, dava konusu suyun niteliği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır.
Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, öncelikle, dava konusu suyun niteliği bilirkişiler aracılığı ile açık bir şekilde belirlenip, özel su olduğunun saptanması durumunda, davacıların bu sudan yararlanma haklarının bulunmadığı kabul edilerek,yazılı şekilde hüküm tesisi, suyun genel su olduğunun saptanması durumunda ise, kadim ve öncelik hakkı gözetilerek, herkesin faydalı ihtiyaçları oranında yararlanabileceği bir su rejimi kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.