YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/8332
KARAR NO : 2023/9824
KARAR TARİHİ : 20.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar Hanım,….ile sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞLERİ : Sanıklar Hanım, Ezgi, Suna ve Sevim hakkında düzeltilerek onama
Sanık … yönünden bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenler sanık … ve müdafileri ile sanıklar Sevim ve Erol müdafilerinin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu,
294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.12.2014 tarihli ve …. Karar sayılı kararı ile Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/357 Esas sayılı dosyası ile aralarında şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/357 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.
B. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.03.2018 tarihli ve 2014/357 Esas, 2018/105 Karar sayılı kararı ile;
Sanıklar Suna, Sevim’in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesi uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık …’un uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesi uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanıklar Ezgi ve Hanım’ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 10.11.2022 tarihli ve 2018/1070 Esas, 2022/1095 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca;
Sanıklar Ezgi, Hanım, Suna ve Sevim hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, ele geçirilen iki adet hassas terazinin 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesi yerine 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi gereğince müsaderesine karar verilmesi, Adli Emanet Memurluğu’nun 2018/12512 sırasında kayıtlı sanık …’dan ele geçirilen 490,00 TL paranın suçtan elde edildiğine ilişkin delil bulunmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 55 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi, ele geçen uyuşturucu maddenin eroin içermesi nedeniyle cezasında 1/2 oranında artırım yapılırken 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi yerine, bendi belirtilmeyerek 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca artırım yapılması nedeniyle hükümlerin düzeltilerek onanması yönünde karar verilmesi,
Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde, iddianamede ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünde sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanması istenmediği halde, 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden sanık … hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması nedeniyle hükmün bozulması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanık …’un son sözü sorulmadan, sanık … ve müdafiinin yokluğunda karar verildiğine,
2. 5237 sayılı Kanun’n 188 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 58 inci maddesinin uygulanma ihtimaline binaen sanık …’a ek savunma verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına,
3. 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine göre cezaya uygulanacak güvenlik tedbirlerinden de gerekçeli kararda bahsedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen şekilde karar verilmesi bozma nedeni teşkil ettiğine,
4. Yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek
ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiğine, bu ispat hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olması gerektiğine, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm kurulduğuna,
İlişkindir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. İlk Derece Mahkemesi huzurunda dinlenilen tanık anlatımlarının hiçbirinde tanıklar müvekkili teşhis edemediğine, bazı tanıklar ise kolluk ifadelerinde polislerin aceleye getirerek kendilerine teşhis yaptırdıklarını ifade ettiklerine, müvekkil aleyhine kovuşturma aşamasında tanık ifadesi bulunmamasına karşın, soruşturma aşamasında tanık ifadelerinin ne şekilde alındığının bilinmesinin mümkün olmadığına,
2. Şüphe ile yargılama yapılmasının bir hukuk devletinde masumiyet karinesinin açıkça ihlali olduğuna,
3. 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine göre cezaya uygulanacak güvenlik tedbirlerinden de gerekçeli kararda bahsedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen şekilde karar verilmesi bozma nedeni teşkil ettiğine,
4. Yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiğine, bu ispat hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olması gerektiğine, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm verildiğine,
İlişkindir.
C. Sanık … ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. 18 tanıklı bir dosyada yalnız bir beyandan hareket edilerek hüküm kurmanın masumiyet karinesinin açıkça ihlali olduğuna,
2. 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, 5237 sayılı Kanun’un 53
üncü maddesine göre cezaya uygulanacak güvenlik tedbirlerinden de gerekçeli kararda bahsedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen şekilde karar verilmesi bozma nedeni teşkil ettiğine,
3. Yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiğine, bu ispat hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olması gerektiğine, yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak ceza yargılamasının en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan varsayıma dayalı olarak hüküm verildiğine,
4. Asla uyuşturucu madde satmadığına,
5. Tanıklara uyuşturucu madde satmadığına,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıklar Suna, Sevim, Erol, Ezgi ve Hanım’ın birlikte hareket etmek suretiyle bir suç işleme kararının icrası cümlesinden hareketle; 06.06.2014 tarihinde, 13.06.2014, 14.06.2014, 16.06.2014, 24.06.2014, 26.06.2014 ve 27.06.2014 tarihlerinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri tüm dosya kapsamı, usulüne uygun alınan teknik araçlarla izleme kararı uyarınca yapılan kamera çekimleri sonucunda elde edilen görüntüler, canlı teşhis tutanakları, tanık beyanları, Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen raporlar ve diğer belgelerden anlaşılmış olup,
Her ne kadar sanıklar üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmediklerini beyan etmişlerse de,
Gerek dosyada mevcut ihbar tutanakları ve Bimer başvurusunun içeriği, gerek bu ihbarlar doğrultusunda emniyet görevlileri tarafından yapılan tarassut çalışmaları sonucunda, ihbar ve Bimer başvurusunda belirtilen bahse konu yerde normal durumdan fazla insan ve araç trafiğinin bulunduğu, kentsel dönüşüm nedeniyle bazı gecekonduların yıkıldığı ve bazı gecekonduların da hak sahipleri tarafından terk
edilmeleri nedeniyle harap halde oldukları ve bu nedenle sanıklar Erol ve …’ın eş ve çocukları ile ikamet ettikleri ev dışında çevrede bulunan yıkık, kullanılmayan gecekonduları da kullanmalarının kolaylık sağladığının tespiti, gerek ilgili mahkemelerden alınan teknik araçlarla izleme kararı kapsamında, 06.06.2014 ile 27.06.2014 tarihleri arasında yapılan kamera çekimleri sonucunda elde edilen görüntülere, alınan beyanlara ve canlı teşhis tutanaklarına göre, fezlekede belirtilen numaralandırma sistemi baz alınarak, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 ve 15. olaylar kapsamında adı geçen şahıslara uyuşturucu madde satışı yapıldığının anlaşılması, gerek uyuşturucu madde satışı yapılan yer olarak tespit edilen ve 1 numarası ile kodlanan yeşil çatı çıkıntılı eve ve karşısındaki 2 numarası ile kodlanan evlerin sanıklar ve SSÇ’ler tarafından birlikte kullanıldığının tespit çalışmalarından sabit olması, gerek Erol’un evinin çatı kısmında etrafın gözetlenmesi için konulan kameraların olması, gerek tanıklar …, …, … ve …’ın alınan beyanlarında, bahse konu gecekonduların bulunduğu yerin kekeç lakaplı sanık …’ın uyuşturucu madde satış yeri olup, uyuşturucu maddelerin aile fertleri aracılığıyla sattığına yönelik kendi içerisinde ve dosya kapsamı ile uyumlu beyanları, gerek alınan tedbir kararı çerçevesinde yapılan ve 15 ayrı olay başlığı altında belirtilen delillendirme çalışmaları dışında, görevliler tarafından yapılan tespit çalışmaları sonucunda, uyuşturucu satışı yapıldığı açıkça anlaşılan 1 ve 2 nolu gecekondulara sanıklar ve SSÇ’lerin sürekli girip çıktığı, önünde oturdukları ve hatta yeşil çıkıntılı evi temizlediği, yemek götürüldüğü ve bu itibarla kullanıldığının anlaşılması hususları bütün olarak nazara alındığında sanıkların savunmalarına itibar edilmeyerek, uyuşturucu madde satışı yapıldığı tespit edilen tarih aralıkları nazara alındığında kastın yenilendiğini gösterir bir emare ve kanaatin olmaması nedeniyle sanıkların 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir suç işleme kararının icrası cümlesinden hareketle atılı suçları işledikleri sonucuna varılmış ve bu nedenle haklarında teselsül hükümleri uygulanmış ve 14.06.2014 tarihli (7 nolu olay) uyuşturucu madde satışı yapıldığına dair isnatta bulunulmuş ise de, tanık …’ın alınan tüm beyanlarında olay günü uyuşturucu madde satın almak üzere bahse konu yeşil çatı çıkıntılı eve gittiğini, ancak orada bulunan bayanın polisleri kastederek siviller var deyip gönderdiğine yönelik ifade verdiği iş bu bayanın arkadaşı tanık Melik Öztürk tarafından teyit edildiğinin anlaşılması karşısında, iş bu olayın sübut bulmadığı sonucuna varılarak 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında değerlendirilmeyerek sanıkların üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklar Erol, Sevim ve Suna hakkında kurulan hükümlere yapılan eleştiri dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın 09.01.2023 tarihli temyiz dilekçesinde hükmün hukuki yönüne ilişkin herhangi bir temyiz nedeni gösterilmediği, sanığa 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğden itibaren 7 gün içerisinde temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin verilmesi halinde temyiz talebinin inceleneceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğine dair ihtarata havi evrakın cezaevindeki sanığa tebliğ tebellüğ belgesi ile tebliğ edildiği, sanığın sebep içerir bir temyiz dilekçesini belirtilen süre içerisinde göndermediği, sanık müdafiine ise 08.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra sanık müdafii tarafından 23.02.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz isteklerinin reddi gerekmektedir.
B. Sanık … Yönünden;.
Sanık ve müdafiinin yokluğunda verilip sanığa 05.01.2023 tarihinde, sanık müdafiine ise 08.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra sanık müdafii tarafından 23.02.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin süresinde olmayan temyiz isteğinin reddi gerekmektedir.
C. Sanıklar Erol, Sevim ve Suna Yönünden,
Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için temyiz incelemesine konu hükmün gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması, hükmün gerekçesinde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut kanıtların tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi ile mahkemece ulaşılan kanaatin, sanıkların suç oluşturduğu sabit görülen fiillerinin belirtilmesi ve bunun nitelendirmesinin yapılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması ve bu şekilde cezanın
şahsileştirilmesi gerekirken; açıklanan ilkelere uyulmadan her bir eylem bazında değerlendirme yapılmaksızın genel ifadelerle sanıkların sorumlu tutulmak suretiyle gerekçesiz olarak hüküm kurulması kanuna muhalefet hâli olarak saptanmıştır.
V. KARAR
A. Sanık … Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın 09.01.2023 tarihli temyiz dilekçesinde hükmün hukuki yönüne ilişkin herhangi bir temyiz nedeni gösterilmediği, sanığa 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren 7 gün içerisinde verilmesi halinde temyiz talebinin inceleneceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğine dair evrakın cezaevindeki sanığa tebliğ tebellüğ belgesi ile tebliğ edildiği, sanığın sebep içerir bir temyiz dilekçesi göstermediği, sanık müdafiine ise 08.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra sanık müdafii tarafından 23.02.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE,
B. Sanık … Yönünden;
Sanık ve müdafiinin yokluğunda verilip sanığa 05.01.2023 tarihinde, sanık müdafiine ise 08.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra sanık müdafii tarafından 23.02.2023 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanıklar Erol, Sevim ve Suna Yönünden,
Gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklanan nedenle sanıklar Suna ve Erol ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza
Dairesinin, 10.11.2022 tarihli ve 2018/1070 Esas, 2022/1095 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.