Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/1798 E. 2023/3204 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1798
KARAR NO : 2023/3204
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2017/472 Esas, 2018/436 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 3 üncü maddesi yollamasıyla 5/1 inci maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/592 Esas, 2019/114 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir,
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 13.12.2021 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; mevcut delil durumuna göre sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir,
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmemiş ise de sanık hakkında birden fazla tanık beyanının olduğu söz konusu beyanların birbirleri ile örtüşür nitelikte olduğu, tanıkların ifadelerinin somut olaylarla dayandığı, tanıkların soyut olarak sanığın örgüt üyesi olduğuna dair beyanda bulunmalarından ziyade sanık ile örgüt hakkında yaşadıkları hususları aktardıkları, tanık C.nın beyanında sanık ile ayrı birimde çalıştığını, sanığın kendisinden gazeteye abone olmasını istediğini, zekat ve sadaka için zarf verdiğini, sanık ile bu konularda tartıştıklarını beyan ettiği, yine diğer tanıkların beyanlarında da benzer şekilde sanığın adliye içerisinde örgütün yayın organları olan gazete ve dergiye abone bulmaya çalıştığı, örgüt adına para topladığı, bu hususta görgüye ve duyuma dayalı birçok beyanın olduğu, yine tanık C.ın sanık hakkında detaylı beyanlarının bulunduğu, bu beyanlara göre sanığın kendisinin cemaatten olduğunu belirttiği, cemaat lehinde söylemlerde bulunduğu ve hükümeti eleştirdiği, örgüt kapsamında yardım topladığı, yine yanına gelen bayanlara örgüt kapsamında yardım ettiği, onları örgüt evlerine yerleştirdiği, tanık beyanlarının aynı doğrultuda birbirleri ile uyumlu olduğu, tanıkların sanık ile aralarında suçlamayı gerektirir herhangi bir husumetin bulunmadığı, tanık anlatımlarının somut olaylara ilişkin bulunduğu, bu sebeple tanık beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere sanığın örgüt liderine saygı ve sevgi duyduğu, yine örgüt aleyhine olan konuşmalara tepki gösterdiği, örgütün yaptıkların savunduğu, örgütün yayın organlarını aldığı ve bulundurduğu, devletin en üst makamlarından yapılan örgüte karşı uyarılara, vatandaşların örgütten uzaklaşmalarına yönelik bütün çağrılara rağmen sanığın örgüt kurumları ile ilişkisini devam ettirdiği, örgüt lehine konuşmalar yaptığı, örgütü savunduğu, bu hususların sanığın örgüt ile olan ilişkisini ve bu ilişkiyi kopartmadığını gösterdiği, sadece örgüt içi haberleşme programlarını kullanan kişilerin örgüte üye olacağı hususunda bir içtihadın olmadığı, bilindiği üzere söz konusu örgütün geniş kitlelere yayıldığı, her örgüt üyesinin teknolojik veya kendisine özgü sebepler ile söz konusu haberleşme programlarını kullanmamış olabileceği, bunun örgüt üyeliği için zorunlu bir unsur olmadığı, sanığın örgütlerin kurumları ile ilişkisinin olduğu, birbirleri ile örtüşen tanık beyanlarına göre sanığın örgüt sohbetlerine katıldığı, dijital materyallerinde örgüt liderine ait resimlerin yer aldığı, bu doğrultuda örgüt talimatı ile örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket eden sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu, sanığın mahkememizdeki savunmalarında belirttiği sohbet hocası Ö.Y.nin yargılandığı ve FETÖ terör örgütü üyeliğinden ceza aldığı, bu sebeple sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına, her ne kadar sanık etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirtmiş ve bu yönde ifade vermiş olsa da sanığın beyanlarında suçlamaları kabul etmediğini, örgüt ile herhangi bir ilişki kurmadığını, katılmış olduğu sohbetlerin örgüte ait toplantılar olmadığını, örgüt liderinin kitaplarının okunmadığını belirttiği, bu haliyle sanığın örgüt hakkında hiçbir bilgi vermediği, örgüt kapsamında yapmış olduğu eylemlerden bahsetmediği, diğer örgüt üyelerinin yakalanmasını sağlayacak nitelikte beyanda bulunmadığı, sohbetlere ilişkin beyanlarının 2011 yılından önceye ait olduğu, tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere sanığın 17-25 Aralık olaylarından sonra dahi örgüt bilinci ile hareket ettiğinin anlaşıldığı, bu sebeple sanığın 2011 yılından sonra örgüt toplantılarına katılmadığı yönündeki savunmasının doğru olmadığı, örgüt hakkında yeterli bilgi vermeyen ve verdiği bilgilerin kişilerin örgüt üyeliğine ilişkin eylemlerin içermediği gibi bu beyanların tamamen 2011 yılından öncesine ilişkin olarak anlattığı, Ö.Y.nin dosyasında sanık Özlemle ilgili net bilgi vermediği, dolayısıyla örgütle ilgili yeterli bilgi vermeyen sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının söz konusu olamayacağı, sanığın mahkeme huzurundaki tutum ve davranışları dikkate alındığında hakkında takdiri indirim sebeplerinin uygulanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Amasya Adliyesinde Zabıt Katibi olarak görev yapan sanık ile ilgili Kurban parası toplama, Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisine abone yapma, yardım için zarf dağıtma, sohbete katılma şeklindeki iddiaların, FETÖ törör örgütünün gerçek yüzünü göstermeye başladığı, kamu oyunda 17/25 Aralık süreci olarak bilinen sürecin öncesine ait olduğu, sanığın da ifadelerinde 17/25 aralık süreci öncesi sohbetlere katıldığını ancak daha sonra katılmadığını beyan ettiği, sanık ile ilgili 17/25 Aralık süreci sonrasına ait iddiaların ise hükümet aleyhine konuştuğu olduğu göz önüne alınarak, konum ve kişisel özelliklerine göre sanığın eylemlerinin sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek atılı suçtan beraati yönünde hüküm kurulması gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır(… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında;
Somut dosyada tanık olarak ifadelerine başvurulan İ.Y., C.K. ve C.B.nin genel nitelikteki anlatımlarıyla yetinilmemesi gerektiği cihetle tanıkların duruşmaya yeniden çağrılarak huzurda yer ve zaman belirtilmek suretiyle sanığın eylem ve faaliyetleri ile ilgili anlatımlarına başvurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/592 Esas, 2019/1114 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.