YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3059
KARAR NO : 2010/6001
KARAR TARİHİ : 06.04.2010
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde asıl davacı 2700 TL ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili, davalı karşılık davacı ise karşılık davasında taşınmazın adına tapu kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece asıl davanın ve karşılık davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, davalının müvekkili olan davacıya ait taşınmazı işgal ettiğini beyan ederek, 2700 TL. ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ise karşılık davası ile dava konusu taşınmaza nizasız fasılasız 30 yıldan beri zilyet olduğunu beyan ederek, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, karşılık davanın konusunun kalmaması nedeni ile reddine, asıl davanın ise dava konusu taşınmazın 30 yıl önce davalının kayınpederine afet evi olarak tahsis edildiği ve o zamandan beri de, davalının taşınmazı kullandığı, dolayısıyla da davalının kötüniyetli zilyet olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Ecrimisil kötü niyetli şagilin ödemekle yükümlü bulunduğu tazminat tutarıdır. Mahkeme gerekçesinde, davalının kötü niyetli olmadığını, bu nedenle de ecrimisil ile sorumlu tutamayacağını kabul etmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazın davalının kayınpederi olan 3. şahsa afet evi olarak tahsis edildiği ve o zamandan beri de davalı tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.
İşgalcinin ecrimisilden sorumlu tutulabilmesi için, davacının malik olmasının yanı sıra, davalının da kötü niyetli bulunması gerekir.
Medeni Kanunun 1020. maddesi gereğince, tapu sicili aleni olup, kimse tapu sicilinde kayıtlı bir hususu bilmediğini ileri süremez. Tapu sicilinde, taşınmazı davacı adına kayıtlı olup, davalı da.bu durumu bilebilecek durumda bulunduğundan,artık davalının iyi niyetinden söz etmek mümkün değildir.
Öyle ise mahkemece, yapılacak yargılama neticesinde, hasıl olacak sonuca göre davacı lehine uygun bir ecrimisile karar verilmesi gerekirken, 3,şahsa tahsis edilen taşınmazı kullanan davalının iyi niyetinden bahsedilerek, davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.