YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17175
KARAR NO : 2023/3154
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz itirazlarının esastan reddiyle hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2018 tarihli ve … sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası delaletiyle 58 inci maddesinin altıncı fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 29.03.2019 tarihli ve… sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemlerinde özetle;
1.Sanık hakkında eksik inceleme ve araştırma sonucunda usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine,
2.Sanığın ByLock programını kullanmadığına, dosya içerisinde de kullanıma ilişkin herhangi bir içerik veya örgütsel mesajlaşma bulunmadığına,
3.HTS kayıtlarının; görüşme içeriklerinin tespit edilememesi nedeniyle suçun delili sayılamayacağına,
4.Etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına,
5.Yapının 15 Temmuz darbe girişimi ile örgüt sayılması gerektiği, iddia olunan eylem tarihleri itibariyle yargı kararı ile belirlenmiş terör örgütünün bulunmadığına, bu tarihten önceki eylemlerin suç sayılmaması gerektiğine,
6.Sanığın sohbet adı altındaki toplantılara dini olarak ibadet ve bilgi edinme amacıyla katıldığına,
7.Garson kod isimli şahıstan elde edilen dijital materyallerin incelenmesi sonucu hazırlanan raporun örgütün masum kişilere kumpas amacıyla gizli olarak yapmış olduğu bir fişleme olduğu, nerede, ne zaman, kim tarafından ve hangi objektif kritere göre yapıldığı belli olmayan bu kayıtların sanık aleyhine delil olarak kullanılamayacağına,
8.Dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,
9.Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozularak beraat kararı verilmesine, ya da lehe olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesine,
10.Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece usulüne uygun toplanan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; her ne kadar sanık aşamalarda alınan savunmalarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmadığını beyan etmiş ise de; Manisa İl Emniyet Müdürlüğü 09.03.2018 tarihli yazısı eki 02.02.2018 tarihli araştırma ve tespit tutanağında; sanığın polis memuru olarak görev yapmakta iken 677 sayılı KHK ile kamudan ihraç edildiği, münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleri tarafından kullanılan ByLock programının 0505 (…) (..) (..) numaralı GSM hattında ilk 14.10.2014 tarihinde tespit edildiği belirtilmiştir.
ByLock HTS kayıtlarının incelenmesinden; sanığın 0505 (…) (..) (..) GSM hattında ByLock kullandığı, ilk oturum başlama tarihinin 14.10.2014, son oturum başlama tarihinin ise 26.11.2014 günü olduğu, ilk oturum ve son oturum başlama tarihleri arasında 65 kez ByLock serverına ait IP adreslerine bağlantı yapıldığı, ByLock sinyal bilgilerinin görev yeri Manisa çevresine ait olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda sanığa ait olan 0505 (…) (..) (..) nolu GSM hattı üzerinden ByLock programının sanık tarafından kullanıldığı yönünde tereddüt bulunmamaktadır.
Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı raporunda; sanığın SAYA olarak kodlandığı, söz konusu harf grubunun ise; “ gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş,” polis memurlarını ifade ettiğinin belirtilmiştir.
Sanığın, sohbet toplantılara katıldığı, yardım adı altında para topladığına ilişkin tanık beyanlarının bulunması ve terör örgütü ile bağlantıları olduğu anlaşılan şüphelilerle telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarının olduğuna dair HTS kayıtlarının olması örgütle irtibatını gösterir delil kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında; sanığın tamamen inkara dayanan savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu ve itibar edilemeyeceği kanaatine varılarak sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemini kullanması, bu programı kullandığına ilişkin CGNAT kayıtları, sanığın örgüt tarafından fişlenmesi, bu fişlemeden örgütle irtibatı bulunduğunun ve devam ettiğinin anlaşılması, sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara katılması ve terör örgütü ile bağlantıları olduğu anlaşılan şüphelilerle telefon görüşmeleri ve mesajlaşmalarının olduğuna dair HTS kayıtlarının olması karşısında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetleri karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve eylemlerinin mevcut haliyle terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği mahkemece değerlendirilmiş ve eylemine uyan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan temel cezadan, suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı ve suç tarihinde sanığın devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal eden yeminli olarak görev yapan silahlı kamu görevlisi olması ve devletin Anayasal düzenine karşı suç niteliğinde olan eylemi gözetilerek takdiren alt sınırdan kısmen uzaklaşmak suretiyle, netice ceza olarak 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesinin kararında, “dosya içerisinde ByLock içerikleri mevcut değil ise de; İlk Derece Mahkemesi tarafından kurulan hüküm yönünden dosya kapsamında mevcut bulunan delillerin, kabul ve uygulamaya göre hüküm vermeye yeterli olduğunun tespit edildiği” belirtilerek, usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, en son Manisa İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis olarak görev yapan sanık hakkında, tanıklar H.I. ve Ö.K.nın “kendilerinin Manisa İlinde çalıştıkları dönemde sanıkla birlikte örgütün sohbet adı altındaki örgütsel toplantılarına katıldıklarını, ayrıca sanığın grup sorumlusu olarak himmet topladığı” yönündeki beyanları, bu beyanların dosyada mevcut Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/68532 soruşturma numaralı evrakında gizli tanık olarak Garson kod adı ile ifadesi alınan kişinin sunduğu … SD üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen veri inceleme raporu ile doğrulanması, söz konusu veri inceleme raporunda sanığın örgütün mahrem emniyet yapılanması içerisinde 2015 MART ALAN(2015 Mart ayına kadar Polis Memurlarının örgütle ilişkisini belirtilen harf kodu) ve derecesinin “SAYA” olarak kodlanması, “SAYA” kodlamasının; “FETÖ mensubu olup “gassalın elindeki meyyit” olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memurlarını” ifade ettiği, yine HTS kayıtlarının incelemesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü Manisa yapılanması içerisinde sohbet hocası, grup sorumlusu, mütevelli üyesi gibi görevlerle yer aldıkları tespit edilen ve haklarında soruşturma yürütülen bir çok şahıs ile irtibat içerisinde olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın mahkumiyetine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu görülmüş, sanık hakkında kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ” Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan madenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi”, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2018/975 Esas, 2019/516 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendi gereği hükmün beşinci fıkrasından “maddesi delaletiyle TCK’nın 58/6.” ibaresinin çıkartılması suretiyle Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …