YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13345
KARAR NO : 2011/18407
KARAR TARİHİ : 22.11.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2.453 TL maddi tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde maddi hasarlı trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen 2453 TL. maddi zararın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı savunmasında , davacının araç maliki olmadığını,bu nedenle de dava açma hakkının bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece , araç malikinin dava dışı 3. kişi olduğundan dolayı aktif dava ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada mevcut 30.12.2010 tarihli temliknamenin incelenmesinden,araç maliki tarafından dava konusu olay nedeni ile gerek karşı taraftan ,gerekse sigorta şirketinden alınacak her türlü maddi ve manevi tazminat hakkının davacıya devredildiği anlaşılmıştır. Olay ise 2.11.2010 tarihinde gerçekleşmiştir.
Borçlar Kanununun 162. maddesi gereğince “Kanun veya akit ile veya işin mahiyeti icabı olarak menedilmiş olmadıkça borçlunun rızasını aramaksızın alacaklı, alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebilir. Aynı kanunun 163. maddesi gereğince de “Tahriri şekilde yapılmış olmadıkça alacağın temliki muteber olmaz.
Somut olayda yazılı bir temlik sözleşmesi bulunduğuna göre, artık davacının davada husumet ehliyetinin bulunmadığından bahsedilemez.
Kaldı ki, davacı aracın kaza anındaki sürücüsü olup,aracı araç malikine tam ve sağlam bir şekilde teslim yükümlülüğü bulunduğundan dolayı da, bu davayı açmak hakkına haizdir.
Öyle ise mahkemece,bu ilkeler doğrultusunda yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken,yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.