Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/12989 E. 2011/18123 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12989
KARAR NO : 2011/18123
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (KAPATILAN ŞİŞLİ 1.ASLİYE)

Dava dilekçesinde 17.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; 1228 ada, 2 parsel sayılı taşınmazın 1 nolu bölümünün yarı hissesinin gaip Sultana Niego’ya ait olduğu, davacı defterdarın 3561 sayılı Yasa uyarınca kayyım olarak atandığı, kayyımla idare edilen taşınmazın uzun süredir diğer hissedar olan davalı tarafından kullanıldığı ileri sürülerek, 01.01.2004 tarihi ile 31.12.2009 tarihleri arası için 17.000 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle yerleşik Yargıtay kararları uyarınca, intifadan men kuralının kayyımla idare edilen yerler için aranmayacağının kabul edilmiş olmasına göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ancak, 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ecrimisil davaları 5 yıllık zamanaşımına tabidir.
Kural olarak zaman aşımı ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Ancak, HUMK’nun 202/2.fıkrası uyarınca davacı muvafakat etmeksizin davalı savunmasını genişletemez ve değiştiremez.
Bu durumda süresi geçtikten sonra yapılmış olan zamanaşımı def’ine davacının muvafakatının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Somut olayda, davalı vekili cevap süresinden sonra verdiği dilekçesi ile zaman aşımı def’inde bulunmuş, cevap dilekçesi 03.03.2011 tarihli celsede davacı vekiline elden tebliğ edilmiş, davacı vekili zamanaşımı def’ine karşı herhangi bir beyanda bulunmayıp, 07.04.2011 tarihli celsede sunduğu cevaba cevap dilekçesinde zamanaşımı iddiasının dayanaktan yoksun ve yersiz olduğunu belirtmiştir. Bu itiraz zamanaşımının esasına itiraz niteliğinde olup, savunmanın genişletilmesine itiraz niteliğinde değildir.
O halde, davacı tarafın savunmanın genişletilmesine zımnen muvafakat ettiği kabul edilerek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre esas alınarak, 15.06.2005 ile 31.12.2009 arası için ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Ayrıca; HGK.nun 2011/3-242 E. ve 2011/392 K.sayılı kararında, 3561 sayılı Yasa uyarınca atanan kayyımın gaip kişi adına yaptığı iş ve işlemlerde Hazineyi temsilen değil, gaip kişi adına hareket ettiği, taşıdığı kayyımlık sıfatı ile açtığı davanın da 492 sayılı Harçlar Kanunu kapsamında harçtan … olmadığı belirtmiştir. Aynı kararda, 3561 sayılı Kanunun 2/son maddesinde de yargı harçlarından muafiyete ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı ve açıkça yer verilmeyen yargı harcının 3561 sayılı Kanunun 2/son maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir.
O halde, yakarıdaki açıklamalar doğrultusunda dava açılırken tahsili gereken yargı harçları tahsil edilmeden yargılamaya devamla hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.