Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/8208 E. 2010/12047 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8208
KARAR NO : 2010/12047
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacılar vekili dilekçesinde; çeşitli rahatsızlıkları bulunan davacıların sürekli olarak ilaç kullanmaları ve doktor kontrolüne gitmeleri gerektiğini, ancak davacı …’in Bağ-Kur’dan almakta olduğu aylık ile davacıların geçinemediğini ileri sürerek davacı … için aylık 400 TL, davacı … için ise aylık 350 TL yardım nafakası takdir edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde; davacıların oğulları olan davalıyı sürekli olarak horlayıp azarlamak suretiyle eşinin yanında dahi küçük düşürdüklerini, bu nedenle davalının anne ve babası ile olan ilişkisine ara vermek zorunda kaldığını, davacıların kendilerine ait evde oturmaları ve davacı babanın yaşlılık aylığı alması karşısında yoksul olarak kabul edilemeyeceklerini, kaldı ki davacıların her türlü tedavi ve ilaç giderlerinin sosyal güvenlik kurumunca karşılanmakta olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıların tespit edilen mali ve sosyal durumlarına göre dava ön koşulu olan yoksulluk içinde bulunmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TMK’ nun 364. maddesine göre; “Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
Yine aynı kanunun 365. maddesinin 2. fıkrasında ; “Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün ve, 1998/656 E.688 K. sayılı ilamında da; “:…yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmamaktadır. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenlerle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir görev olarak düzenlemiştir.
Somut olayda, davacı baba 73 yaşında, davacı anne ise 69 yaşında olup davacı babanın almakta olduğu aylık 530 TL emekli aylığı ile geçinmeye çalışmaktadırlar. Davacıların, mevcut rahatsızlıkları nedeniyle sürekli olarak doktor kontrolü altında olmaları ve bazı ilaçları kullanmaları gerekmektedir. Bundan ayrı, davacı baba, rahatsızlığı nedeniyle bir gözünü kaybetmiş olup, diğer gözündeki rahatsızlığın ilerlemesinin önlenmesi için tedavi görmek zorundadır. Ülkemizdeki sağlık sektörünün mevcut hali ile günün ekonomik koşulları da dikkate alındığında davacıların yardıma muhtaç hale geldiği açıktır. Aile bağları davacı babanın kusuru ile zayıflamış ise de; davalı oğlun yardıma muhtaç duruma gelmiş olan anne ve babasına karşı asgari yaşama giderlerini karşılama borcu, dürüstlük kuralı gereği ortadan kaldırılamaz.
Şu halde mahkemece; davalının sosyal ve ekonomik durumu ile davacıların ihtiyaçları karşılaştırılarak, davacıların ihtiyaçlarını karşılayacak, davalının geliri ile de orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun yardım nafakalarına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.