Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/6098 E. 2011/16431 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6098
KARAR NO : 2011/16431
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 31.406,24 TL (ecrimisil) alacak için takibe yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istenilmiştir. … 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/67 Esas sayılı dava dosyası da iş bu dosya ile birleştirilmiştir. Mahkemece davanın ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması taraf vekillerince istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde Davacı Vek.Av…. geldi. Davalı Vek.Av…. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar vekili dilekçesi ile; hisseli olan taşınmaz üzerindeki binanın 3, 4 ve 5.katının, müvekkilinin rızası olmaksızın, 01.11.1998 tarihinden itibaren davalılar tarafından işgal edilmesi nedeniyle önceki açılan davada; 16.12.2005-02.02.2006 tarihleri arası için aylık 17.675,88 TL ecrimisil bedeli tespit edildiğini, bu miktarı ölçü alarak 02.02.2006-22.03.2007 tarihleri arası için hisselerine düşen miktarı 30.856,66 TL olarak hesapladıklarını ve Zeytinburnu 2.icra Müdürlüğünün 2007/1245 E.sayılı takibini başlattıklarını; davalıların kötü niyetli takibe itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalıların %40 inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen … 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/67 Esas sayılı dava dosyasında ise; davacı vekili, 44 parsel sayılı taşınmazda bulunan binanın 1/8 hissesinin müvekkillerine ait olduğunu, müvekkilinin rızası olmamasına rağmen; davalıların, binanın asma katlı zemin ve asma katlı bodrum katını bizzat kullanmış ve dava dışı 3.kişilere kullandırdıklarını idida ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 06.01.2005 tarihinden dava tarihine kadar müvekkilinin hissesine isabet eden tüm alacaklarının tespiti ile şimdilik 06.01.2005-31.12.2005 tarihleri arasında tahakkuk eden 30.600 TL alacağın, dönem sonundan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
11.10.2010 havale tarihli ıslah dilekçesi ile; birleşen davada talep edilen ecrimisil bedeli 144,900 TL’ye yükseltilmiştir.
Mahkemece, davanın ve birleşen davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece; birleştirilen davada aynı taşınmazın asmalı katlı zemin ve asmalı bodrum katının da yukarıda belirtilen suretde davalılar tarafından işgal edildiği ve davacıların 06.01.2005-31.12.2005 dönem itibariyle istedikleri ecrimisile müstehak oldukları; ancak, dava tarihine kadar ki dönem için açılmış bir dava bulunmadığı halde dava tarihine kadar ki dönem için ıslah suretiyle müddeabihin artırılması mümkün bulunmadığından bahisle, ıslahla artırılan kısım için davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Oysa, davacı taraf, dava dilekçesinde; 06.01.2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup, şimdilik 06.01.2005-31.12.2005 tarihleri arasında tahakkuk eden 30.600 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmektedir. Islah dilekçesi ile de; bilirkişi raporu doğrultusunda, 06.01.2005 tarihinden dava tarihine kadar tahakkuk eden 144,900 TL alacaklarının faiziyle tahsilini istemektedir. Davacı, fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak, şimdilik, (06.01.2005-31.12.2005 tarihleri arası için) 30.600 TL ecrimisil istediğine göre; 06.01.2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için hesaplanan ecrimisille ilgili olarak ıslah talebinde bulunabilir. Mahkemece, ıslah talebinin kabulü ile, bu çerçevede tarafların tüm delilleri toplanıp, oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu, dava tarihine kadar ki dönem için açılmış bir dava bulunmadığından, (bu nedenle ıslah suretiyle müddeabihin artırılması da mümkün bulunmadığından) bahisle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen her iki taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825’er TL vekalet ücretinin taraf vekillerine verilmesine,
şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.