Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2013/2407 E. 2013/5193 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2407
KARAR NO : 2013/5193
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 1-Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 50/1-a, 52, 52/4. maddeleri gereğince mahkumiyet.
2-Sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 50/1-a, 52, 52/4, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet.

Taksirle öldürme suçundan sanıklar … ile …’nun mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanık … müdafii ile sanık … tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde karar ve hükümlerde başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça belirtileceği hükmüne yer verilip, aynı Kanunun 40/2. fıkrasında da, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişinin kusursuz sayılacağı belirtilerek özel bir eski hale getirme nedeni ihdas edilmiştir.
Eski hale getirme ile ilgili hükümlere ise 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddelerinde yer verilmiş olup, 41. maddede eski hale getirme ile ilgili dilekçenin engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceği, dilekçe sahibinin kusuru olmadığına ilişkin olguları ve varsa belgelerini de dilekçeye ekleyeceği, 42. maddede ise yapılacak inceleme üzerine verilecek kararlar ve bunların sonuçları düzenlenmiştir.
5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesinde ise eski hale getirme süresi içinde temyiz süresinin işleyeceği, bu taktirde eski hale getirme istemi ile birlikte temyiz isteminde de bulunulması gerektiği, eski hale getirme isteminde bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulduğu halde bu işlemin eski hale getirme talebinden vazgeçildiğini göstereceği belirtilmiş, benzer düzenlemeye 5271 sayılı CMK’nın 292 ve 274. maddelerinde de yer verilmiş, eski hale getirme isteminden bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulması halinde bunun eski hale getirme isteminden vazgeçildiği yönündeki hükme yer verilmemiş ise de, süresi içinde kullanılmayan bir hakkın bu süreden sonra zaten kullanılamayacağı nazara alındığında böyle bir hükme yer verilmemiş olması bir eksiklik olarak da değerlendirilmemiştir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde,
Sanık …’nun yokluğunda tefhim edilen Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/03/2009 tarihli ve 2006/872 esas, 2009/488 karar sayılı hükümde, kanun yolu bildirimi 5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde belirtildiği şekilde tam değil ise de, hüküm 14.04.2009 tarihinde kesinleştirilmiş, bu hüküm nedeniyle ceza infaz kurumuna alınansanığa tebliğ edilmiştir. Bu tebliğ üzerine sanık 1412 sayılı CMUK’un 310 maddesinde belirtilen bir haftalık süre içinde temyiz kanun yoluna başvurmamış, tebliğden sonra infaz sırasında temyiz hakkının verilmesi içerikli talepte bulunmuştur.
Kanun yolu bildirimin eksikliği nedeniyle kişi kusursuz sayılacağından bu husus eski hale getirme nedeni oluşturabilecek ise de, eski hale getirme yöntemiyle açılmış bir temyiz davası bulunmamaktadır. Bu yöntemle açılmış bir temyiz davasının varlığı halinde, öncelikle eski hale getirme nedenlerinin bulunup bulunmadığı 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilecek, bu hususun doğru olduğu kabul edildiği taktirde temyiz incelemesi yapılacaktır. Hal böyle iken, kanun yolu bildirimindeki her eksikliğin süresiz bir temyiz hakkı verdiği şeklindeki kabul, kanun yollarına başvurulmasının belirli bir süre ve yönteme tabi olacağına ilişkin düzenlemelere de aykırılık oluşturacaktır. Bu itibarla eski hale getirme ve temyiz istemi yerinde görülmediğinden sanığın talebinin REDDİNE,
Sanık … hakkındaki hükme yönelik temyiz icelemesine gelince;
Sanık …’un yetkilisi ve sahibi olduğu … Çelik Konstrüksiyon ve Galvaniz Alimünyum İnşaat San. ve Tic. isimli firmada işçi olarak çalışan … ile …’nin birlikte kesilmek üzere hazırlanan yuvarlak boruları sanık …’nun kullanmış olduğu park halindeki vincin halatlarına bağladıktan sonra sanık …’in demir boruları vinçle kaldırıldığı esnada, vince bağlı çelik halatın kopması sonucu halata bağlı demir boruların altında beklemekte olan …’ın üzerine düşerek ölümüne neden olduğunun, sanıkların ölüm sonucundan asli derecede kusurlu bulunduklarının anlaşılması karşısında; iki sınır arasında temel ceza belirlenirken hakkaniyet kurallarına bağlı kalınması, takdirde yanılgıya düşülmemesi, adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında asgari hadden ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında tayin edilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin eksik gösterilmesi sureti ile CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
2-Sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği hususuna hükümde yer verilmemesi,
3-Yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak alınması yerine müteselsilen tahsiline karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden hüküm fıkrasının (5.) bendine “50/1-a” ibaresinden sonra gelmek üzere “-4” ibaresinin eklenmesi, (7.) bendi sonuna “ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilmesine” ibarelerinin eklenmesi ve (8.) benindeki “müteselsilen” ibaresinin “eşit olarak” ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.