YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6337
KARAR NO : 2023/3343
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
D U R U Ş M A T A LE P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.11.2017 tarihli ve 2017/181 Esas, 2017/262 sayılı Kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/748 Esas, 2018/1358 sayılı Kararı ile, sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 31.03.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1.Silahlı terör örgütüne üye olma suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
2.Mahkemede dinlenen tanıkların beyanlarına göre sanığın atılı suçu işlemediğinin anlaşıldığına, aksi kabul edilse dahi sanık hakkında TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine,
3.Örgüte müzahir kurumda çalışmasının atılı suçu işlediğine dair delil olamayacağına,
4.MİT tarafından yapılan ByLock tespitinin hukuki olmadığından hükme esas alınamayacağına,
5.15 Temmuz tarihin kadar herkesin yanılma ve hata yapma hakkı olduğundan FETÖ/PDY örgütüne üye olma suçunun bu tarihe kadar oluşmayacağına,
6.Hukuki olmayan gerekçelerle sanığın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırıldığına,
7.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.
III- OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık …’in yapılan ByLock sorgulamasında …92 62 numaralı telefon hattı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullandığının tespit edildiği, sanığın KHK ile kapatılmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Gaye Özel Eğitim İnşaat Bilişim Yemek Dağıtım Tic.A.Ş, şirketinde 2011-2014 yılları arasında SGK kaydının bulunduğu, Bankasya müşterisi olduğu, sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün polis yapılanması kapsamında hakkında adli işlem yapılan mahrem imamlarından A.V.in eşi olduğu, sanığı Rize İlinde polis eşlerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında sohbet veren (abla) kişi olduğu, Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında 2016/3751 sayılı soruşturma dosyası kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma yürütülen ve yargılaması mahkemenin 2017/211 E. Sayılı dosyası üzerinden sürdürülen G.E.in soruşturma aşamasında alınan ifadesinde “…. Rize’ye sorumlu olarak üniversitede çalıştığını öğrendiği A. isimli şahıs ile yine eşi olan Hacer isimli şahısların geldiğini, eş toplantılarının Çayeli’nde ilk olarak eşi polis memuru olan M.B.ın eşi R.B.in evinde sonasında yine eşi polis olan ve Çayeli’nde trafik şubesinde büroda çalışan S. isimli şahsın eşi olan K. isimli bayanın evinde toplandıklarını, bu toplantılara aynı evde erkekler ayrı yerde bayanların ayrı yerde toplanarak devam ettiklerini, toplantılara Hacer isimli bayanla A. isimli şahsın geldiğini, onların abilik ve ablalık yaptıklarını, bu toplantılar her hafta dönüşümlü olarak devam ettiğini…” belirttiği, Rize Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/6361 sayılı soruşturma dosyası kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren K.Ü.ın ifadesinde “Rize İlinde üniversiteye memur olarak atanan A.(A.)V. ile eşi …’in taşındığını, A.(A.)V.in ilçelerdeki polislerden sorumlu abi olarak görev yaptığını, eşinin de (…) yine aynı şekilde sohbetlere gelen polislerin eşlerinden sorumlu abla olarak sohbetlere gittiğini, ByLock listesinde N.K. ve …’in olduğunu” belirttiği, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, kovuşturma aşamasında alınan savunmasında da üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, örgütün kriptolu ve gizli haberleşme programı olan ByLock’u kullandığı tespit edilen sanığa yargılama aşamasında BTK’dan temin edilen karşı IP ve baz istasyonu bilgilerini içeren tutanak içeriğinin okunduğu, sanığın ikameti ile baz bilgilerinin örtüştüğünün tespit edildiği, sanığın Rize İli Tophene mahallesinde oturduğunu beyan ettiği, ciddi manada yoğunluk arzeden ByLock girişlerine ilişkin baz sinyallerinin umumiyetle Tophane mahallesine ait olduğu, sanığın inkara dönük savunmalarını sürdürdüğü, sanık hakkında her ne kadar silahlı terör örgütünü yönetme suçu yönüyle TCK’nın 314/1 inci maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın eyleminin yöneticilik kapsamında değerlendirilemeyeceğinin mahkemece kabul edildiği, tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince, takdiren alt hadden uzaklaşarak cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, gerekçeli karar başlığındaki suç tarihi kısmından “2016 yılı ve öncesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “07.11.2016″ yazılması suretiyle düzeltilerek, incelenen dosya kapsamında ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişileştirilmesi yönünden hükümde başkaca bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
3. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre,
181289 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, Rize İl yapılanmasında polis eşlerinden sorumlu olarak örgütsel toplantılarda sohbet veren sanığın, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayininde hukuki isabet görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 29.05.2018 tarihli ve 2018/748 Esas, 2018/1358 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Rize Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.