YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18645
KARAR NO : 2010/3864
KARAR TARİHİ : 09.03.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, 14.480,13TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan istirdaten tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı vek.Av…. … geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı vek.Av…. … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek bilahare karara bağlanması için başka bir güne bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili delikçesinde; müvekkili idareye karşı davalı tarafından açılan kamulaştırma bedelinin artırımı davası sonucunda, idare aleyhine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini; kesinleşen ilamın icraya konulması üzerine, mahkemece hüküm altına alınan bedellerin davalıya haricen ödendiğini; buna rağmen, Pendik 2.İcra Müdürlüğünün gönderdiği muhtırada 16.847.759.000 TL bakiye borçlarının bulunduğunun bildirildiğini; söz konusu muhtıranın iptali için açtıkları dava sonucunda, Pendik İcra Mahkemesinin 2002/941 E-2004/329 K. sayılı kısmen kabule ilişkin kararının Yargıtay 12.Hukuk Dairesince onandığını; bunun üzerine, 16.12.2004 tarihinde 21.866.050.684 TL’yi davalıya ödediklerini; ancak, karar düzeltme talebi üzerine mahkeme kararının bozulduğunu, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece; muhtıra tarihi itibariyle 3.377,70 TL bakiye idare borcunun bulunduğunun hükme bağlandığını ve kararın kesinleştiğini; bu itibarla, davacı idarenin; davalıya, 16.12.2004 tarihi itibariyle 14.480.13 TL fazla ödeme yaptığının anlaşıldığını iddia ederek; fazlaya dair hak saklı kalmak kaydıyla, 14.480.13 TL fazla ödemenin, ödeme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müvekkili idareye iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “Açılan dava İcra İflas Kanununun 72.maddesi uyarınca açılan istirdat davasıdır. İstirdat davasının, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Bu sürenin başlangıcı borçlunun bu parayı doğrudan doğruya alacaklı veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp bedelinin icra dairesine ödendiği tarihtir. Dosyamızda davalıya 16.12.2004 tarihinde 14.480,13 TL ödenmiştir. Bu tarihten itibaren 1 yıl içinde istirdat davasının açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan mahkememizce resen nazara alınmıştır, gerekçesiyle” davanın süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davada, ilama dayalı olarak davalının yaptığı icra takibi sırasında; davacı idarenin, davalıya (haricen) fazladan ödediği paranın istirdaten tahsili talep edilmektedir.
Mahkemece, dava İİK’nun 72. maddesine dayalı istirdat davası olarak nitelendirilmiş ve ödeme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, İİK’nun 72. maddesinde öngörülen istirdat davasının açılabilmesinin ilk şartı; geri verilmesi istenilen paranın, İcra takibi sırasında icra dairesine ödenmiş olmasıdır. Somut olayımızda ise, davacı; iadesini istediği fazladan ödediği parayı, icra takip dosyasına değil haricen davalı tarafa ödemiştir. Bu durumda, dava; İİK’nun 72. maddesinde ifadesini bulan istirdat davası olarak nitelendirilemez. Davacı idare, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin onama ilamı gereğince davalıya haricen ödediği paranın; fazladan ödendiğinin sonradan (bozma ilamı ile) anlaşıldığını iddia ederek; istirdat talep ettiğine göre, dava; BK’nun 61 ve devamı maddelerine dayalı sebepsiz zenginleşmeden … alacak istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1987 tarihli 1987/9-68 esas, 618 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi sebepsiz zenginleşmeye dayalı istirdat davalarında kamu kurum ve kuruluşları açısından; BK.nun 66.maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı, ödeme günü değil, idarenin verdiğini istirdata haklı olduğunu öğrendiği tarihtir. Davacı idare, İcra Mahkemesinin (muhtıranın iptaline ilişkin) verdiği kararın kesinleşmesi ile (05.09.2006 tarihinde) fazladan ödeme yaptığını öğrenmiş olmasına ve davayı bir yıllık zamanaşımı süresi dolmadan (13.6.2007 tarihinde) açmış olduğuna göre; dava süresinde olup, mahkemece; işin esasına girilip, sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekir. Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde süre yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 750 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine,
ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.