YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14183
KARAR NO : 2023/9719
KARAR TARİHİ : 16.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Kamu davasının durması
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli ve…. Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma”sına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 15.10.2021 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.07.2022 tarihli ve 2022/5838 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.10.2022 tarihli ve KYB-2022/110847 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2022 tarihli ve KYB-2022/110847 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanık hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2014 tarihli ve 2014/49816 soruşturma, 2014/247 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın erteleme süresi zarfında 07.01.2015 tarihinde aynı nev’iden suçu yeniden işlemesi nedeniyle, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2015 tarihli ve 2014/49816 Soruşturma, 2015/3598 Esas, 2015/3308 sayılı iddianame ile kamu davasının açıldığı, Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2015 tarihli ve 2015/188 Esas, 2015/362 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine; basit yargılama usulünün uygulanmaması, temel cezanın yanlış belirlenmesi ve hatalı gerekçe yazılması nedenleriyle, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2019/5672 Esas, 2020/3765 Karar sayılı ilamı ile bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılamada Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2020/619 Esas, 2021/1065 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla,
Dosya kapsamına göre, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.11.2018 tarihli iddianame ile Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/188 Esas sayılı dosyası gerekçe gösterilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince dava açıldığı ve Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.09.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2015 tarihli ve 2015/188 Esas, 2015/362 Karar sayılı kararının Yargıtay’ca bozulması nedeniyle 14.09.2021 tarihli kararı ile durma kararı verilmiş ise de, sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde Bursa 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 2018/617 Esas, 2019/53 Karar sayılı kararı ile aynı nev’iden suçtan mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 28.10.2020 tarihli ve 2019/1206 Esas, 2020/1520 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiş bulunması karşısında, yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
B. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde yer alan, ”(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, kanun yararına bozma incelemesine konu kararın sanığın doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapıldığı, tebligatın usulsüz olması nedeniyle inceleme konusu kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
C. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın, 5271 sayılı Kanun’un 267 vd. maddeleri uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin, bu aşamada reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE;
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.11.2023 tarihinde karar verildi.