Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/14721 E. 2011/18954 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14721
KARAR NO : 2011/18954
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili; müvekkili ile davalının boşandıklarını, davalı lehine aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasının hüküm altına alındığını, davalının işe girdiğini, yoksulluğun ortadan kalktığını belirterek, yoksulluk nafakasının davalının işe giriş tarihinden itibaren kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin asgari ücretle çalıştığını, asgari ücretin davalıyı yoksulluktan kurtarmadığını, davacı yanın ekonomik durumunun müvekkilinin ekonomik durumundan çok daha iyi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, yoksulluk nafakasının davalının işe girdiği 10 Şubat 2011 tarihi itibariyle kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 176.maddesine göre, yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkemece nafaka kaldırılabileceği gibi, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması ya da azaltılmasına da karar verilebilir.
Ancak, HGK.nun yerleşik kararlarında asgari ücretle çalışılmakta bulunulması, yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu olarak kabul edilmediği gibi, yoksulluğu ortadan kaldıran bir durum olarak da kabul edilmemiştir.
Somut olayda, davalının 10.02.2011 tarihinde bir şirkette işe başladığı, üç aylık deneme süresi öngörüldüğü, en son 686,00 TL ücret aldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Davalı vekili ise, yargılamada müvekkilinin işten çıkarıldığını açıklamıştır.
Davalının yoksulluk durumu, günün ekonomik koşulları ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve yaşam tarzları birlikte değerlendirilerek takdir edilmelidir.
Mahkemece, davalının işe girdiği belirtilerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; bu miktarın günümüz koşullarında davalının geçinmesine yetip yetmeyeceği tartışılmadığı gibi, davalı vekilinin müvekkilinin, işten çıkarıldığına dair beyanı üzerine bu konuda bir araştırma yapılmamıştır.
Davalının aldığı nafaka ile geçinmesi günümüz ekonomik koşullarında mümkün görülmediğine göre, işe girip çalışması da zorunluluk arzettiği gibi, elde ettiği iş ve gelir her an için sona erebilecek nitelikte olup, sabit ve güvenceli de değildir.
Değerlendirme yapılabilmesi için her iki tarafın gelir durumunun tespit edilmesi zorunludur.
Davalının çalışarak elde ettiği gelir ile davacının tespit edilecek geliri karşılaştırılmadığı gibi, davalının sürekli bir işte çalıştığı da araştırılmamış, eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Kaldı ki, yukarıda açıklandığı üzere asgari ücret düzeyinde sürekli ve güvenceli bir gelire sahip olunması bile yoksulluğu ortadan kaldırmadığına göre, davalının sigortalı çalışıp çalışmaması da nafakanın kaldırılması için yasal bir gerekçe olarak kabul edilemez.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.