Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/13530 E. 2023/9715 K. 16.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13530
KARAR NO : 2023/9715
KARAR TARİHİ : 16.11.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 45.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2021 tarihli ve 2020/1555 Esas, 2021/1186 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tekerrrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 09.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.07.2022 tarihli ve 2022/491 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2022 tarihli ve KYB-2022/104429 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.10.2022 tarihli ve KYB-2022/104429 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Dosya kapsamına göre, sanığın 13.01.2020 ve 07.07.2020 tarihlerinde zincirleme şekilde işlemiş olduğu suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2021/2564 Esas, 2021/6714 Karar sayılı ilâmında yer alan “…kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; … Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,..” şeklindeki açıklamalar ve,
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu dikkate alındığında,

Evvelce 19.07.2018 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi nedeniyle sanığın mahkumiyetine, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, anılan Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince 5 yıl süre denetime tabi tutulmasına dair Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/302 Karar sayılı kararının verildiği ve anılan karara itiraz edilmesi üzerine Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2019 tarihli ve 2019/57 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmesi sonucu 20.12.2019 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu iş bu dosyadaki aynı nitelikteki suçun ise, sanık hakkında zorunlu olarak verilen 30.10.2019 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde zincirleme olarak 13.01.2020 ve 07.07.2020 tarihlerinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı gözetilerek, açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında,13.01.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2020 tarihli ve 2020/13202 soruşturma, 2020/1028 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 28.05.2020 tarihinde şüpheliye usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek 28.06.2020 tarihinde tedbirin infazı için Ankara Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 12.11.2020 tarihli ve 2020/13202 Soruşturma, 2020/46318 Esas, 2020/32363 sayılı iddianamesi ile Ankara 45.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Yine şüpheli hakkında, 07.07.2020 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2021 tarihli ve 2020/199082 Soruşturma, 2021/11535 Esas, 2021/8174 sayılı iddianamesi ile Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası

açıldığı, Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2021 tarihli ve 2021/460 Esas, 2021/485 Karar sayılı kararı ile davaların birleştirilmesine karar verildiği,
D. Yapılan yargılama sonucunda, Ankara 45.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.06.2021 tarihli ve 2020/1555 Esas, 2021/1186 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tekerrrür hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 09.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/302 Karar sayılı kararının incelenmesinde;
Sanık hakkında, 19.07.2018 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2019 tarihli ve 2018/140379 Soruşturma, 2019/6658 Esas, 2019/1400 sayılı iddianamesi ile Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/302 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 20.12.2019 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan, “Bu Kanun’un
a. 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,
b. 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde

belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanuni bir zorunluluk olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.10.2019 tarihli ve 2019/365 Esas, 2019/302 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre verildiği, kararın 20.12.2019 tarihinde kesinleştiği, kanuni zorunluluk nedeniyle verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile aynı hukuki sonuçları doğuracağı anlaşıldığından, sanığın 13.01.2020 tarihli eylemini, Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 13.01.2020 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “düşme” kararı verilip Ankara 33. Ağır Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması, birleşen davaya konu 07.07.2020 tarihli eylem bağımsız bir suç olduğundan, sadece 07.07.2020 tarihli eylem yönünden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2021 tarihli ve 2020/1555 Esas, 2021/1186 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.11.2023 tarihinde karar verildi.