YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/21201
KARAR NO : 2011/5837
KARAR TARİHİ : 07.04.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, eşi …’un 05.01.2008 tarihinde vefat ettiğini, 05.07.2007 tarihli vasiyetname ile herhangi bir mal vasiyeti değil terekenin idaresinin öngörüldüğünü, vasiyetnameden sonra tekrar evlendiklerini, kendisinin çocuklar üzerinde velayet hakkı bulunduğunu, velayet hakkının kullanımının ölüme bağlı tasarrufla sınırlandırılamayacağını, murisin müşterek 2 çocuğun 23 yaşını doldurana kadar terekenin resmen sevk ve idaresi için davalıları tayin ettiğini, vasiyetnamede davalı terekenin idaresine ilişkin sınırlayıcı arzunun geçersiz olduğunu, vasiyetname ile davacının çocukları ve çocuklarının malları üzerindeki tasarruf hakkının elinden alınmak istendiğini, tasarrufun içeriği, koşulları veya yüklemelerin hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu ileri sürerek 05.07.2007 tarihli vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının 05.07.2007 tarihli vasiyetnameden sonra murisle 21.09.2007 tarihinde yeniden evlenmiş olması nedeniyle murisin evlilik ile vasiyetnamedeki iradesinin değiştiği, vasiyetin bu nedenle hükümsüz olduğu iddiasının yersiz olduğunu, doktor olan murisin hastalığının son döneminde çocukların ileride yaşayacakları ilişkilerde anne baba ayrılığı yaşamış olarak anılmaması maksadı ile davacı ile yeniden evlendiğini, davacıya güvenmediğini, çocuklarının geleceğini ona emanet edemeyeceğini düşünerek mallarının idaresini kendilerine bıraktığını bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece 05.07.2007 tarihli vasiyetnamenin murisin çocukları …yönünden çocukların reşit olduktan sonraki dönem için tasararufun içeriği bağlandığı koşullar ve yüklemelerin hukuka aykırılığı nedeni ile vasiyetnamenin 2.sayfasının 2.bendinin 27. ve 28. Satırında yer alan “Çocuklarımın kemale erene kadar ki, bundan kastım 23 yaşını tamamlamalarıdır, ibaresinin ve 36-37 ve 38.satırındaki “Bu yolda açıkça ifade etmek istediğim şudur ki, her iki çocuğum 23 yaşlarını dolduracakları gün gelene kadar” ibarelerinin TMK 557/3.maddesi gereğince hükümsüzlüğüne, vasiyetnamenin tümden iptali isteğinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
MK’nun 352.maddesi uyarınca ana baba velayetleri devam ettikçe çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler. Md.354 hükmüne göre ana baba kusurları sebebiyle velayetleri kaldırılmadıkça çocuğun mallarını kullanabilirler. Buna karşılık 357 son hükmü uyarınca “Kazandırmada bulunan kişi, kazandırma sırasında açıkca aksini öngörmedikçe, ana ve baba bunlar üzerinde yönetim hakkına sahiptirler. Bu tür mallar çocuğun “serbest malları” sayılmaktadır. O halde vasiyet yolu ile kazandırmalarda ana babanın velayet hakkı ile vasiyet edenlerin müdahale edebileceği yasada kabul edilmiş, bu uygulama Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.3.1977 gün ve 1977/72 E, 1977/176 sayılı kararında da benimsenmiştir.
Ne var ki vasiyet yolu ile kazandırma yapılmaksızın malların yönetilmesi ile ilgili velayet hakkından doğan tasarrufları MK 358 hükmü uyarınca ancak çocuğun saklı payı dışında sınırlanabilir ve ana ve babanın yönetimi dışında bırakılabilir.
Sonuç olarak ancak, vasiyet yolu ile kazandırmalarda ana babanın çocuğun serbest mallarında velayet hakkı sınırlandırılabilmek de buna karşılık kazandırma yapılmaksızın ana babanın velayet hakkına çocuğun saklı payı ile sınırlı olarak müdahale edilebilmektedir.
O halde mahkemece çocukların saklı payı belirlenmeli, vasiyetnamenin saklı payı ile sınırlı olarak iptal edilebileceği gözetilerek hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.