YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/34055
KARAR NO : 2013/7107
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
Mahkemesi :İnfaz Hakimliği
Taksirle yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/2-b ve 52. maddeleri uyarınca 3.600,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Kadıköy 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/06/2011 tarihli ve 2008/761 esas, 2011/927 sayılı kararının kesinleşmesi sonrasında, hükümlü tarafından adlî para cezasının ödenmemesi üzerine 3.600,00 Türk lirası adlî para cezasının 180 gün hapis cezasına çevrilmesine dair Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığının 30/01/2012 tarihli ve 2011/4-527 ilamat sayılı kararını müteakip, hükümlünün talebi üzerine 6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 2. maddesi gereğince koşullu salıverilmesine ilişkin Üsküdar İnfaz Hâkimliğinin 14/04/2012 tarihli ve 2012/111 esas ve 2012/107 sayılı kararını kapsayan infaz dosyası incelendi.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Adlî Para Cezasının infazı” başlıklı 106. maddesinde “(1) Adlî para cezası, Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre tayin olunacak bir miktar paranın Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. (2) Adlî para cezasını içeren ilâm Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye 20. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir ödeme emri tebliğ eder.(3) Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adlî para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarınca hapsedilir.” hükmü ile aynı madde de “(9) Adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile 05/04/2012 tarihli ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 2. maddesi ile anılan 5275 sayılı Kanun’a eklenen geçici madde “(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla koşullu salıverilmelerine bir yıldan az süre kalan; a) Açık ceza infaz kurumunda bulunan, b) Kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarını taşıyan, iyi hâlli hükümlülerin talepleri hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme birlikte ele alındığında, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılamaması sebebiyle kapalı ceza infaz kurumunda en az aylık geçirme şartının gerçekleşmediğinden koşullu salıverilme hakkı olmayan hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri altında infazına ara verilmesine ilişkin anılan mahkeme kararında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 27/11/2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-7731-2012/17286/67024 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2012 gün ve 2012/299803 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesindeki “yaptırımın” ibaresi “tedbirin” şeklinde değiştirilerek TCK‘nın 50. maddesi uyarınca seçenek yaptırım olan adli para cezası ile aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca hükmedilen adli para cezalarının aynı şekilde infazı esası benimsenmiştir. Bu değişiklikten önce, seçenek yaptırım olarak hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde 50. maddenin 6. fıkrasındaki düzenleme uyarınca hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilmekte ve maddenin 5. fıkrası hükmü uygulanmayacağından, hapis cezası olarak infaz edilecek bu cezaya koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması mümkün iken, aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca doğrudan hükmedilen adli para cezalarına koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması imkânı bulunmamakta idi, 5739 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesinin 6. fıkrasında ve aynı Kanun’un 5. maddesi ile 5275 sayılı CGTİK’nda yapılan değişikliklerle, her iki para cezasının infazı aynı esaslara bağlanmış, ister doğrudan hükmedilmiş olsun, ister seçenek yaptırım olarak tayin edilmiş olsun, adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilmesi halinde, bu cezanın infazının ertelenmesi ve bu cezalara koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması imkânı ortadan kaldırılmıştır.
Görüldüğü gibi 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler, TCK’nın 50/1-a maddesi uyarınca seçenek yaptırım olarak hükmedilen adli para cezalarının ödenmemesi halinde, aynı maddenin 6. fıkrası uygulanmayacağından, hükümlünün hapis yattığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı ödemesi halinde hapisten çıkarılması imkânı sağladığından bu yönüyle hükümlünün lehine ise de, kalan miktarın ödenmemesi halinde şartla salıverilme hükümlerinin uygulanamaması nedeniyle, cezanın tamamının infaz edilmesine yol açması nedeniyle de hükümlünün aleyhinedir. Bu nedenle, 01.03.2008 tarihinden önce işlenen suçlar açısından, hükümlünün hukuki durumu 5237 sayılı TCK’nın 7/3. maddesindeki düzenleme de nazara alınarak değerlendirilmeli, somut şartlar itibariyle yapılacak uygulamanın hükümlü lehine sonuç doğurup, doğurmadığı saptanarak, lehe kanun belirlenmelidir.
Doğrudan hükmedilen adli para cezası ile 01.03.2008 ve sonrasında işlenen suçlardan dolayı seçenek yaptırım olarak hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrilen cezaların infazına gelince, 5275 sayılı CGTİK’nın 5739 sayılı Kanunla değişik 9. fıkrası ve değişiklikten önceki düzenleme uyarınca, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemeyeceği gibi bu cezaların infazında koşullu salıverilme hükümleri de uygulanamayacaktır.
6391 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelerin değerlendirilmesine gelince;
11.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 05.04.2012 gün ve 6291 sayılı Kanunla, 5275 sayılı Kanuna eklenen 105/A maddesi ile koşullu salıverilmelerine belirli bir süre kalan hükümlülerin, cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanması suretiyle infazına imkân sağlanmış, aynı kanuna eklenen Geçici 3. madde ile bu imkândan yararlanma koşulları ve yapılacak işlemler düzenlenmiş, 105/A maddesinin 4. fıkrasında açıkça; “Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlülerin yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanmalarında, hak ederek tahliye tarihi esas alınır.” hükmüne yer verilerek, adli para cezaları, hapis cezası olarak infaz edilenlerin de bu haktan yararlanacakları ve şartların belirlenmesinde hak ederek tahliye tarihinin esas alınacağı belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taksirle yaralama suçundan TCK’nın 89/1-2b ve 52/2-4. maddeleri uyarınca yirmi eşit taksitte ödenmek üzere 3600 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilip, hakkındaki 30.06.2011 gün ve 2008/761-2011/927 sayılı hüküm 13.09.2011 tarihinde kesinleşen hükümlü …’ın, taksitlendirilen adli para cezasını ödeme emrinin tebliği üzerine ödememesi üzerine, 180 gün hapis olarak infazına karar verildiği, 01.03.2012 tarihinde infazına başlanan cezada, hükümlünün hakederek tahliye tarihinin 27.08.2012 olarak belirlendiği, hükümlünün 6291 sayılı Kanundan yararlanma talebi üzerine, Üsküdar İnfaz Hakimliğince 14.04.2012 gün ve 2012/111-2012/107 sayı ile, hakederek tahliye tarihi olan 27.08.2012 tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verildiği, verilen bu kararın 6291 sayılı Kanunun amacı ve kapsamıyla uyumlu olduğu, verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle, Adalet Bakanlığının bu karara yönelik kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Adli para ceasının ödenmemesi nedeniyle hapis cezası olarak infazına karar verilen hükümlünün cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulamak suretiyle infazına ilişkin Üsküdar İnfaz Hakimliğinin 14.04.2012 gün ve 111-107 sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.