Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/12330 E. 2023/3034 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12330
KARAR NO : 2023/3034
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün
kaldırılarak mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanun’a eklenen 5 inci maddenin 1/f bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.12.2017 tarihli ve 2017/77 Esas, 2017/159 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 63 üncü maddesi, uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.03.2018 Tarihli ve 2018/386 Esas, 2018/676 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı Kanunu’nun 280 inci maddesi ikinci fıkrası gereğince kaldırılarak; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 221 inci maddesinin beşinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi, uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.09.2021 tarihli düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemmesine rağmen mahkemece bu yönde karar verildiğine, oysa ki 17-25 Aralık sürecinden sonra örgütten soğuması nedeniyle ayrılmak istediğine ancak örgüt tarafından rahat bırakılmadığına,
2. Sanığın 2013 yılından sonra ilişiğine kesmeye çalıştığının en önemli kanıtlarından birisinin de ByLock çıkmaması ve Bank Asyaya para yatırmaması olduğuna,
3.17-25 Aralık sürecinden sonra bir eylemi bulunmayan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
4. Sanığın soruşturmanın başından itibaren örgütle ilgili olarak verdiği bilgiler dikkate alındığından hakkında daha yüksek bir indirim uygulanması gerektiğine,
5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kulllandığı sohbet adı altında yapılan toplantılara katıldığı, bu durumu ikrar ederek kovuşturma aşamasında vermiş etkin pişmanlık içeren samimi beyanlarında “Ben 2008 yılının sonundan 2015 yılının başlarına kadar bu yapının içerisinde bulundum. Sohbetlere ve toplantılara katıldım. ByLock kullanmadım. N.B.ı ve M.B.K.ı tanırım. Kendileriyle Kur’an öğrenmek için görüştüm. Sohbetlere de ilk N.B. vasıtasıyla gitmeye başladım. İlk gitmeye başladığım sohbetlerde benim dışımda O.Y. ve Y.A.da vardı. N.B. bize verdiği sohbetlere 2011 yılına dek devam etti. 2011 yılında M.B. hoca geldi. M.B. hoca sohbet vermye 2012 yılının sonuna kadar devam etti. Onun sohbet verdiği grubumuzda da aynı kişiler vardı. Ondan sonra da bize sohbet hocası olarak İ.D. geldi ve İ.D.le sohbetler 2012 yılı sonundan 2015 yılına kadar devam etti. Sohbetler 2 haftada bir veya ayda bir olurdu. Evlerin müsaitlik durumuna göre sırayla evlerimizde olurdu sohbetler. Sohbet yaptığımız … diğer sohbet yeri ve zamanını kararlaştırırdık. Sohbetler dini konular konuşulur ve F.G.e ait vaaz cd’leri izletilirdi. Sohbet esnasında sohbeti bölmemesi ve rahatsız etmemesi için cep telefonlarımızı sıhbet yapılan yerin dışında bulunan salona veya hole koyardık. 2016 yılının Ocak ayında A.D. evime geldi ve Çevik Kuvvette çalışan polis memurlarına sohbet vermemi istedi. Ben de sohbetleri bıraktığımı söyledim.” şeklindeki ikrar mahiyetindeki samimi beyanları, sanığa ders verdiğini beyan eden tanık N.B.ın “Sanıkla 2008 yılı sonrasında bir araya gelip Kur’an ve Tecvid dersleri yaptık. Bu ortamda Mehmet Ali Dokuzlar’da vardı. 2008-2010 yılları arasında sürdü diye hatırlıyorum ama yıl konusunda çok emin değilim.” şeklindeki beyanı, aynı sohbet grubunda olduğunu beyan eden tanık …ın “sanıkla birlikte Trafik Şube’de polis memuru olarak çalışıyorduk. 2009 yılı gibi sohbet toplantılarını sanık ayarlıyordu. Genellikle sanığın evinde toplanıyorduk, toplantıları genellikle eczacı olan İ.D. isimli kişi yapıyordu ancak o olmadığında sanık sohbet yapıyordu. Sohbetlerde Kur’an ve Risale okunuyordu. Sohbetlerde ayrıca Y.A. ve O.Y. isimli kişilerde İ.D. ve sanık olmadığında sohbet yapıyordu. O dönemde şubemizden birçok kişi sohbetlere geliyordu. Bu sohbetler 2014 yılı başına veya ortasına ddek devam etti. Ben o dönemde cemaatin Hükümetle olan durumundan dolayı ayrılmıştım. Arkadaşlara da bu durumu bitirin diye söylüyordum. Son zamanlardaki toplantılarda o dönemde …’in bedduası yayınlanıp konuşulmuştu, ben hatta İ.D.e bu uygun mudur şeklinde sorduğumda o da bana yanlış hatırlamıyorsam “Mücedditlere bu bir kez verilmiştir.” şeklinde beyanda bulunmuştu, bana da mantıklı gelmemişti. Yanlış hatırlamasın 2014 ortaları gibi ben sohbeti bırakmıştım. Sanık … ve arkadaşların devam ettiğini tahmin ediyorum. Çünkü Y.A. bu dönemde bana gelip tekrar sohbetlere gelmemi istedi. Bir nevi beni korkaklıda suçlamıştı. sohbetlerde telefon bulundurmama hususu doğrudur, son zamanlarda birkaç kez sanığın Cumhurbaşkanına küfür ettiğini hatırlıyorum.” şeklindeki beyanı, sanık hakkında beyanda bulunan M.Ş.in “…’un sohbetlere gelip gittiğini duydum. 17/25 Aralık sürecinden sonra da geldiğini duydum. Kendisinin trafik polislerinin grubunda olduğunu biliyorum” şeklindeki beyanı ve 26.05.2015 tarihli teşhisi, sanığın belli bir süre sohbet hocalığını yapan tanık M.B.K.ın “sanık … ile 2015 yılında tanışıklığımız oldu. Bir kaç kez benim sohbetlerime katılmıştır. Toplamda tanışıklığımız 3-4 ay anca sürmüştür. Daha öncesinde ben sanığı tanımıyordum. İ.D. vasıtasıyla tanıştık. Sohbetlerimizde bir kaç kişi daha oluyordu.” şeklindeki beyanı, aynı sohbet grubunda olduklarını beyan eden tanık A.D.in “sanık … benim tanıdığım dönemde Tokat Trafik Tescil Şube’de çalışıyordu. Benim tanıştığım tarihlerde ismini Vedat olarak tanıtan ve bize sohbet veren kişi Tokat …’den Erbaa’ya taşınması sebebiyle beni … ile tanıştırdı, bundan sonra sohbetleri …’un yapacağını söyledi. Bende ve Mehmet Ali’de Tango programı vardı ve bundan haberleşirdik. Bana bu tango programını Vedat yüklemişti. Kendisi bana ilk defa sohbet verdiğini, sohbetin nasıl yapılacağını tam bilmediğini söylemişti. Sohbet için toplanınca Kur’an okur, namaz kılar, çay içip ayrılırdık. Yüz yüze görüşmelerimiz sadece sohbet günlerinde oluyordu. Toplamda sadece 3-4 defa yüz yüze geldik. Sohbetlere N.G. ve İ.A.da katılıyordu. Ben kendisiyle 2016 Ocak ayında tanıştım ve Haziran ayına dek irtibatımız devam etmiştir.” şeklindeki beyanı, sanığın sohbet hocalarından olan tanık İ.D.in “Ben bu yapı içinde sohbet verirken, sohbet verdiğim kişilerden biridiydi, sanık trafik polisi olarak görev yapardı. Sanık sadece sohbetlere geldi, yapı içinde bi görevi yoktu. Sanık bu yapıdan bir menfaat beklemeden katılım sağlıyordu. Dışarıda büyük bir cemaatçi izlenimi veriyordu. Ancak sadece sohbetlee katılıyordu. Sanık sohbetlere yaşanan darbe olayına kadar devam etmiştir.” şeklindeki beyanı, Tokat İlinde Polis memurlarına imamlığını yapan tanık T.U.un “… polis memurudur. İsmen ve simaen tanırım. 17/25 Aralık sürecin ve bu süreçten sonra da sonuna kadar sohbetlere katılmıştır. 2013 yılında sohbet hocası İ.D.di. Sohbetini ben yapmazdım ama takibini yaptığım için biliyorum” şeklindeki beyanı ve verilen bu beyanların sanığın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlarla büyük ölçüde örtüşmesi neticesinde bu sohbetlere katıldığının anlaşılması,
Sanığın ev araması neticesinde el konulan 78 adet kitaptan 77 tane kitabın FETÖ/PDY örgüt lideri …’in yazdığı kitaplar olduğu, 1 kitabın ise yasaklanan yayınlardan olduğu, bu 78 kitabın tamamının 25.07.2016 tarihli ve 668 sayılı KHK ile yasaklanan kitaplar olduğu ve sanığın bu kitaplarının kendisine ait olduğunu kabul etmesi neticesinde kitapların sayısı da dikkate alındığında sanığın FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının olduğunun anlaşılması ile sanık hakkındaki beyanlar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile önceden süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK’nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu konusunda mahkememizde tam bir vicdani kanı hasıl olmuştur. Her ne kadar sanık … üzerine atılı suçu reddetse ve örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmediğini iddia etse de, örgütle bağının olduğu, sohbetlere düzenli olarak katıldığı, hususunda sanığın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu samimi beyanları ile tanıklar N.B., M.Y., A.D., M.B.K., T.U., İ.D. ve beyanda bulunan M.Ş.in samimi ve sanığın beyanlarıyla büyük ölçüde örtüşen beyanları delil olarak kabul edilip bunlara itibar edilmiş, sanığın sonuna dek sohbetlere katılması nedeniyle objektif sorumluluk gereği örgüt üyesi olmadığına ve FETÖ/PDY’nin silahlı örgüt olduğunu bilmediğine dair suçtan kurtulmaya matuf savunmasına itibar edilmemiştir. Her ne kadar tanık M.B.K. soruşturma aşamasında sanığın ByLock kullandığını ve tanık A.D.de sanıkla farklı görünümlü ve harici olarak yüklenen Tango isimli bir programdan haberleştiklerini beyan etmiş ise de, sanığın bu hususları istikrarlı şekilde reddetmesi ve dosya içerisinde de bu programların yüklenilip kullanıldığına dair samut bir bilgi, belge bulunmadığı hususları dikkate alındığından tanıklar bu programlara ait soyut beyanlarına itibar edilmemiştir.
Etkin pişmanlık uygulanma gerekçesi; sanık … her ne kadar “ben etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmamıştım, sadece bildiklerimi anlattım” demişse de örgütün Tokat Emniyet yapılanmasına ilişkin verdiği isimlerden M.B.K., İ.D., N.B., A.D., Y.A. ve O.Y. hakkında vermiş olduğu beyanlar neticesinde örgütle alakalı tüm bildiklerini anlattığı ve etkin pişmanlıkta bulunduğu değerlendirilmiş, örgüte üye ya da yönetici olarak katılan isimlerin haklarında FETÖ/PDY’den soruşturma yürütüldüğü, soruşturmaların devam ettiği ve bir kısmı hakkında da kamu davasının açıldığı ve adı geçenlerin örgütle bağlantısının teyidi savcılık yazısı, somut dosya, deliller ve diğer tanıkların beyanlarıyla büyük ölçüde örtüşmüştür.
Sanık … hakkında beyanda bulunan Tokat İli Polis Memurları sorumlusu T.U.un “ben sanıkla aynı sohbet ortamında bulunmadım. Sohbetini ben yapmazdım ama takibini yaptığım için biliyorum” şeklindeki beyanı ile tanık M.Ş.in “…’un sohbetlere gelip gittiğini duydum.” şeklindeki beyanı neticesinde sanığın bu tanıklarla aynı sohbet ortamında olmadığı, tanıklarında sanığı bizzat gördüklerine dair bilgilerinin olmadığı hususları neticesinde sanığın bahsi geçen tanıkları tanımamasının ve haklarında beyanda bulunamamasının hayatın olağan akışına uygun olduğu değerlendirilmiş, ayrıca sanık her ne kadar tanık …ın beyanlarını kabul etmese de; sanığın vermiş olduğu etkin pişmanlık içeren beyanının ve verdiği isimlerin dosya kapsamı ve diğer tanık beyanlarıyla büyük ölçüde örtüştüğü ve sanığın başkaca bir hususu saklamadığı konusunda mahkememizde tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş olup bundan dolayı verdiği beyanlar etkin pişmanlık çerçevesinde değerlendirilmiştir. Her verdiği isim açısından soruşturmanın akibetini beklemenin verdiği isimlerin örgütle alakalı isimler olduğu da dosya kapsamıyla belirlendiğinden yargılamayı uzatacağı değerlendirilmiş ve soruşturmaların sonucu beklenmemiştir. Bu kapsamda sanığın etkin pişmanlıkta bulunurken zikrettiği isimlerin sayısı, bu kişilerin etkinliği, verdiği bilgilerin ve isimlerin bu dava kapsamında bilinmeyen isimler olmaması itibariyle yapılan değerlendirmede, TCK’nın 221/4-son maddesi gereği alt sınırdan indirim oranı belirlemek gerekmiş, suçun işleniş şekli, sanığın suç kastının yoğunluğu, örgütün niteliği, sanığın örgütteki konumu ve faaliyetleri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek temel cezada alt sınırdan hüküm kurmak gerekmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında sanığın örgüt adına para toplaması eylemlerinin ayrıca 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğundan bahisle cezalandırılması istenmiş ise de, anılan kanun maddesinde “…3 üncü madde kapsamında suç olarak düzenlenen fiillerin gerçekleştirilmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütlerine fon sağlayan veya toplayan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, TCK’nın 314/2 nci maddesi ve 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi daha ağır bir ceza hükmü içerdiğinden ve TCK’nın 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralları gereği ayrıca bu kanun uyarınca ceza tertibi yoluna gidilmemiş olup yukarıda gerekçelendirilen hususlar ışığı altında sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, sanık …’nin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşisinde Tokat İlinin polis memurları yapılanması kapsamında trafik polislerinin katıldığı sohbet grubunda yer aldığı, sanığın, örgüt bünyesinde 17/25 Aralık 2013 tarihli süreçten önce ve sonra düzenlenen sohbet toplantılarına aktif olarak katıldığı, tanık anlatımlarına göre, örgüt bünyesinde düzenlenen toplantılarda örgüt lideri …’in kitaplarının okunduğu ve video sohbetlerinin izlenildiği,
Sanığın ev araması neticesinde el konulan 78 adet kitaptan 77 tane kitabın FETÖ/PDY örgüt lideri …’in yazdığı kitaplar olduğu, 1 kitabın ise yasaklanan yayınlardan olduğu, sözkonusu 78 kitabın tamamının 25.07.2016 tarihli, 668 sayılı KHK ile yasaklanan kitaplardan olduğu, sanığın, bu kitaplarının kendisine ait olduğunu beyan etmesi karşısında, kitapların sayısı da nazara alınarak sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının devam ettiği, temadinin kesilmediğinin anlaşıldığı, sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemlerinin silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu, mahkemece, eylemin sübutu yönünden yapılan değerlendirmenin yerinde olduğu,
Sanığın, örgütün Tokat Emniyet yapılanmasına ilişkin verdiği isimlerden M.B.K., İ.D., N.B., A.D., Y.A. ve O.Y. ile ilgili ve örgütle alakalı tüm bildiklerini konumuna uygun şekilde anlattığı ve bu kişiler hakkında örgüte üye olma ya da örgüt yöneticiliği suçundan soruşturma yürütüldüğü, soruşturmaların devam ettiği ve bir kısmı hakkında da kamu davasının açıldığı, bu hususların, adı geçen şahısların örgütle bağlantısını teyid eden savcılık yazısı, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamıyla büyük ölçüde örtüştüğü, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin tatbikinde isabetsizlik bulunmadığı,
Ancak;
Benzer konuda verilmiş Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 24.10.2017 tarih 2015/1354 Esas, 2017/5381 Karar ve aynı Dairenin 10.07.2017 tarih 2017/1517 Esas, 2017/4830 sayılı Kararları dikkate alındığında; TCK’nın 221/4 maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık maddesinde, etkin pişmanlık nedeniyle cezada yapılacak indirim oranının “üçte birden dörtte üçe kadar” olarak belirlendiği gözetildiğinde, somut olayda sanığın, aşamalarda pişman olduğunu bildirip, örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili ayrıntılı olarak bilgi verdiği, verilen bu bilgilerin doğruluğunun tespiti bakımından Tokat Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıya verilen cevap içeriğinden, sanığın ismini vermiş olduğu kişilerle ilgili bilgilerin sanığın savunması ve tanık anlatımları ile büyük ölçüde örtüşmüş olması karşısında, sanık hakkında kanunda gösterilen miktara uygun, verilen bilgiye göre orantılı, makul bir indirim yapılması gerekirken, 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin istinaf başvurusu bu yönden yerinde görülmüş olup, 5271 sayılı CMK’nın 303/1 inci ve 280 inci maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Dairemizce de benimsenen kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
B. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre; örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü örgüt tarafından sohbet adı verilen toplantılara 17/25 Aralık 2013 tarihli süreçten önce ve sonra aktif olarak yoğun bir şekilde katılan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
C. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen,
1. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “18.07.2016” yerine “16.07.2016” olarak yazılması,
2.Sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanun’un 5 inci maddesi olarak gösterilmesi,
Dışında sanık müdafiiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli karar başlığında yer alan suç tarihi kısmından “16.07.2016” ibaresinin çıkartılarak yerine “18.07.2016” tarihinin eklenmesi, Bölge Adliye Mahkemesi hüküm fıkrasının ikinci bendindeki “3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi” ibaresinin yerine “3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.