YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/23029
KARAR NO : 2011/5974
KARAR TARİHİ : 11.04.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 8.250 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 7.317,67 TL’lik bölümünün kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; tarafların paydaşı olduğu taşınmazı davalıların kullandığını ileri sürerek; 2003 – 2007 yılları arasındaki dönem için 8.250 TL ecrimisilin her yılın eylül ayından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, müvekkillerinin, taşınmazı miras bırakanları ……,’nun 2006 yılında vefat etmesi nedeniyle kullanmaya başladıklarını, davacının ise bu kullanıma rıza göstermiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taşınmazın uzun yıllardan bu yana davalılar ile miras bırakanları …tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibi zilyedin kötü niyetli zilyetten TMK. nun 995. maddesi gereğince isteyebileceği bir tazminattır.
Davada; davacı taraf ecrimisil istenilen dönemlerde taşınmazı davalıların işgal ettiğini, davalı taraf ise taşınmazı ölümüne kadar mirasbırakan Keriman’ın kullandığını, onun ölümünden sonra ise taşınmazı davacının rızası ile kullandıklarını ileri sürmüştür. Bu durumda, davacı taraf taşınmazı ecrimisile konu edilen dönemde davalıların kullandığını, davalı taraf ise taşınmazı kullandıkları süreçte davacının rızasının bulunduğunu ispat etmelidir.
Somut olayda; tanıkların (özellikle davacının kardeşi olan …’in) ifadeleri ile, davalıların taşınmazı mirasbırakanları olan ’ın ölümünden sonra kullandıkları açıkça ortaya konulmuş, davalılar ise kullanımlarının rızaya dayalı olduğunu ispat edememişlerdir.
Şu halde mahkemece, davalıların taşınmazdaki zilyetlik süresi gözetilerek ecrimisilin belirlenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile taşınmazda zilyet olarak bulunmadıkları dönem için de ecrimisil tazminatı ile sorumlu tutulmaları doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.