Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2023/24 E. 2023/3045 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/24
KARAR NO : 2023/3045
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar ve … müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.01.2018 tarihli ve 2017/52 Esas, 2018/8
sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.06.2018 tarihli ve 2018/1397 Esas, 2018/1187
sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafileri ve sanık …’ın istinaf başvurularının, gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin yanlış yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edildiği belirtilmek suretiyle, esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kararın sanık … ve müdafii, sanık … tarafından temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 29.04.2019 tarihli ve 2018/6132 Esas, 2019/3053 sayılı Kararı ile özetle;
”Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının” kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduklarını kabul etmeyen sanıkların, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmesi ve duruşmada sanık … ve müdafii ile sanık …’a okunup diyecekleri sorularak gerektiğinde veri inceleme raporu ve gizli tanık Albatros’un ifade tutanağının tasdikli bir suretinin dosya içerisine alınıp sanık … ve müdafiine okunarak beyanları sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerekirken sanıkların ByLock kullanıcısı olduğuna dair yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık …’ın ve sanık … ile müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 23.12.2021 tarihli ve 2019/337 Esas, 2021/350 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.04.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar ve … müdafiinin temyiz istemleri özetle;
1.Sanığın ByLock kullanıcısı olmadığına,
2.Örgüt üyesi olmadığına,
Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
” Sanıkların FETÖ/PDY terör örgütüne ait üyeleri arasında iletişimi sağlamak maksadıyla dağıttığı özel ve gizli iletişim programı olan ByLock’u kullandığı, sanıklar tarafından bu programın kullanılmasının terör örgütü üyeliği için yeterli delil teşkil ettiği, ByLock dışındaki delillerin mahkememizin kanaatini güçlendirdiği anlaşılmış ve sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edilmiştir.
Sanıklar yargılama aşamasında atılı suçlamayı kabul etmediklerini, ByLock programını kullanmadıklarını beyan etmiş iseler de toplanan deliller değerlendirilmiş ve sanıkların savunmalarının kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılmış ve savunmalarına itibar edilmemiştir.
Sanıklar yönünden cezanın belirlenmesi aşamasında suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, suç sebep ve saikleri, kastlarının ağırlığı ve yoğunluğu, meydana gelen tehlikenin ağırlığı, örgüt içerisindeki konum ve etkinlikleri dikkate alınarak takdiren alt sınırdan hüküm kurulmuştur.
Sanığın eyleminin 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı Kanun’un 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmıştır.
Sanıkların yargılama sürecinde suç ve sonuçlarına yönelik yaklaşımlarına göre 5237 sayılı TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanması yoluna gidilmiştir. “
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dosya kapsamına göre, ByLock kullanıcısı olduklarına dair ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları temin edilemeyen, örgüt liderinin çağrısı üzerine Bank Asyada açılmış hesapları bulunmayan ve örgütsel bir konumları da tespit edilemeyen sanıkların, CGNAT kayıtlarından ve sanık … yönünden adliye imamı olduğu belirlenen şahıs ile iletişim kayıtları bulunmasından ibaret eylem ve faaliyetlerinin örgüt üyeliği suçu için öngörülen çeşitlilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmadığı, örgütle irtibatlarının sempatizanlık düzeyini aşıp hiyerarşik yapıya girdiklerine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar vermek gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar ile … müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2021 tarih ve 2019/337 Esas, 2021/350 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.