YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12538
KARAR NO : 2011/18216
KARAR TARİHİ : 21.11.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 2.400 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davacı ile davalı ile arasında 28.7.2008 tarihinde gayrimenkul satım işlemine ilişkin bir komisyon sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre iki yıl süre ile davalıya ait arsanın satışı ile ilgili olarak davacının yetkili kılındığını, bu nedenle davacının arsayı birçok kişiye gösterdiğini ve sözleşmeden … diğer görevlerini yerine getirdiğini ancak davalının belirlenen süre dolmadan arsayı bizzat satarak davacıyı aradan çıkardığını öne sürerek, komisyon ücretinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, komisyon ücretine hak kazanılması için sözleşmenin kurulmasının yanında tellalın aracılık hizmetlerini yerine getirmesi gerektiğini, arsanın ise davacının aracılığı olmadan satıldığını, ayrıca talep edilen ücretin cezai şarttan kaynaklandığını ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kısa kararda “Davacının davasının kabulü ile 2.400 TL nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” denildiği halde; gerekçeli kararda “Davacının davasının kabulü ile 2.400 TL nin 13.06.2010 tarihinden itibaren işleyecek aylık % 5 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” denilmek suretiyle faizin oranı konusunda çelişki yaratılmıştır.
10.4.1992 gün ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.
Anılan İçtihat gereğince, kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre mahkemece bu hususlar gözönünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.