YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10769
KARAR NO : 2011/15164
KARAR TARİHİ : 11.10.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde faiz alacağının tahsiline karar verilmesi ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, daha önceden davalı aleyhine açtıkları alacak davasında faiz talebinde bulunmadıklarını, ancak o davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu beyan ederek, faiz alacağının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, ilk davada davacının faiz talebinde bulunmadığı ve o mahkeme tarafından da, faiz hakkında bir karar vermediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 gün 2009/435 Esas ve 2009/544 Karar sayılı kararında “Borçlar Kanunun 113. maddesi uyarınca gayri menkul rehni, kıymetli evrak ve konkordatoya ilişkin özel hükümler dışında asıl borç ifa ile veya başka bir surette sona erdiği taktirde kural olarak kefalet rehin veya diğer feri haklarda sona erer. Feri haklar borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı bir parçası değildir. Asıl borca bağlı asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürece geçerlidir, ve asıl alacak ile birlikte doğar, varlığını sürdürür, onunla birlikte sona erer. Kural bu olmakla beraber Borçlar Kanunu işlemiş faizin devam edip etmiyeceği konusunda özel bir hüküm getirmiştir. Borçlar Kanunun 113/2 maddesine göre evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) ve saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkarılması kaydıyla ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta asıl borç ifa veya sair bir surette son bulmuş olsa bile borcun ferisi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep hakkını kaybetmemektedir. İhtirazi kayıt alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Asıl alacağın tahsilinden önce, feri nitelikteki faiz alacaklarının tahsili istemiyle dava açılması da, asıl alacağa bağlı bulunan faiz hakkının saklı tutulduğu anlamına gelmektedir.”
Somut olayda, davacı önceden açtığı alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna göre, alacağın feri niteliğinde bulunan faiz alacağını da, ayrıca talep etme hakkı bulunacaktır.
Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, yapılacak yargılama neticesinde, faiz talebi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.