Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/8642 E. 2011/14869 K. 06.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8642
KARAR NO : 2011/14869
KARAR TARİHİ : 06.10.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3.523,30 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı T.C. MSB Akaryakıt İkmal Ve Nato Tesisleri İşletme Başkanlığı vekili; müvekkili kuruma bağlı … İşletme Müdürlüğü sorumluluk sahasındaki ünitelerde çalışan personellerin Aralık 2008 dönemine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin 17.01.2009 tarihine kadar sosyal güvenlik kurumuna e-sigorta kanalı ile gönderilmemesi nedeniyle müvekkili kurumun 11 işyeri için 7046,00.-TL tutarında idari para cezası ödemek zorunda kaldığını, idari para cezasından işletme müdürü olan davalı … ve muhasebe şefinin eşit miktarda sorumlu olduklarına karar verildiğini, davalının sorumlu olduğu 3523,30.-TL tutarındaki idari para cezasının ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, idarenin yaptığı hatalı ödemenin istirdadında idari yargının görevli olduğunu, belirtmiştir.
Mahkemece; dava konusu idari görevin ifasından ve gereği gibi yapılamamasından kaynaklı idari zarara ilişkin olduğundan, bu tip davalara bakma görevi idare mahkemelerin görev alanına girdiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işletme müdürü olan davalının görevini gereği gibi yapmaması nedeniyle idarenin ceza ödemesine yol açmakla, ödenen miktarın yasa uyarınca rucuan davalıdan tahsiline ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Türleri Ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinde, idari dava türleri: a) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak sayılmıştır.
İdari davalardan olan iptal ve tam yargı davalarında davalı daima idaredir. Bir başka deyişle, İdari Yargı yerinde açılan bir iptal ya da tam yargı davasına bakılabilmesi için, diğer dava koşullarının yanısıra, davanın idare aleyhine açılmış olması gerekmekte; idari yargı yerinde, kamu görevlileri de olsa, gerçek kişiler aleyhine dava açılabilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Davada, davacı idare tarafından davalı gerçek kişi aleyhine ödenen cezanın yasa ve haksız fiil hükümleri uyarınca rucuan tahsili talep edildiğinden, mahkemece davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde idari yargı yerinin görevli bulunduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise; mahkemece görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddi ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi hallerinde yargılama giderleriyle vekalet ücretinin görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınması gerekirken (25.4.1945 tarih ve 1943/21-1944/7 esas ve 1945/9 karar sayılı İBK), bu hususun görevli mahkemece nazara alınmasına karar verilmesi de usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.