Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/16522 E. 2023/2848 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16522
KARAR NO : 2023/2848
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bolu Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2018 tarihli ve …sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237

sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.12.2018 tarihli ve….sayılı kararı ile ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur..

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığına, eksik inceleme ve araştırma sonucunda mahkumiyet hükümü kurulduğuna, somut hiçbir delil bulunmadığına, sanığın ByLock kullanmadığına, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının çelişkili olduğuna, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken usul ve kanuna aykırı olarak mahkumiyet kararı verilmiş olmasına ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının haberleşmede kullandıkları By Lock isimli gizli haberleşme programını kullandığı iddia edilerek buna ilişkin tespit tutanakları dosya içerisine alınmıştır. Sanığın ablası F. Ö. Giresunlu adına kayıtlı olan ancak fiilen kendisi tarafından kullanılan 0 538(…)(..)(..) numaralı GSM hattında 35894006108497 IMEI numaralı cihaz üzerinden ByLock tespiti yapılmıştır. Lüzum üzerine sanığa, dosya içerisinde bulunan ByLock döküm içerikleri okunmak suretiyle sorulduğunda; Fatih1416 şeklindeki kullanıcı adının beni temsil ettiğine ilişkin açıklamayı kabul etmiyorum. Ailem Bursa’da oturmaktadır. Bende Bolu’da eğitim görmekteyim. Ancak buradan hareketle Bolu ve Bursa’nın plaka kodlarından oluşan kullanıcı adının bana ait olduğu sonucuna varılması doğru değildir. B. H.’yi tanımam. Yine ByLock programında kayıtlı olan A. S., M. K., Y. A., İ. D. ve D. T. isimli şahısları da tanımam. ByLock kullanıcısı olduğuma yönelik iddiaları kabul etmiyorum.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan gelen kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; sanığın adına kayıtlı ve fiilen kendisi tarafından 35894006108497 IMEI numaralı cihaz üzerinden kullanılan 0 538 … .. .. numaralı GSM hattı ile, 30.05.2015-14.02.2016 tarihleri arasında ByLock IP sunucuları arasında yer alan 46.166.164.177 IP adresli sunucu ile 2.013 kez bağlantı sağladığı tespit olunmuştur. Mahkememize gönderilen sanığa ait By Lock dökümleri ve dosya içerisinde bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağından; sanığın ablası F. Ö, G. adına kayıtlı olan ancak fiilen kendisi

tarafından kullanılan 0 538 … .. .. numaralı GSM hattı üzerinden 386085 numaralı ID ve “fatih1416” kullanıcı adı, “fth14” şifresi ile kullandığı anlaşılmaktadır. Kullanıcı adı ve şifresinde geçen “14” sayısının üniversite okuduğu Bolu ilinin plaka kodunu simgelediği, şifresinde geçen “16” sayısının doğup büyüdüğü ve ailesinin ikamet ettiği Bursa ilinin plaka kodunu simgelediği değerlendirilmiştir. ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve haberleşmenin içeriğinin tespiti mümkündür. Bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığının belirlenmesi kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterlidir. Haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin tespit edilmesi kişinin yapının (terör örgütü) içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgilerdir. Diğer bir deyişle kişinin örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumunu (örgüt yöneticisi/örgüt üyesi) tespit etmeye yarayacak bilgilerdir. Sayılan hususlar birlikte göz önüne alındığında, sanığın; indirilmesi, dahil olunması ve kullanılması itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca gizli haberleşme programı olarak kullanılan ByLock isimli iletişim programının aktif bir kullanıcısı olduğu her türlü şüpheden uzak ve kesin bir şekilde tespit edilmiş olup, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanığın örgüte müzahir yurt ile evlerde kaldığı ve örgüt üyelerince düzenlenen toplantılara katıldığı iddiası mevcuttur. Bu iddianın temelini sanığın soruşturma aşamasında savcılık ve kolluk tarafından alınan beyanları oluşturmaktadır. Sanık mahkememizce alınan savunmasında; “…Ben örgüte müzahir ev yada yurtlarda örgüt tarafından düzenlenen dini sohbet toplantılarına iştirak etmedim. AİBÜ’ye 2013 yılında kayıt yaptırdım. KYK’ndan yurt çıkmayınca maddi imkansızlığım nedeniyle daha uygun olduğunu düşündüğüm yurda kaydımı yaptırdım. Yurtta yaklaşık 1 dönem kadar kaldım. 17-25 Aralık sürecinin yaşanmasından sonra beraber kaldığım bir kaç arkadaşla birlikte ev tuttum. Evde kaldığım arkadaşlarım yapıyla hiçbir bağlantıları bulunmamaktadır. Yine kaldığımız yerin örgütle hiçbir bağlantısı da yoktur. Bu durumun aksininin iddia edilmesini kabul etmiyorum. Ne yurtta nede evde kaldığım dönemlerde örgütsel bir faaliyetin içinde olmadım. Toplantı vesaire organizasyona da iştirak etmedim.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Sohbete katılma; bir kişinin bu örgüt ile irtibatını gösteren önemli delillerden biridir. Burada, kişinin dini duygularını tatmin amacıyla sohbete katıldığı düşünülebilir ise de; FETÖ/PDY örgütü içerisinde sohbet, sadece dini bilgilenme anlamında yapılmamakta, örgütsel bağı kuvvetlendirecek şekilde …’in vaazları, konuşmaları, sözleri aktarılmakta, örgüte yapılacak yardımlar, bağışlar, kurban hisseleri, örgütün finansmanı planlanmaktadır. Şayet, bir kişi, örgütün, terör örgütü olduğunun anlaşıldığı 2014 yılından itibaren düzenli olarak belli periyotlarla bu sohbetlere katılmış ise, bu sohbete katılma, kişinin örgüt üyeliğini gösteren önemli bir delil niteliğindedir. Sanık soruşturma aşamasında alınan beyanlarında söz konusu sohbet toplantılarında dini sohbetler yapılıp, dini içerikli eserler okunduğundan bahsetmekte ise de; bu toplantılarda …’e ait kitapları okumalarının söylenmesi, yine …’den bahsedilmesi dikkate alındığında, söz konusu toplantıların, örgütsel tavrın daha geniş kitlelere yayılmaya çalışıldığı ve hem yeni insanlar kazanma hem de mevcudu koruma adına çabaların sergilendiği örgüt çalışmaları olduğunu göstermektedir. 17-25 Aralık 2013 tarihinde örgütün emniyet ve yargı teşkilatındaki elemanları ile gerçekleştirdiği operasyonlar, daha sonra 19 Ocak 2014 tarihinde örgütün, devletin emniyet ve jandarma teşkilatına sızmış elemanları aracılığıyla MİT’e ait Suriye’ye giden tırlara yapılan silahlı operasyon, Milli Güvenlik Kurulunun 26.02.2014 tarihinden itibaren bu yapıyı ulusal güvenliği tehdit eden yapılanma olarak görmeye başlaması gibi sosyal hayata ve ülke kamuoyuna yansıyan pratikler nedeniyle; artık bu tarihlerden itibaren bir kişinin, bu örgütün silahlı bir terör örgütü olduğunu, devletin içinde

paralel yapılanma oluşturduğunu bilmemesi hayatın olağan akışına uygun görülmemiştir. Sanığın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca da kabul edildiği üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca gizli haberleşme programı olarak kullanıldığında şüphe bulunmayan ByLock isimli haberleşme programını kullanmış olması nedeniyle, örgütle olan organik bağını ve irtibatını geçmişten bu yana sürdürdüğü değerlendirilerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu vicdani kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak sanığın yukarıda detayları ile arz ve izah olunan eylemleri nedeniyle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına dahil olmak suretiyle, örgütün genel amacını bilerek, sürekli faaliyette bulunduğu, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetler icra ettiği sonucuna varıldığından, üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesini ihlal ettiği kabul edilmiş ve anılan kanun maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, sanığın kastının ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak asgari hadden cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

Sanığın ByLock iletişim sistemi kullanıcısı olduğunun belirtilmesi karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle,

1-ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, kod adı kullandığına dair tanık beyanı da bulunmaması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağındaki kullanıcı adı ile sanığın adı arasında irtibat kurulamadığı görülerek oluşan kuşkunun giderilmesi amacıyla ByLock kullandığının kesin olarak belirlenmesi ve örgütle irtibatının tespiti açısından sanığın ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre ekleyen, eklenen ve aynı grupta yer alan kişiler hakkında örgüt üyeliği sebebiyle ceza soruşturması yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, yürütülen bir ceza soruşturması veya kovuşturması mevcut ise bu kişilerin aşamalardaki ifade örnekleri ile dosya kapsamında aşamalardaki ifade örnekleri getirtilerek incelenmesi ve UYAP’ta oluşturulan Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılarak, bulunması halinde beyan veya ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirtilip, 5271 sayılı CMK’nın 217/1 inci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse beyan yahut ifade sahipleri

tanık olarak dinlenildikten sonra deliller bir bütün halinde değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmaktadır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 27.12.2018 tarihli ve 2018/238 Esas, 2018/234 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bolu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.05.2023 tarihinde karar verildi.