YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11497
KARAR NO : 2010/12082
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de, HUMK’nun 438.maddesindeki koşullar oluşmadığından duruşma talebinin reddine karar verildi.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, davacıların hissedar oldukları 426 nolu taşınmazdan çıkan dava konusu kaynak suyuna ve taşınmaza davalı şirket tarafından yapılan müdahalenin önlenmesi ve duvarın yıkılması nedeniyle 10.000 TL tazminatın davalıdan tahsili talep edilmiştir.
Davalı şirket vekili cevabında, dava konusu suyun orman sahasında kaldığını ve dava dışı Maliyeden kiraladıklarını beyan etmiştir.
Mahkemece; 28.6.2007 tarihli ara kararı ile suya müdahalenin önlenmesi talebinin 2001/661 E.sayılı asıl davadan tefriki ile ayrı bir esasa (2007/351 E.) kaydedilmesine karar verildikten sonra, yargılamaya 2007/351 E. sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmiş, 17.7.2007 tarihli nihai kararı ile davada davalının idari tahsis kararına dayanarak kullanması nedeniyle İdari Yargının görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Kararın Dairemizin 23.9.2008 tarih 13785/15480 sayılı ilamı ile “davada davalı şirket ile davaya ihbar edilen Maliye arasında özel hukuk hükümlerine göre düzenlenen kira sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan müdahalenin önlenmesi talep edildiğinden Adli Yargının görevli olduğu” gerekçesi ile hükmün bozulmasından sonra, mahkemece bozma kararına uyulmuş ve yeni kurulan hüküm de ise “davanın kabulüne, davalının 426 parselde 6.92 m2 havuz ve 51.99 m2 duvara yapılan müdahalenin önlenmesine” karar verilmiştir.
Oysa, asıl davadan (2001/661 E.) tefrik edilen bu davada, davacıların hissedar oldukları taşınmazın içinden çıkan “kaynak suyuna” davalı şirket tarafından yapılan müdahalenin önlenmesitalep edildiğine göre bu yönde oluşan ihtilafın halli için karar verilmesi gerekirken, mahkemece; taşınmaza yapılan müdahale yönünden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yeniden keşif yapılarak (davalının da hissedar olması gözönünde tutularak) dava konusu suya tarafların ihtiyacı araştırılmalı, davacının kadim hakkı ve suyun debisinin 3 lt/sn olması nedeniyle genel su olduğuna da dikkat edilerek gerekirse rejim kurmak suretiyle karar vermek olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.