Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/12915 E. 2011/19195 K. 30.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12915
KARAR NO : 2011/19195
KARAR TARİHİ : 30.11.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya nüdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava, suya yapılan müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
Davacı, tapulu tarlası içindeki 2.112 m2 yerden su çıkarıp kullandığını, davalının suyun yetersiz olmasına rağmen hak iddia ederek Nisan ayından itibaren suyun yönünü kendi tarlasına çevirip müdahalede bulunduğunu belirterek suya müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Davalı cevabında, suyun çıktığı yerin dere kenarı olup davacının taşınmazı olmadığını, davacının derenin üst tarafında yeni kuyu açarak müdahalede bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 12.11.2010 tarihinde yapılan keşifte dava konusu suyun bulunmaması nedeniyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Keşfin suyun en az olduğu dönemde yapılması gerekir. Mahkeme keşfi suyun en az olduğu Kasım ayı içinde yapmış isede dava konusu suyun niteliği itibari ile yılın son aylarında kuruyan ilk aylarında akmaya başlayan mevsimsel bir su olması nedeni ile suyun genel veya özel su niteliğinde olup olmadığı, debisi, tarafların ihtiyaç miktarları, her iki tarafın kullandığı suların birbirini etkileme durumları belirlenememiştir. Dava konusu kaynak suyunun tamamen kuruması halinde dava konusuz kalacaktır. Oysa mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile jeoloji bilirkişisinin raporuna göre dava konusu su mevsim itibariyle kurumuş olup yılın başından itibaren akmaya başlayacaktır.
Kural olarak genel sulardan herkes kadim ve öncelik haklarını ihlal etmemek şartı ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Dava konusu suyun genel su olduğu saptanması halinde, kadim ve öncelik hak bulunup bulunmadığı, kadim hak bulunsa bile tarafların bu suya olan ihtiyaç öncelikleri ve ihtiyaçtan fazla su bulunup bulunmadığı mahallinde uzman bilirkişilerce gerekli ölçüm ve değerlendirme yapılıp saptanmalıdır.
Davacı, keşif sırasında kendi taşınmazı içinden çıkan suyun akarak, davalının kullandığı suya karıştığını, davalının bu suya müdahale ederek el attığını ifade etmiştir. Keşiftede görüldüğü üzere davacının kullandığı kaynak suyu kendi taşınmazı içinden, davalı ve bir kısım köylünün kullandığı kaynak suyu ise davacının taşınmazı dışında güneydoğusundaki yolun altından 12 metre kot farkı olan yerden çıkmaktadır. Davacı, davalının nasıl müdahale ettiğini tam olarak açıklayamamıştır.
Davacı, taşınmazı içindeki iki adet direnaj kanalıyla yüzeysel sular ile dava konusu kaynak suyu bir havuz içinde toplamak suretiyle arazisini sulamaktadır. Davalı ve bir kısım köylü de davacının taşınmazının dışındaki yolun güneydoğusundan çıkan kaynak suyunu evlerinin etrafındaki bitkileri sulamak için kullanmaktadır. Her iki kaynak suyu da mevsim itibariyle kurumuştur.
Mahkemece öncelikle yapılacak iş; davacıya davalının nasıl müdahale ettiği açıklattırılmalıdır. Daha sonra güvenlik nedeniyle keşif yapma güçlüğü dikkate alınarak jeoloji bilirkişisinden ek rapor alınmak suretiyle, mümkün olmazsa yeniden suların akmaya başladığı dönemde keşif yapılarak davacının taşınmazı içindeki ve davalının kullandığı kaynak suların debileri ölçülerek genel veya özel su olup olmadıkları, davalının kullandığı kaynağın kapatılması halinde davacının kullandığı suyun geri dönüp dönmeyeceği birbirlerini etkileme durumları tespit edilerek varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme sonucu karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.