YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12057
KARAR NO : 2023/22195
KARAR TARİHİ : 09.10.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2007/1142 E., 2009/31 K.
SUÇ : Hakaret
KARARLAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hakaret suçundan sanık …’ın, iki kez 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 29 uncu ve 62 nci maddeleri uyarınca 21 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 51 nci maddesi gereğince ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.01.2009 tarihli ve 2007/1142 Esas, 2009/31 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 gün ve 2023/55536 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
1)Sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı anda birden fazla mağdura karşı işlediğinin kabul edilmesine rağmen, 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezasının artırılması yerine, her bir mağdur için ayrı ayrı hüküm kurulmasında,
Kabule göre de,
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesinde yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm gereğince, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmediği anlaşılan sanık hakkında hakaret suçundan tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3) Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, belirlenen cezadan haksız tahrik hükümleri uyarınca indirim uygulaması sırasında, hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren 5237 sayılı Kanun’un 129. maddesi yerine, aynı Kanun’un genel tahrike dair 29. maddesinin uygulanmasında, isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
(1) numaralı istem yönünden;
5237 sayılı Kanun’un “Zincirleme Suç” başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır” şeklinde zincirleme suç tanımlanmış, ikinci fıkrasında ise; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.” denilmek suretiyle zincirleme suçtan farklı bir müessese olan, aynı nev’iden fikri içtima kuralı düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun’un sistematiğinde, kural olarak yasadaki suç tanımına uygun her bir netice ayrı bir suç oluşturmasına karşın, bu kuralın istisnalarına, 5237 sayılı Kanun’un “Suçların içtimaı” bölümünde, 42, 43 ve 44 üncü maddelerine yer verilmiştir. Aynı nev’iden fikri içtima halinde, fiil yani hareket hukuksal anlamda tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Bu durumda hareket tek olduğu için, fail hakkında tek bir ceza verilecek, ancak bu ceza mağdur sayısı fazla olduğu için, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacaktır. (Ceza Genel Kurulunun 05.06.2012 tarih ve 15/491-219 sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın hakaret eylemlerini aynı anda birden fazla şikayetçiye karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında belirlenecek temel cezanın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırılması gerektiği gözetilmeden, mağdur sayısınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
(2) numaralı istem yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında, kısa süreli hapis cezasının suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, maddede sayılan seçenek yaptırımlara çevrilebileceği düzenlenmiş, aynı Kanun’un üçüncü fıkrasında ise, “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanığa verilen 21 günlük hapis cezalarının, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki amir hüküm gereğince, anılan maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birisine çevrilmesi zorunluluğu gözetilmeden, hapis cezasına mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
(3) numaralı istem yönünden;
Hakaret suçlarında özel tahrik hükümleri içeren 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin birinci fıkrası: “Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” hükmünü içermektedir.
Genel bir tahrik hükmü olan aynı Kanun’un 29 uncu maddesi ise: “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
İnceleme konusu somut olayda, Mahkemece hakaret suçundan mahkûm edilen sanığın, eylemini haksız tahrik altında işlediğinin kabulüyle, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezasından 3/4 oranında indirim yapıldığı ve sanığın 2 kez 21 gün hapis cezasıyla cezalandırıldığı ve cezalarının ertelendiğinin anlaşılması karşısında; haksız tahrik uygulamasında, hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesi yerine, aynı Kanun’un genel tahrike dair 29 uncu maddesinin uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.01.2009 tarihli 2007/1142 Esas, 2009/31 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Karardaki hukuka aykırılık 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendine göre, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; sanık hakkında hakaret suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin birinci ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkraları uyarınca CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Mahkemece hükmolunan cezanın çektirilmemesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.10.2023 tarihinde karar verildi.