YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15125
KARAR NO : 2013/5490
KARAR TARİHİ : 06.03.2013
Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç :Taksirle Yaralama
Hüküm :TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62/1, 52, 52/4, 53/6. maddeleri gereğince mahkûmiyet
Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü gece saat 17:15 sularında yağmurlu havada, aydınlatmanın olmadığı meskun mahalde, bölünmüş, tek yönlü, 7 metre genişliğindeki yüzeyi ıslak, asfalt kaplama, görüşe engel cismin bulunmadığı, eğimsiz düz yolda idaresindeki otomobille seyir halinde bulunan sanığın okul geçidi uyarıcı levhası bulunan yol üzerinde hızlı … kullanarak karşıdan karşıya geçmek isteyen mağdura çarparak nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu olayda bilinçli taksirin şartlarının oluşmasına karşın sanık hakkında tayin olunan cezada bilinçli taksir nedeniyle TCK’nın 22/3. maddesi uyarınca artırım yapılmaması, tam kusurlu olarak mağdurun vücut fonksiyonlarına etkisi 5. derece ağır olacak şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma konusu yapılmamış; gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2-c maddesi uyarınca suçun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın kusura, lehe hükümlerin uygulanmasına ve eksik incelemeye ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK’nın 61/1. maddesinin (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saik” kıstası uygulanamayacağından, taksirli suçta kasttan söz edilemeyeceğinden, temel cezanın belirlenmesinde gerekçe gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bu hususu yeniden yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün gerekçesinde yer alan “failin saik ve amacı ile kastın yoğunluğu” ibarelerinin çıkarılarak, hükümdeki usul ve kanuna uygun bulunan sair hususların aynen bırakılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.