YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16517
KARAR NO : 2023/2854
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Amasya Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.05.2018 tarihli ve … sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.12.2018 tarihli ve … sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak kurulan hüküm kaldırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, tanık beyanlarının çelişkili olduğu, etkin pişmanlıktan yararlanan tanıkların ifadelerine itibar edilmemesi gerektiği, TCK’nın 221 inci maddesi kapsamında ifadesi alınan tanıkların yeminle dinlenemeyeceği, sanığın suçu işlediği iddia edilen tarihlerde FETÖ/PDY terör örgütünün olmadığı, sanığın suç işleme amacını bilerek silahlı terör örgütüne girmesinin söz konusu olmadığı, sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediği, suçun manevi unsurunun oluşmadığı, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sanığın tahliyesine karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
17.07.2017 tarihinde sanığın FETÖ terör örgütü üyesi olduğu, cemaat denen yapı sayesinde askeriyeye girdiğinden bahisle Cumhurbaşkanlığı Halkla İlişkiler Başkanlığı’na ihbar yapıldığı, Amasya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, sanığın soruşturma aşamasında alınan ilk beyanlarında; üniversitede öğrenci olduğu dönemde yalnızca Kredi Yurtlar Kurumu’nda kaldığını, FETÖ’ye veya başka kurum ve kuruluşlara ait hiç bir evde kalmadığı gibi özel bir evde dahi kalmadığını, sonraki beyanlarında ise tanık M.A.G.le birlikte evde kaldıklarını, yalnızca 7 ay KYK’ya çıktığını, sonra tekrar tanık M.A.G. le ev tutarak birlikte kaldıklarını, bu evin cemaat denen yapıya ait olmadığını, yine sanığın tanık M.A.G. ile evde kaldıklarını beyan ettiği tarihte tanık M.A.G. in KYK’da kaldığının, yine sanığın KYK’da kaldığını beyan ettiği tarihlerde KYK’da kalmadığının tespit edildiği, sanığın mahkememiz huzurunda ise bir dönem tanık M.A.G.le aynı evde kaldıklarını, daha sonra KYK’da kaldığını, sonrasında ise tek başına özel ev tuttuğunu kimseyle kalmadığını beyan ettiği, sanığın çelişkili beyanlarda bulunmak suretiyle inkara yönelik savunma yaptığı, dolayısıyla tanık M.A.G.in beyanlarının maddi gerçeğe ilişkin olduğunun kabulü gerektiği, FETÖ/PDY üyeliği kapsamında yargılanan sanıkların hemen hepsinin benzer nitelikte savunma yaptıkları ve genelde üzerlerine atılı tüm suçlamaları reddettikleri mahkememizce dikkate alınarak bu itibarla tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda alınan beyanlarında özetle; terör örgütü üyesi olduğuna dair hakkında hiç bir somut delil bulunmadığını, tanıkların kendilerini kurtarma adına adına kurguladıkları hayali senaryolarla bu örgüte üye olduğunu iddia ettiklerini, tanık beyanlarının iftiradan ibaret olduğunu, tanık E.B.nın ifadelerinin çelişkili olduğunu, ne tanıkla ne de bireysel olarak sohbet denen toplantılara gitmediğini, tanık M.Ç.i ise tanımadığını, tanık M.A.nin söylediği gibi kaldıkları evin cemaat denen yapıya ait olmadığını, FETÖ’ye ait evlerde hiç bir zaman kalmadığını, FETÖ/PDY’nin kendisiyle herhangi bir teması olmadığını, bu yapının illegal bir yapılanma olduğunu 15 Temmuz darbe gişiminden sonra fark ettiğini, örgüt üyesi olmadığını, örgüt adına hiçbir eylemde bulunmadığını beyan etmiş ise de; birbirini doğrulayan tanık beyanlarından ve dosya kapsamındaki diğer beyanlardan anlaşıldığı üzere sanığın FETÖ/PDY’ye ait evlerde kaldığı, BTM’lik yaptığı, ev sorumlusu olduğu, dolayısıyla sanığın FETÖ/PDY adına faaliyette bulunduğu, tanık E.B.nın beyanlarından anlaşıldığı üzere, asker olduğu dönemde de abi nezaretinde yapılan örgüt tabiriyle sohbet denen toplantılara devam ettiği, haliyle örgütle süreklilik arz eden bağ kurduğunun anlaşıldığı, bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın inkara yönelik savunma yaptığı ve savunmasına itibar edilemeyeceği dolayısıyla sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu anlaşılmakla, sanığın BTM ve ev sorumlu olarak faaliyet göstermiş olmak, örgütün silahlı kanadını oluşturan TSK görevlisi olarak çalışıyor olması, örgütün silahlı kuvvetlere önem verdiğinin bilinen bir gerçek olduğu, TSK’ya yerleştirilecek elemanları çekirdekten yetiştirdiği, sanığın örgüt evlerinde kaldığı, bu dönemde örgüt içerisinde BTM ve ev sorumluluğu gibi görevler üstlendiği, örgütün kendi üyesi olsada herkesin TSK’ya yerleştirmediği, sanığın örgüt tarafından TSK’ya yerleştirilecek kadar güvenilir gördüğü sanığın örgüt içerisindeki bu şekildeki konumu, örgüt tarafından askeriye içinde subay olarak görevlendirilmiş olması, örgüt tarafından subay olduktan sonra da takip edildiğinin …’nın beyanıyla da sabit olduğu, yani sanığın gerek öğrenci evlerinde kaldığı dönemde örgüt içindeki etkisi, çeşitli görevlerde bulunmuş olması, gerek TSK’ya yerleştirildikten sonra hem askeri öğrencilik dönemi hem muvazzaf olarak görev yaptığı dönemdeki bağlılığı sanığın bu şekildre örgüt içerisinde bulunduğu süre ve konumu göz önüne alınarak suç kastının yoğunluğu nedeniyle alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle sanığın eylemine uyan TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince takdiren 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasından TMK’nın 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılmasına, sanığın pişman olduğunu gösterir herhangi bir emare göstermemiş olması, suçtan doğan sorumluluğu kabul etmemesi, takdiri indirim nedeni uygulanmasının zorunlu kanuni bir indirim nedeni olmadığı, sanığın aşamalarda alınan bütün savunmalarında tüm suçlamaları inkar ettiği, mahkemeye hiç yardımccı olmadığı takdiri indirim uygulanmasının mahkemenin yetkisinde olduğu, mahkememize, kendisi veya örgütle ilgili hiçbir eylem ve olay hakkında yardımda bulunmayan tanık beyanlarına rağmen bütün suçlamaları inkar eden sanıkla ilgili mahkememize olumlu kanaat gelmediğinden sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi gereğince indirim uygulanmamasına, suçun niteliği, verilen cezanın miktarı ve bu ceza karşısında kaçma şüphesi de dikkate alınarak, ayrıca bir kısım örgüt üyelerinin adli kontrole rağmen yurt dışına kaçtığı bilinen bir olgu olduğu, bu nedenle kaçma şüphesi bulunduğundan tutukluluk halinin devamına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak kaldırılıp Tanıklar M.Ç., T.O.B. ve M.A.G.ün beyanlarından, sanığın üniversitede okuduğu dönemde örgüte ait evlerde kaldığı ve ev abisi ve küçük BTM olarak görev yaptığı, H.A. ve U.O. beyanlarından sanığın 2011 yılında piyade okulunda eğitim gördü sırada FETÖ/PDY terör örgütüne ait evlerde kaldığı, E.B. beyanlarından, sanığın Kıbrıs’ta 2012-2014 yıllarında çalışırken E.B. ile birlikte belirli zaman aralığıyla düzenli olarak sivil bir şahsın ikametine gidip sohbete katıldığı, TSK bünyesinde sözleşmeli subay olarak görev yaparken ordudan ihraç edildiği anlaşılan sanıkla ilgili, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/7734 Esas ve 2017/5200 sayılı Kararında belirtilen kriterlere göre somut olayda sanığın örgüt içerisindeki posizyonunun yöneticilik vasfında ve mahiyetinde olmadığı, silahlı terör örgütü üyeliği boyutunda kaldığı, bu sebeple ilk derece mahkemesince sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğuna yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, ancak sanık hakkında temel ceza belirlenirken eylemlerinin çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğuna göre asgari hadden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmamasına rağmen temel cezanın asgari hadden uzaklaşılarak cezanın belirlenmesi ve cezanın belirlenmesi sırasında takdiri indirime ilişkin TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden “ sanığın pişman olduğunu gösterir herhangi bir emare göstermemiş olması, suçtan doğan sorumluluğu kabul etmemesi, takdiri indirim nedeni uygulanmasının zorunlu kanuni bir indirim nedeni olmadığı, sanığın aşamalarda alınan bütün savunmalarında tüm suçlamaları inkar ettiği, mahkemeye hiç yardımccı olmadığı takdiri indirim uygulanmasının mahkemenin yetkisinde olduğu, mahkememize, kendisi veya örgütle ilgili hiçbir eylem ve olay hakkında yardımda bulunmayan tanık beyanlarına rağmen bütün suçlamaları inkar eden sanıkla ilgili mahkememize olumlu kanaat gelmediğinden sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi gereğince indirim uygulanmamasına” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmaması, suretiyle hakkında fazla ceza tayininde isabet bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5237 sayılı TCK’nın 3 ve 61 inci maddesindeki ölçütler nazara alınarak alt sınırdan 5 yıl hapis cezası temel ceza olarak tercih edilerek, ve sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca 1/6 indirim uygulanmak suretiyle sanığın müsnet suçundan cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik olarak sanık müdafii tarafından yasal süre içerisinde verilen, süre tutum dilekçesinden dolayı, gerekçeli kararın sanık müdafiine tebliğ edildiği 15.01.2019 tarihinden sonra, 5271 sayılı CMK’nın 295 inci maddesinde belirtilen yedi günlük süre içerisinde ayrıntılı temyiz dilekçesi verilmediği anlaşılmış ise de, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm fıkrasında ve sanık müdafiine gerekçeli kararı tebliğ eden tebligat zarfında 5271 sayılı CMK’nın 295 inci maddesinde düzenlenen yedi günlük süreye ilişkin bir ihtaratın bulunmadığı anlaşıldığından temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilmek suretiyle inceleme yapılarak;
Örgüt mensuplarınca örgütün amacı doğrultusunda ve örgütsel faaliyet kapsamında işlenen eylem ve faaliyetlerinin ayrıca suç teşkil etmeleri gerekmediğinden sanık müdafisinin bu hususa ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
Etkin pişmanlık kapsamında müdafi huzuru ile alınan tanıkların beyanlarında, sanığın BTM ve ev sorumlusu olarak faaliyet gösterdiği, örgütün silahlı kanadını oluşturan TSK görevlisi olarak çalıştığı, sanığın örgüt evlerinde kaldığı, örgüt tarafından subay olduktan sonra da takip edildiğinin E.B.nın beyanıyla da sabit olduğu,sanığın örgütün operasyonel eylemlerinden sonra da örgütsel faaliyetlere katıldığı gözetilerek sanığın örgüt hiyerarşi yapısına girerek silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen bölge adliye mahkemesinin kabulüne dair sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması, eylemin doğru olarak nitelendirilmesi ve kanunda öngörülen suç tipine uyması, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulanması hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 19.12.2018 tarihli ve 2018/388 Esas, 2018/335 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Amasya Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.