Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/19408 E. 2011/18241 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19408
KARAR NO : 2011/18241
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafakanın inderilmesi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkilinin boşanma kararı ile müşterek çocuk için aylık 200 TL iştirak nafakası ödemesine ve nafakanın her yıl % 50 oranında artırılmasına hükmolunduğunu, ancak aylık geliri 695 TL olan müvekkilinin dava tarihi itibariyle 675 TL ye ulaşan nafakayı ödemekte zorlandığını ileri sürerek; nafakanın 250 TL ye indirilmesini ve artış oranının % 15 olarak yeniden düzenlenmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının bu davadan önce indirim istemiyle açtığı davada belirlenen şartlarda bir değişiklik sözkonusu olmadığı gerekçesiyle nafakanın indirilmesi isteminin reddine, artış oranının yeniden düzenlenmesi isteminin ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, tarafların boşanma davasında kararlaştırdıkları nafaka miktarının dava tarihi itibari ile “katlanılamaz” hale geldiği iddia olunarak, kaldırılması talep olunmuştur.
Taraflar TMK’ nun 166/3. maddesi çerçevesinde “anlaşmalı olarak” boşanmışlardır. Aralarında yaptıkları protokol, hukuki niteliği itibariyle Medeni Kanun hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir
Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle tarafların biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar; artık o akitle bağlı tutulmazlar, değişen bu koşullar karşısında TMK’nun 2 maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilirler.
Öte yandan, TMK’nun 331. maddesine göre de; durumun değişmesi halinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya kaldırır.
Şu durumda; irad şeklinde ödenilen nafaka, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile gerekli şartların oluşması halinde mahkemece indirilebilecek veya kaldırılabilecektir.
Davacı tarafça, 27.10 2009 tarihinde nafakanın indirilmesi istemi ile aynı mahkemede açılan 2009/1413 E. sayılı davanın mahkemece reddedildiği, temyiz istemi üzerine dairemizin 20.09.2010 günlü ilamı ile de nafaka miktarının dava tarihi itibariyle (şimdilik) uygun olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda ise; dava tarihi itibariyle iştirak nafakası, nafaka yükümlüsünün elde ettiği gelir seviyesine ulaşmış bulunmaktadır. Şu durumda, boşanma davasında taraflarca kurulan denge, davacı tarafın aleyhine katlanılamayacak derecede bozulmuştur.
Hal böyle olunca; mahkemece, davacının sosyal ve ekonomik durumu ile müşterek çocuğun ihtiyaçları karşılaştırılarak, önceki nafaka takdirinde kurulan dengeyi koruyucu, müşterek çocuğun ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayacak, davacının geliri ile de orantılı olacak şekilde (annenin yükümlülüğü de gözetilerek) “hakkaniyete” uygun nafakanın yeniden belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.