Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/10022 E. 2011/18179 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10022
KARAR NO : 2011/18179
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Asıl davada; 3.000 TL alacağın davalıdan tahsili, karşı davada ise 2.500 TL alacağın davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir. Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı(k.davacı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Asıl davada, 3.000 TL alacağın davalıdan(karşı davacıdan) tahsili, karşı davada ise, 2.500 TL alacağın davalıdan (asıl davacıdan) tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, kısa kararda asıl davanın kısmen kabulü ile 300 TL alacağın davalıdan tahsiline ve bakiye alacağın reddine karar verilmiş, karşı dava ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararda ise karşılık davanın reddine karar verilmiştir. hüküm, asıl davalı (karşı davacı) vekili tarafından hem asıl hemde karşı davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 22/02/2011 tarihli ek kararı ile davalı tarafın temyiz dilekçesi hükmolunan miktarın temyiz sınırının altında olduğundan bahisle reddedilmiş olup, bu red kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 22/02/2011 tarihli temyiz talebinin miktar itibariyle reddine ilişkin ek kararı davalı vekiline tebligat kanunu 21.maddesine göre 23/03/2011 tarihinde yapılmış, davalı vekili bu ek kararı 02/04/2011 tarihinde temyiz etmiş olup 8 günlük temyiz süresi geçmiş ise de; söz konusu tebligat, tabligat kanunu 21 ve tebligat tüzüğü 28.maddesine aykırıdır zira tebligat parçasındaki beyan veren kişi … …’un bu maddelerde belirtilen kişilerden olup olmadığı (komşu vs.) yazılmamıştır. Sadece isim yazılmıştır. Bu nedenle geçersiz olduğundan temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu kabul edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davalı taraf hem asıl davayı hemde karşı davayı temyiz etmiş olduğundan asıl ve karşı dava miktarları itibariyle temyizi kabil olup, yerel mahkemenin redde ilişkin 22.02.2011 tarihli ek kararı yerinde değildir. Bu nedenle ek kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Yukarıda bahsedildiği gibi mahkemece, kısa kararda asıl davanın kısmen kabulü ile 300 TL alacağın davalıdan tahsiline ve bakiye alacağın reddine karar verilmiş, karşı dava ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamış, gerekçeli kararda ise karşılık davanın reddine karar verilmiştir. hüküm, asıl davalı (karşı davacı) vekili tarafından hem asıl hemde karşı davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunmaktadır.
10.4.1992 gün 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.
Anılan İçtihat gereğince kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre mahkemece bu hususlar gözönünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 21/112011 gününde oybirliğiyle karar verildi.