Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/21752 E. 2010/3019 K. 25.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/21752
KARAR NO : 2010/3019
KARAR TARİHİ : 25.02.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 1735,00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, davalı tarafından yol yapılmak suretiyle işgal edilen tapulu taşınmazı için 01.07.2003-09.06.2005 dönemi arası 1.735,00 TL ecrimisilin işgalin başlangıcından itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, işgalli olanın yol ve tretuvar olduğu, herhangi bir yapı bulunmadığı, davalının buradan gelir elde etmesinin mümkün olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK. 995. maddesine göre ve 8.3.1950 … ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi; başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötüniyetli kimse, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından … zararları ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür. Zira işgal zararı, gelir getirebilecek bir yerin haksız işgali nedeni ile malikin o yerden olağan biçimde yararlanmaması yüzünden mal varlığındaki artışa engel olmaktır. Bu engel olmanın sağladığı mal varlığına girmeyen çoğalma en az kira, en çokta tam gelir yoksunluğu olarak değişebilir. Tazminatın amacı, elatma olmasaydı malikin mal varlığı ne durumda olacak idiyse o durumun sağlanmasıdır.
Davalı taşınmazdan yol ve tretuvar olarak yararlandığına göre, davacının; davalının yararlandığı kadar bir zararının varlığının kabulü asıldır. Davalının kamu görevi nedeni ile gelir sağlaması gerekli olmayıp davacının zarara uğraması kafidir. Taşınmazın işgal öncesi nitelikleri gözetilerek belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekir. Davacının ayrıca bir zararı olduğunu ispat etmesi gerekmez.
Yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda; idarenin (davalının) buradan gelir elde etmesi mümkün olmadığından ecrimisil hesabı yapılmamıştır.

Bu kez mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle işgalli taşınmazın kira esası üzerinden getirebileceği ecrimisil hesaplatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Yukarıdaki hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile ecrimisil talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu doküman 5070 Sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.