Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2023/12120 E. 2023/9408 K. 02.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12120
KARAR NO : 2023/9408
KARAR TARİHİ : 02.11.2023

T U T U K L U

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma

Sanık hakkında kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği; ancak sanık müdafiinin, kanunî süresi içinde temyiz
talebinde bulunduktan sonra, sanığın 10.05.2023 ve 12.08.2023 tarihli dilekçeleri ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, Cumhuriyet Savcısının temyiz istemine hasren yapılan incelemede; 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2020 tarihli ve … Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 13 yıl 4 ay hapis ve 26.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

B. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 15.01.2021 tarihli ve 2020/2515 Esas, 2021/59 Karar kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde;

“1. Her ne kadar yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanığın 19.03.2019 tarihli eylemini, birleşen dosya iddianamesine konu 22.03.2019 ve 24.03.2019 tarihli diğer eylemlerle birlikte zincirleme şekilde gerçekleştirdiği sabit görülmüş ise de,

19.03.2019 tarihli eyleme ilişkin yapılan incelemede, tape kayıtlarındaki görüşmelerin tarafların buluşmalarına ilişkin olduğu ve içeriklerine farklı anlamlar da yüklenebildiği, yapılan fiziki takipte alışverişin görülmediği, tanık Adem Ekerlek’in yakalanan uyuşturucu maddeyi sanıktan satın almadığını beyan ettiği, ele geçen madde üzerinde parmak izi incelemesinin yapılmamış olduğu ve sanığın da atılı suçlamayı reddetmesi karşısında, sanığın 19.03.2019 tarihli eyleminin sübut bulmadığının kabulünün gerektiğinin düşünülmemesi,

2. Sanığın 31.05.2019 tarihinde ikametinde yapılan aramada, net 3.280 gr kenevir bitkisi ve 65 adet uyuşturucu hapın ele geçildiği, sanığın bu eyleminin yerel Mahkemece ayrı bir suç olarak kabul edildiği; ancak ele geçirilen söz konusu bu uyuşturucu maddelerin Dairemizce de sübut bulduğu kabul edilen ve aramadan önce gerçekleşmiş 22.03.2019 ve 24.03.2019 tarihli eylemlerde ele geçirilen uyuşturucu
maddeler ile aynı bütünün parçaları ve birbirlerinin devamı olduklarının kabulünün gerektiği, bu itibarla 31.05.2019 tarihli eylemin ayrı bir suç konusu oluşturmayacağı ve dolayısıyla söz konusu eyleme ilişin Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.06.2019 tarih ve 2019/2014 numaralı iddianamesine konu mükerrer davanın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereği reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

3. Suç konusu uyuşturucunun net miktarı, önemi ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı nedeniyle, temel hapis ve adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini yerinde ise de; 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak temel hapis cezasının fazla belirlenmesi,

4. Sanığın sübut bulduğu kabul edilen zincire dahil suçlarının sayısı ve niteliklerine göre zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezasında asgari hadden artırım yapılması gerekirken, orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde 1/3 oranında artırım yapılmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,

5. Sanığın 31.05.2019 tarihinde ikametinde yapılan aramada, ele geçirilen terazinin suçun işlenilmesinde kullanıldığı kanıtlanmadığından sahibine iadesi gerekirken, dosyasında delil olarak saklanmasına karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup istinaf talebinde bulunan sanık müdafiinin istinaf talepleri bu nedenle yerinde ise de; bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyip 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,

a. Hükmün, sanık … yönünden temel cezanın belirlenmesine ilişkin (3.) bölümünün birinci fıkrasının hükümden tümüyle çıkarılmasına ve yerine; “Sanık …’nın üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçunu işlediği yapılan yargılama ve toplanan delillerle sabit olmakla, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen netice, eylemin toplum sağlığı ve geleceği üzerindeki etkileri, uyuşturucu maddenin miktarı, sanığın şahsi, sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak sanığın eylemine uyan 694 sayılı KHK ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince takdiren alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle 11 yıl hapis ve 1100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin yazılması suretiyle,

b. Hükmün, aynı bölümünde zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı ikinci fıkrasının hükümden tümüyle çıkarılmasına ve yerine; “Sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, 22.03.2019 ve
24.03.2019 tarihlerinde atılı suçu birden fazla işlediği anlaşılmakla, hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezasında 1/4 oranında artırım yapılarak 13 yıl 9 ay hapis ve 1375 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin yazılması suretiyle,

c. Hükmün, aynı bölümünde taktiri indirim sebeplerinin uygulandığı üçüncü fıkrasındaki “13 yıl 4 ay hapis ve 1333 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin çıkarılarak, yerine “11 yıl 5 ay 15 gün hapis ve 1145 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin yazılması suretiyle,

d. Hükmün, aynı bölümünde gün para cezasının parasal değere çevrildiği dördüncü fıkrasındaki “1333 gün” ve “26.600,00 TL” ibarelerinin ayrı ayrı hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerlerine aynı sıra ile “1145 gün” ve “22.900,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle,

e. Hükmün emanet eşyalara ilişkin (4.) bölümünün ikinci fıkrasının hükümden tümüyle çıkarılmasına ve yerine; ” Adli emanetin 2019/9011 sırasında kayıtlı terazinin suçta kullanıldığı kanıtlanamadığından sahibine iadesine,” ibaresinin yazılması suretiyle,

f. Hükmün, sanık … yönünden (3.) bölümünden sonra gelmek üzere yeni bir bölüm olmak üzere “Sanık … hakkında 31.05.2019 tarihli eylemi nedeniyle düzenlenen Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 24.06.2019 tarih ve 2019/2014 numaralı iddianamesi ile açılan davanın mükerrer olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin yedinci fıkrası gereğince davanın reddine,” fıkrasının eklenmesine suretiyle,

Diğer yanları usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.

C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.11.2022 tarihli ve 2021/13963 Esas, 2022/11984 Karar sayılı kararı ile;

“19.03.2019 tarihli eylemin sabit olmadığı ve 31.05.2019 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddelerin sabit kabul edilen eylemler ile aynı bütünün parçaları ve birbirlerinin devamı olduklarının kabulünün gerektiği belirtilerek, 12 yıl hapis ve 1200 gün olarak temel hapis ve adli para cezasının fazla belirlendiği gerekçesiyle, 11 yıl hapis ve 1100 gün olarak belirlenmesi ve TCK’nın 43. maddesi uyarınca 1/3 oranında yapılan ceza artırımına ilişkin kısmı çıkartarak, 1/4 oranında artırım yapmak suretiyle, sonuç cezayı “11 yıl 5 ay 15 gün hapis ve 22.900,00 TL adli para cezası olarak tespit
edilmesi” yönünde karar verilebilmesi için, CMK’nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak, delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyerek, CMK’nın 280/1-a maddesi kapsamına girmediği halde, duruşma açılmadan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 14.04.2023 tarihli ve 2023/168 Esas, 2023/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 11 yıl 5 ay 15 gün hapis ve 22.900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; Cumhuriyet savcısının temyiz süresi içinde temyiz isteminde bulunmaması nedeniyle temyiz talebinin reddi yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinde özetle; sanık hakkında 19.03.2019 tarihli eylemi de sübut bulmasına rağmen sanık hakkında ceza artırımı dafa fazla yapılmayarak eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

Bölge Adliye Mahkemesince, sanığın 19.03.2019, 22.03.2019 ve 24.03.2019 tarihlerinde haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanıklar Adem, Eyüp ve Akif’e uyuşturucu madde sattığı olaylarda, 22.03.2019 ve 24.03.2019 tarihlerindeki eylemler yönünden iletişimin tespiti tutanaklarının içeriği, bu doğrultuda yapılan fiziki takip ve akabinde gerçekleşen yakalama sonrası alıcı tanıklardan suça konu uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine, 19.03.2019 tarihli eylem yönünden ise iletişimin tespiti
tutanaklarındaki görüşmelerin tarafların buluşmalarına ilişkin olduğu, yapılan fiziki takipte uyuşturucu madde alışverişinin görülmediği, sanık … ve tanık Adem’in de iddiayı reddetmeleri nedeniyle 19.03.2019 tarihinde tanık Adem’e uyuşturucu madde temin ettiğinin sübuta ermediğine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının 19.04.2023 tarihli süre tutum dilekçesi ile kararı temyiz ettiği ve temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenmekle, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin, 19.03.2019 tarihli eylemin sübut bulmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 14.04.2023 tarihli ve 2023/168 Esas, 2023/298 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.11.2023 tarihinde karar verildi.