YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11231
KARAR NO : 2010/14613
KARAR TARİHİ : 20.09.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydı ile 520,64 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; 2000 ve 2001 yıllarında hazine ve araştırma payı olarak ayrılması gereken toplam 520.638.000 TL(520,64 TL) nin davalıya yersiz olarak ödendiğini ileri sürerek, bu bedelin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 tarihli 1968/E. 1973/14 sayılı kararı gereği hatalı ödemelerin geri alınması için gerekli dava açma süresinin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih 1972/6 E. 1973/2 K. sayılı kararının, davalı yanın savunduğu önceki tarihli Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararını doğrulayıp tekrarladığı, yargılamada bağlayıcı önemi ve niteliği bulunan anılan içtihadı birleştirme kararlarında ancak fazla ödeme yapılan kişilerin gerçek dışı beyanları yahut hileye başvurmaları halinde haksız ödemenin geri alınmasının olanaklı bulunduğunun belirtildiği, somut olayda istenilen fazla ödemenin davalı yanın gerçek dışı beyanı yada hileye başvurmasından kaynaklanmadığı, bu nedenle yokluk ile mutlak butlan hallerine girmediği, alacağın ortaya çıkmasından itibaren 60 günlük idari dava açma süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, davacı idarenin; öğretim üyelerinin özel muayene ücretlerinden araştırma ve hazine payı olarak ayrılması gereken payı hataen davalıya ödediği ileri sürülerek; yersiz ödenen 520.638.000 TL’nin faiziyle tahsili istenilmektedir. Dosya kapsamından, davalıya yapılan ödemenin daha önce bu yolda alınmış bir karara dayanmadığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanununun 62. maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse, yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir.
Yine, HGK. nun 2005.12.1984 tarih, 1982/13–387 E.-1984/997 K. sayılı kararında; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemelerin idare tarafından BK. nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.
Mahkeme gerekçesiyle belirtilen, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 27.1.1973 tarih 1972/6 E. 1973/2 K. sayılı kararı ile Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün ve 1968/8–1973/14 sayılı kararı; idarenin “şart tasarrufuna” ilişkindir. Somut olayda ise; davacı idarenin davalıya mevzuata aykırı olarak yaptığı hatalı ödemeden söz edilmektedir.
O halde, mahkemece; herhangi bir şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin, BK. nun sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde istenip istenemeyeceği tartışılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.