YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6900
KARAR NO : 2010/12098
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının davacıyı dövdüğünü, tehdit ettiğini, altınlarını alarak babasının evine gönderdiğini belirterek aylık 300 TL tedbir nafakasının tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabında, ilk eşinden olan çocuğuna davacının bakmadığını, bu nedenle evden ayrıldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, davacının ayrı yaşamakta haklı olduğu ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
TMK’nun 195.maddesi uyarınca, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı kanunun 197/1.maddesinde, “Eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama haklarına sahiptir”. İkinci fıkrada ise, “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.” hükmünü getirmiştir.
Dosya içeriği ve tanık beyanlarından davalının davacıyı dövüp evden kovduğu ve davacının da davalının ilk eşinden olan çocuğuna bakmadığına ilişkin iddiaların ispat edilemediği anlaşılmasına rağmen taraflar arasında ortak yaşamayı güç kılan sorunların bulunduğu açıktır.
Davacının çalışmadığı, ev hanımı olduğu, davalının ise asgari ücretle çalıştığı anlaşıldığına göre, bu durum tedbir nafakasının niteliği gereği davalının birliğin giderlerine gücü oranında katkıda bulunmasını zorunlu kılar.
Buna göre mahkemece, TMK’nun 4.maddesinde belirtilen “hakkaniyet” ilkesi dikkate alınarak davacıya uygun bir miktar tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.