YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11161
KARAR NO : 2010/12198
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 5.500.00 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle uyulan bozma ilamı gereğince hüküm kurulmuş bulunmasına göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, mahkemece bozmaya uyularak hüküm kurulmuş ise de; bozma ilamı gereğince inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Zira, bozma ilamında; “… Davacı; uğradığı zararı ispat etmelidir. Davaya konu su; debisi nazara alındığında (10 lt/sn) genel su niteliğindedir. Genel sulardan ise herkes öncelikli ve kadim hak korunmak suretiyle faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir. Bu nedenle, mahkemece; muvafakatın ortadan kalktığı ihtar tarihinden, kamulaştırmasız el atma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürede; davacının dava konusu su ile ne kadar yeri sulayacağı sorulmalı, bilirkişi heyeti vasıtasıyla sulanacak alanda harcanacak su miktarı saptanmalı ve sulama suyunun m3 bedeli DSİ Bölge Müdürlüğünden sorulduktan sonra, yapılacak hesaplamaya göre ecrimisile hükmedilmelidir. Ecrimisil bedelinin, belediye rayiç fiyatları dikkate alınarak, içme suyu m3 birim fiyatı üzerinden, davalının kullandığı su miktarı dikkate alınarak hesaplanmış olması doğru görülmemiştir” denilerek, davacı tarafın su bedeli isteme koşulunun; zararının varlığını ve miktarını ispatlamasına bağlı tutulduğu anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde, davalının kullandığı suyun bedelinin tahsili talep edildiği gözetilmeden; (bozma dışına çıkılarak) ayrıca, ağaçların sulanmamasından dolayı uğranılan zararla ilgili gelir metoduna göre ecrimisil hesabı yaptırılması ve belirlenen miktarın hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, dava tarihi 03.04.2006 tarihi olduğu halde; karar başlığına 03.09.2009 olarak yazılmış olması ve davacının faiz talebiyle ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.