YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7191
KARAR NO : 2023/8433
KARAR TARİHİ : 20.09.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/45 E., 2022/51 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, 10.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile 23.9.1998-16.6.2013 arasında davalı …’e ait olan evde, ev hizmetlerinde aşçı ve temizlikçi olarak, aralıksız ve sürekli olarak aylık 1250 TL ücret karşılığı çalışmış olmasına rağmen davalılar tarafından söz konusu bu çalışmaların Sosyal Güvenlik Kurumun’a bildirilmediğini ve sigorta primlerinin ödenmemiş olduğunu, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini beyanla, sürekli olarak ev hizmetlerinde kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında bağımlılık unsuru bulunmayan, davalının da kabul etmesi halinde çağrı usulü ile gerçekleştirilen kesintili ev hizmetlerinin söz konusu olduğunu, davalı ile bağımlılık ilişkisi içinde olmayan, davalının emir ve talimatı altında çalışmayan davacının, sadece davalı usulü ile gerçekleştirdiği, bağımlılık unsuru taşımayan çalışmalarının 3-4 defa 6, 8 ve 10 aylık kesintilere uğradığını, bu kesinti dönemlerinde davacının çağrı usulü ile dahi hizmet vermediğini, 1998 yılından 2013 yılına kadar kesintisiz aylık 1.250,00 TL ücretle çalıştığı iddiasını kabul etmediklerini, hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği de nazara alındığında çalışma iddialarının kuşkudan uzak biçimde kanıtlanmasının zorunlu olduğunu, davanın 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunup davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, Kurum kayıtlarına göre davacının davalı yanında çalışmaları bulunmadığı gibi başkaca dava dışı işveren yanında da çalışmaları bulunmadığını, ayrıca davacının sigortalılık kaydının dahi bulunmadığı, davalı 112780 sicil numaralı, “…, unvanlı iş yerinin 05.11.2013 tarihinde Kanun kapsamına alındığını, ev içi çalışan personelin işvereni olarak faaliyetleri mahiyetinde iş görerek “….., Mah. ….., Sk. …..,Apt. 2/10 ……Mersin” adresinde faaliyette bulunduğunu, davacının tespit talep ettiği dönemde davacının fiili çalışması bulunmadığından, davacının sigortalılık kaydına da rastlanılmadığını savunup davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2013/185 Esas, 2017/161 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne; davacının 23.09.1998- 16.06.2013 tarihleri arasında davalıya ait evde ev hizmetlerinde kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.05.2017 tarihli ve 2017/1107 Esas, 2017/1130 Karar sayılı kararıyla; davalı Kurum vekilinin ve davalı … vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b maddesinin 1 inci alt bendi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairemizin 25.11.2019 tarih 2017/3981 E., 2019/9044 K., sayılı bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararı “…eldeki davada, Mahkemece, re’sen araştırma ilkesi doğrultusunda, öncelikle davalının konutta ne zamandan beri yaşadığının tespiti için konuta ilişkin iskan ruhsatı, elektrik ve su abonelik tarihlerinin hangi tarih olduğu ilgili kurumlardan sorulmalı, davacı bu ev dışında daha öncesinde davalıya ait başka bir evde çalıştı ise davacıdan sorulmalı, davalıların, davacıyı uzun yıllar ev hizmetinde çalıştırılması gerekip gerekmediği, konutun kapsamı, hangi işlerde çalıştığı, bu çalışmalarının ne kadar süreyle yapılabileceği, buna göre çalışmasının tam zamanlı çalışmayı gerektirip gerektirmediği, ihtiyaç durumu belirlenmeli, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, aynı ve komşu apartmanlarda uzun yıllar oturan ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar (diğer evlerde çalışanlar, komşu market ve bakkal işleten ve çalışanları başka sitede güvenlik görevlisi vs olarak görev yapmış kişiler) ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan mahalle muhtarı veya azaları tespit edilip tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulmalı, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, davacının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu, davaya konu dönem içinde doğum, hastalık ve benzeri nedenlerle çalışmasına ara verip vermediği, başka evlere temizliğe gidip gitmediği, gitmişse haftada kaç gün başka evlere de temizliğe gittiği araştırılmalı, yapılacak yeni araştırmalar ile davacının ve davalıların alışveriş yaptığı yada eve gelerek hizmet veren işyerlerinden davacının çalışmaları sorulmalı, çalışmanın varlığı ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalı, toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. ” gerekçesi ile bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davalı … ünvanlı işyerinin 05.11.2013 tarihinde 1113780 sicil numarası ile tescil edildiği, hizmet cetveline göre, davacının, davalıya ait işyerinde kayıtlı çalışmasının görülmediği, davacının, 23.09.1998-16.06.2013 tarihleri arasında davalıya ait evde ev işlerinde sürekli çalıştığını iddia ederek iş bu davayı açtığı, davalının savunmasında, davacının ev işlerinde çalıştığını kabul ettiği, ancak çalışmasının sürekli değil, çağrı üzerine olduğunu belirttiği, bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı çalışmasının sürekli olup olmadığı noktasında toplandığı, davalının ev hizmetine gittiği evin 27.11.1997-31.03.2015 tarihleri arasında davalı adına elektrik aboneliği olduğu, 15.07.2005 tarihinden beri davalı adına su aboneliğinin bulunduğu, evin genel iskanının 25.12.1996 tarihinde alındığı, 27.11.1997 tarihinden itibaren oturum (yapı kullanma) izninin bulunduğu, davalı adına 17.07.2018 tarihinden itibaren ev hizmetleri koduyla işçi bildirimi yapıldığının anlaşıldığı, davalının, davacının işten ayrılmasından sonra, kendi adına ev hizmetleri işyeri tescil ettirdiği, buna göre davalının davacıdan sonra da ev işlerinde yardımcı eleman çalıştırdığı, davalının ……, Şirketi yetkilisi olup, ihtilaflı dönemde okul çağında olan 2 çocuğunun da bulunması nedeniyle çalışması nedeniyle ev işlerinde her zaman yardımcıya ihtiyaç duymasının olağan olduğu, bozma kararı öncesi dinlenen davacı tanıkları ve kamu tanıkları ile bozma kararı sonrası dinlenen kamu tanıkları beyanlarından, davacının, davalıya ait evde sürekli çalıştığının anlaşıldığı, davacının davalının yardımcısı olarak ev hizmetlerinde çalıştığının tanık beyanları ile sabit olduğu, yine kamu tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 23.09.1998-16.06.2013 tarihleri arasında davalıya ait evin ev işlerinde hergün işe giderek sürekli çalıştığı anlaşıldığından, davacının 23.09.1998-16.06.2013 tarihleri arasında davalı yanında hizmet akdine dayalı çalıştığı” gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının 23.09.1998-16.06.2013 tarihleri arasında davalıya ait evde ev hizmetlerinde kesintisiz ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; re’sen araştırma ilkesi kapsamında yeterli araştırmanın yapılmadığını belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2) Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un madde 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3) 6100 sayılı HMK madde 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, madde 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK madde 31 gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, madde 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
4) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun’un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 …, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
2-Eldeki davada ise Mahkemece verilen ilk kararın, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması gereği belirtilerek Dairemizce bozulmasına karar verilmiş, Mahkeme tarafından bozmaya uyulmuştur. Ancak bozma nedenlerinin gereği yerine getirilmemiştir.
3.Mahkemece yapılacak iş; davacının talep ettiği hizmet tespiti yönünden, dinlenen emniyet tespiti komşu tanıklarından …’nın ifadesinde “davacı benim evime de birkaç kere temizliğe gelmişti” şeklindeki beyanı ile bozma öncesinde dinlenen emniyet tespiti tanıkları ……, ve…’nin ifadelerinde, davacının kendi evlerine de birkaç kez temizliğe geldiğini
belirtmeleri, yine bozma öncesi dinlenen tanıklar … ve …’ın ifadelerinde davacının 2008 yılında 1 yıl kadar işe ara verdiği yönündeki beyanları ile dinlenen diğer tanıkların beyanları arasındaki çelişkilerin bulunduğu gözetilerek bu çelişkiler giderilmeli, iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerinin tam olarak belirlenmesi, çalışmanın tam olarak ortaya konulması için bozma ilamında da belirtildiği üzere resen araştırma ilkesi kapmasında komşu işyeri ya da kapıcıların tespiti için gerekli araştırmanın yapılarak, çalışmanın tam zamanlı bir çalışmayı gerektirip gerektirmediğinin araştırılmalı, bozma ilamında belirtilen kapsamda iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri tespit edilmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.