YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7608
KARAR NO : 2023/1953
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/604 E., 2022/930 K.
DAVA TARİHLERİ :19.09.2016 /15.01.2018
KARAR : Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü
TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri
Taraflar arasında birleştirilerek görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşma talepli olarak davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, birleşen davada, davacılar yönünden temyize konu edilen miktar 49.000,00 TL, davalı yönünden ise 41.000,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı
anlaşılmakla; birleşen davaya ilişkin olarak taraf vekillerinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada, davacılar ıslah ile, … için 134.716,98 TL, anne baba için ise 5.203,96 TL maddi tazminat talep ettikleri, derece mahkemelerince davacı … yönünden davanın kabulüne, davacı … yönünden davanın reddine, davacı … yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği nazara alındığında davacılar yönünden reddedilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığı anlaşılmakla; asıl davaya ilişkin olarak davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar; davacı …’ın davalı kuruma ait elektrik direğinden düşmesi sonucunda yaralanarak malûl kaldığını, bu durumun tüm davacıları etkilediğini, ailenin maddi ve manevi çöküş yaşadığını, davalı şirketin bu olayda kusuru ve ihmalinin olduğunu ileri sürerek; davacılardan … için 100,00 TL, anne Fatma ve baba Metin için 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmişler, 03.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile bu talebini davacı … için 134.716,98 TL’ye, davacı anne baba için ise 5.203,96 TL’ye yükseltmişlerdir.
2. Birleşen davada davacılar; davacılardan … için 40.000,00 TL, baba ve anne için ayrı ayrı 15.000,00’er TL, kardeşler için ayrı ayrı 10.000,00’er TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı; enerji nakil hattının proje ve onay aşamalarından geçtiğini, montaj edildikten sonra direğe bitişik olarak mesken yapıldığından direğin çatının içinde kaldığını, mesken sonradan yapıldığından illiyet bağının bulunmadığını, davacı anne ve babanın çocukları ile ilgili denetim ve gözetim görevini yerine getirmediklerinden kusurunun bulunmadığını savunarak, davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli ve 2016/257 E., 2019/198 K. sayılı kararıyla; kusura ilişkin bilirkişi raporuna göre davacı anne ve babanın olay nedeniyle %70, davalı şirketin %30 oranında kusurlu olduğu, adli tıp raporu ve kusura ilişkin rapor doğrultusunda hazırlanan hesap bilirkişisi raporuna göre asıl davada davacı … için 40.415,09 TL maddi tazminata, davacı …’in olay tarihinde gelirinin olmadığı ve çalışmadığından maddi zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacı … yönünden davanın atiye bırakıldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada tarafların mali sosyal durumları, davacıların kusur yoğunluğu nazara alınarak davacılardan … için 15.000,00 TL, Fatma ve Metin için ayrı ayrı 10.000,00’er TL, Zeynep ve Yusuf için ayrı ayrı 3.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2019/1231 E., 2021/607 K. sayılı kararıyla; davacılar birden çok olup, davayı birlikte açmış olmakla birlikte, dava konusu uyuşmazlık davacılar için ortak olup, her bir davacı için hukuki sebebin aynı olduğu gerekçesiyle Fatma ve Metin aleyhine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece her bir davacı aleyhine ayrı ayrı vekâlet ücretine karar verilmesi, davacılar tarafından peşin yatırılan 307,40 TL harcın davalılardan tahsil edilecek harçtan mahsup edilmesine rağmen, yargılama giderleri kısmında bu miktarın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmemesi doğru olmadığı gerekçesiyle, vekalet ücreti ve harç yönünden kararın düzeltilmesi suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 12.04.2022 tarihli ve 2021/6551 E., 2022/3478 K. sayılı ilamıyla; asıl ve birleşen davada davalı ve diğer davacıların asıl ve birleşen davaya yönelik tüm, asıl ve birleşen davada davacı …’ın ise birleşen davaya yönelik tüm, asıl davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, asıl ve birleşen davada davacı …’ın lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik olarak, davacı küçük …’a özen göstermeyen anne-babanın kusurunun hesaplanan maddi tazminat miktarından indirilmesinin doğru olmadığı, bilirkişi raporu ile tespit edilen zarar tutarının tamamının Türk Borçlar Kanunu’nun 61 ve 62 nci maddeleri gereğince davalı şirketten tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan 31.12.2018 tarihli raporda davalının sorumlu olduğu ve davacı küçüğün uğradığı zararın 134.716,98 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davada davacı … yönünden 134.716,98 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, infazda duraksamaya yol açmamak için hükmün kesinleşen kısımlarına kararda aynen yer verilerek, asıl davada davacı … yönünden davanın reddine, davacı … yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davacılardan … için 15.000,00 TL, Fatma ve Metin için ayrı ayrı 10.000,00’er TL, Zeynep ve Yusuf için ayrı ayrı 3.000,00’er TL manevi tazminat miktarının olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; kusur oranına itiraz ettiklerini, kaza ile davalı şirketin faaliyetleri arasında illiyet bağının olmadığını, kusur oranı %30 kabul edildiği halde tazminatın tamamından sorumlu tutulduğunu, bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, yeniden sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elektrik çarpması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması üzerine, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).
2. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).
3. Değerlendirme
Temyize konu edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma ilamında belirtilen şekilde işlem yapılmak suretiyle verildiği, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Birleşen davaya yönelik taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar yönünden reddine,
2.Asıl davaya yönelik davacılar vekilinin temyiz dilekçelerinin miktar yönünden reddine,
3.Temyiz olunan asıl davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Asıl ve birleşen davada peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, asıl davada aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.