Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/1061 E. 2011/4453 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1061
KARAR NO : 2011/4453
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, tarafların 2005 yılında evlendikleri, davalı kocanın 2006 yılında boşanma davası açtığı ancak davanın reddedildiği, davacıyı baba evine bırakan davalının boşanmanın reddinden sonra da bir araya gelmediği, davacının geçimi ile de ilgilenmediği ileri sürülerek aylık 750 TL tedbir nafakasına hükmedilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davacının TMK’nun 197/1. maddesinde belirtilen ayrı yaşamda haklılık olgusunu ispat edemediği gibi engelli annesine bakması nedeniyle de Denizli İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünden 496,53 TL bakım ücreti aldığı ve geliri olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK’nun 186/3.maddesinde; eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar, hükmü yer almıştır.
Aynı yasanın 197.maddesinde de; ayrı yaşamada haklı olan eşin diğer eşten tedbir nafakası isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacı (kadın) ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı (koca), birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler mevcudtur. Bu giderlere örnek olarak, kira parası, yakıt parası, elektrik, telefon ve su parası gibi giderler gösterilebilir. Giderlere katılmada ise; eşlerin “güçleri” ölçü olarak esas alınmalıdır. Davacı (kadın) nın geliri bulunması, emekli olması, gelirlerinin davalıyla denk olması, hatta davalının gelirinden daha fazla olsa bile, davalı (koca) yı ortak giderlere katılma yükümlüğünden büsbütün kurtarmaz, bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Keza, davacı (kadın) nın belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona tedbir nafakası bağlanmasını engelleyici bir durum da değildir.
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdürdükleri hayat seviyesini ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir
Boşanma davası açılmakla eşlerin ayrı yaşama hakkının doğacağı açıktır. somut olayda davalının açtığı boşanma davası reddedilmiş, davadan sonra ise taraflar bir araya gelmemişlerdir. Boşanma davasının açılması ile … ayrı yaşama hakkının davanın reddi halinde süresiz olarak devam etmeyeceği kabul edilse de; birlikte yaşamı yeniden tesis etme görevi boşanma davası reddedilen eşe aittir. Davalı kocanın yeniden bir araya gelmek için herhangi bir girişimde bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda davacı eşin ayrı yaşamda haklı olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Öte yandan ev hanımı olan davacının özürlü ennesine bakması nedeniyle aldığı bakım ücreti kendi geçimi için olmayıp, annenin geçim ve bakımı için gerekli olan bir ücrettir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek hakkaniyete uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın tümden reddi … olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.