YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1720
KARAR NO : 2011/7676
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.000 lira manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 3.000 TL nın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılar tarafından yayınlanan 07.06.2009 tarihli Hürriyet Gazetesinde “Hakim baba pencereden gözaltına aldırdı” başlıklı haber ile gerçekle ilgisi olmayan tek taraflı iddialar içermesi nedeniyle davacının hakimlik görevini kötüye kullanmış gibi haber yapıldığını, mesleki onurunun kırıldığını belirterek 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevabında, haberin gerçek olduğunu, yaşanan olayın habercilik nedeni ile yazıldığını, davacının adının yazılmadığını, yazının hukuka uygun olduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemece; gazetedeki haber nedeniyle yanlış yorumlara neden olacak şekilde ve hakimin (davacının) hukuk dışı hareket ettiği intibaının uyandığını, haberde kamu yararının bulunmadığı belirtilerek 3.000 TL manevi tazminatın birkısım davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırlaması, TMK 24 ve BK 49. maddeleridir. Basının haber verme görevini yerine getirirken kullanacağı bu hakkın özel hukuk alanındaki sınırı; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kullanıldığı sürece hukuka uygundur. Böyle bir sonuca varılırken diğer olguların yanında ve özellikle kamu yararına yönelik basın açıklamaları bakımından kişilerin toplum içindeki konumları önem taşımaktadır. Eğer kişi, anonim kişilerden değil de konumu ve işinin bir sonucu olarak kamu oyunun dikkatini çekiyorsa, basının onun hakkında normal kişilerden farklı ve bu kişinin konumuna uygun olacak biçimde açıklamalar yapması doğaldır. Eğer kişi toplumun kendisine verdiği önemi yadsıyan bir davranışa girmiş ise basının bu davranışını eleştirmesinde kamu yararı bulunmaktadır.
Bu halde haber ya da eleştiri hukuka uygun hale gelir. Eleştiri, belirli bir davranış, olay, kişi ve eser konusunda yorumları içerir. Özellikle toplumun her an göz önünde olan kişileri gerektiğinde eleştirmek basının görevidir. Basında yayın konusu yapılan haber objektif oldukça, doğru olaylara dayandıkça ve doğru amaca yönelik bulundukça eleştiri sert, kırıcı ve kişiyi küçük düşürücü olabilir.
Böyle durumlarda hukuka aykırılık ortadan kalkmaktadır.
Somut olayda, davacı hakimin çocuğunun yaramazlık yapması nedeniyle dava dışı … tarafından uyarılması sonucunda davacı tarafından evinin penceresinden “niye çocuğumu dövüyorsun” diye bağırıp, nöbetçi kulübesinde bekleyen polise “sana emrediyorum, şikayetçiyim, gözaltına alın” dedikten sonra…’in 4 saat polis merkezinde ifade vermek için bekletilip, davacının şikayetinden vazgeçmesi üzerine serbest bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı gazete ise bu haberi, “Hakim baba pencereden gözaltına aldırdı” başlığı ile yayınlamıştır. Dava konusu edilen bu yazı ile yukarıdaki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği, haberde yer alan sözcükler ve özellikle davacı hakkında yazıldığı ileri sürülerek dava konusu edilen haber başlığının eleştiri mahiyetinde bulunup, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek nitelikte olmadığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu haber nedeniyle manevi tazminat davasının unsurları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.