Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/2798 E. 2010/3785 K. 08.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2798
KARAR NO : 2010/3785
KARAR TARİHİ : 08.03.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.724 TL alacak için girişilen takibe yönelik itirazın iptali ile icra inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davacı şirketçe üretilen besi yemi katkı maddesinden satın almasına rağmen fatura bedellerini ödemeyen davalının, başlatılan icra takibine de kötü niyetli olarak itiraz ettiğini … sürerek takibe yönelik itirazın iptaline, davalının alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davalının faturalardan yeni haberdar olduğunu, davacının … taraflı olarak tanzim ettiği faturalar ile haksiz ve kötü niyetli olarak takip başlattığını savunarak davanın reddine, davacının alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 29…..2009 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; takip dayanağı olan faturaların davacı şirketin yevmiye defterine muhasebeleştirilerek işlendiği, 211 ve 232 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan düzenlemeler gereğince; irsaliyeli faturalara konu malların teslimine ilişkin olarak ayrıca bir belgenin düzenlenmesine gerek bulunmadığı, dolayısıyla fatura bedellerinin usulüne uygun olarak yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesinin malın teslimini de içerdiği belirtilmektedir.
6762 Sayılı TTK. nun 23. maddesine gereğince, davaya ve takibe konu edilen faturaların kapsamının kesinleşmesi ve dolayısıyla davalıyı bağlayıcı olabilmesi için, faturalara konu malların davalıya teslim edilmiş olduğunun yasal delillerle davacı tarafça kanıtlanması gerekir.
Aynı kanunun 82.maddesi göre de; ticari defterler, tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur.
Dava dilekçesinde; davalının tacir olmayıp, hayvan besiciliği yaptığı belirtilmiştir. Şu halde, davacı şirketin defterleri kendi yararına delil olarak kabul edilemez.
Bundan ayrı, bilirkişi raporunda anılan tebliğler ile; irsaliyeli fatura uygulamasını seçen mükelleflerin, fatura ve sevk irsaliyesini ayı ayrı belgeler olarak değil, irsaliyeli fatura adı altında … belge olarak düzenlemesi ve kullanması esası getirilmiş olduğundan, davalının imzasını içermeyen faturaların davayı sonuçlandıracak bir delil olarak kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, faturalarda yazılı malların teslim edilip edilmediği hususunda ispat yükünün davacı da olduğu gözetilmesi, dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı anlaşılan davacıya, davalıya yemin teklif etme … hatırlatılarak hâsıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yetersiz ve yanılgılı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.