YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/26588
KARAR NO : 2022/11279
KARAR TARİHİ : 03.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … vd. aleyhine 27/04/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; mahkemenin 22/09/2016 tarihli 2016/4 esas ve 2016/371 karar sayılı ilamında direnilmesine, davanın reddine dair verilen 10/02/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin imar uygulaması sonucunda kendisine ait taşınmazın 27393 ada 9 parsele kaydırıldığını, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların ise 27393 ada 7 ve 8 parsel içinde kaldığını, bu parsel maliklerinin arsalarının üzerine bina yapılması için davalı yüklenici … ile anlaştıklarını, adı geçenin kendisine ait ağaçları söktüğünü, inşaatın yapımı sırasında da kendisine ait kavakların kesildiğini, bu parsel maliklerine karşı Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/495 Esas sayılı dosyasında açılan meni müdahale davasının kabulüne karar verildiğini ancak evvelce dava konusu yapılmayan ve davalılar tarafından yıkılıp kestirilen ağaçların, su kuyusunun ve kömürlüğün bedelinin ödenmediğini iddia ederek uğradığı zararın ödetilmesini talep etmiştir.
Davalılar … ve … (ölü) davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar Dairemizin 26/10/2017 tarihli 2017/2000 Esas ve 2017/6409 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, mahkemenin 22/09/2016 tarihli 2016/4 Esas ve 2016/371 Karar sayılı ilamında direnilmesine ve davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme kararlarının gerekçe bölümünde; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gösterilmesi zorunludur(HMK 297/1-c). Gerekçe, mahkemenin benimsediği olgular ile hüküm bölümü arasında yasal ve mantıksal bir bağ niteliğinde olduğundan hükümle gerekçe arasında ve gerekçenin kendi içinde çelişkiye sebep olunmaması da gerekir.
Dosya kapsamından, mahkemece kısa kararda “Mahkememizin 22/09/2016 tarih ve 2016/4 Esas 2016/371 sayılı kararı hükmünde direnilmesine, bu nedenle davanın reddine” karar verilmiş ancak gerekçe bölümünde davalılardan … yönünden sehven direnildiği şeklinde gerekçelendirilmiş ve böylece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık çelişki oluşmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere kısa karar ile gerekçeli karar arasında veya gerekçeli kararın kendi içinde çelişkili olması hali mutlak bozma sebebidir. Bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 03/10/2022 gününde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 Sayılı Yasa’nın 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen geçici 4/4. maddesinde “ Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) somut olay bakımından uygulanmasına devam olunan 429 uncu maddesine göre, bozma kararı üzerine kendiliğinden tarafları duruşmaya davet eden mahkeme tarafları dinledikten sonra Yargıtay bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Mahkeme bozma kararına uyduktan sonra bu karardan dönemeyeceği gibi, direnme kararı verdikten sonra da ilk karardan farklı bir karar vermesi de mümkün değildir. Gerekçe genişletilebilir ise de verilen hükmün ilk karardan farklı olmaması gerekir. Başka bir deyişle direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de kararı değiştirmemelidir.
Mahkemece düzenlenecek kısa ve gerekçeli kararlara ilişkin hüküm fıkralarında, Özel Daire bozma kararına hangi açılardan uyulup hangi açılardan uyulmadığının hüküm fıkrasını oluşturacak kalemler yönünden tek tek ve anlaşılır biçimde kaleme alınması, varsa hükmedilen miktarların doğru ve çelişki oluşturmayacak biçimde ortaya konulması; kararın gerekçe bölümünde de bunların nedenlerinin ne olduğu, bozmanın niçin yerinde bulunmadığı ve dolayısıyla mahkemenin bozulan önceki kararının hangi yönleriyle hukuka uygun olduğunun açıklanması, kararın yargısal denetimi açısından aranan ön koşullardır.
Direnme kararları yapıları gereği, kanunun hukuka uygunluk denetimi yapmakla görevli kıldığı Yargıtay dairesinin denetimi sonucunda hukuka aykırı bularak, gerekçesini açıklamak suretiyle bozduğu bir yerel mahkeme kararının aslında hukuka uygun bulunduğuna, dolayısıyla bozmanın yerinde olmadığına ilişkin iddiaları içerdiklerinden, o iddiayı yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorunda olduğu gibi, direnilen ve uyulan kısımları da kalem kalem net ve birbirine uygun bir biçimde içermelidir.
Somut olayda mahkemece davanın zamanaşımından reddine dair verilen 22.09.2016 tarihli hüküm davacı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 26.10.2017 gün, 2017/2000 Esas- 2017/6409 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, mahkemece direnme adı altında yeniden davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, hükmün gerekçesinde ise davalı … yönünden direnme kararının sehven verildiği, bu hususa değinilmekle yetinildiğinden bahsedilmiş olup hükmün kısa karar ve gerekçeli karar arasındaki çelişki nedeniyle bozulmasına karar verilmiş ise de, neticeten mahkemece usuli kazanılmış hakka engel olunmaması için de direnme kararı verilmesinin zorunlu olması ve gerekçedeki yeni hüküm ibaresi nedeniyle direnme kararının bozulması konusunda yetki ve görev yukarıdaki açık düzenlemeye göre Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda olup Dairemizce verilen 26.10.2017 gün 2017/2000 Esas – 2017/6409 Karar sayılı bozma ilamı usul ve yasaya uygun olup Mahkemece verilen direnme kararı yerinde olmadığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmesi kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun direnme kararının bozulması kararına katılmıyorum.