YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/23011
KARAR NO : 2011/3749
KARAR TARİHİ : 14.03.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde el atmanın önlenmesi 1000 lira maddi tazminat ve 5000 lira manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkiline ait işyerinin ruhsatsız olarak faaliyette bulunduğu gerekçesiyle davalı belediyece mühürlendiğini, oysa davalı belediyeden kiralanan taşınmazda faaliyet gösteren işyerinin açma ve çalıştırma ruhsatının bulunduğunu, yapılan mühürleme işlemi ile müvekkilinin ticari itibarı zedelendiği gibi taraflar arasındaki kira sözleşmesinin de ihlal edildiğini ileri sürerek; davalının müdahalesinin menine, yoksun kalınan kazanç nedeniyle 1.000 TL maddi, ticari itibarın sarsılması nedeniyle de 5.000 TL manevi olmak üzere toplam 6.000 TL tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili belediyeye ait olan 14 ve 21 nolu bitişik taşınmazların davacı tarafından kiralandığını, 21 nolu taşınmazda işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı alarak ticari faaliyete başlayan davacının, iki taşınmaz arasındaki duvarı yıkmak ve 14 nolu taşınmazın da kapısını da kapatmak suretiyle bu yerleri tek bir taşınmaz haline getirdiğini, kiralanan taşınmazların eski hale getirilmesi için davacının uyarıldığını, ayrıca 14 nolu taşınmazın işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmaması nedeniyle zorunlu olarak işyerinin mühürlendiğini, gerçekleştirilen bu idari işleme karşı idari yargıda dava açılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki kira sözleşmelerinden … kişisel hakka dayalı olarak müdahalenin önlenilmesi istenildiğinden davanın adli yargıda görülmesi gerektiği, 14 nolu taşınmazın ruhsatının bulunmaması nedeniyle 21 nolu taşınmazın da mühürlenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu kabul edilerek; müdahalenin meni ile 1.000 er TL maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinde, idari dava türleri arasında sayılan idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak iptal ve tam yargı davalarının idari yargı yerlerinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Yine aynı kanunun 12. maddesinde iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılabileceği açıklanmıştır.
Somut olayda; davalı belediyenin, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı bulunmasına rağmen davacıya ait işyerini ruhsatsız olduğu gerekçesiyle kapattığı ileri sürülmüştür.
Davalı …, bir kamu kurumu olup; kural olarak, işlem ve eylemleri de kamusal niteliktedir. Diğer yandan, 3572 sayılı kanunun 3/b ve 6. maddeleri ile; belediye hudutları içerisindeki işyerlerine, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının verilmesi, gerekli kontrollerin yapılması ve ruhsatın iptal edilerek işyerinin kapatılması görevleri belediyelere verilmiştir. Bu bakımdan, hizmetin yasal dayanağı söz konusudur.
Kamu hizmetinin görülmesi sırasında, hizmetin gereği gibi yerine getirilmediğine ilişkin iddialara dayanan davalar, hizmet kusuruna ilişkindir. Bu nedenle, idari yargı yerinde ve idare hukuku kuralları çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Yukarıdaki açıklanan vakıalar karşısında dava, 2577 sayılı Yasa 2. maddesinde düzenlenen iptal ve tam yargı davası olup, adli yargının görevine girmemektedir.
Diğer yandan, yargı yolu dava koşulu niteliğinde olup; ileri sürülmese bile mahkemece görevi gereği doğrudan göz önünde tutulmalıdır. ( HUMK. m.7 ).
Şu halde mahkemece, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.